Kahire

20.05.2018
710 görüntülenme
Kahire

Kahire bilindiği üzere Mısır‘ın başkenti. Tarih boyunca ve şu anda da Mısır’a en büyük önemi kazandıran Nil Nehrinin iki yakasına kurulmuş olan kent gerçekten istisna ve görülmesi gereken bir şehir. Mısır’ın nasıl bir ülke olduğunu anlayabilmek için bazı ufak bilgiler vermekte fayda var; % 3 enflasyon, % 25 işsizlik, 75 milyon nüfus, 20 milyonluk Afrika’nın ve Ortadoğu’nun en büyük şehri Kahire, % 46 kadın okur-yazarlık oranı, tüm zenginliğine rağmen Türkiye’nin 1/3 ‘ü kadar yani 8 milyon yıllık turist sayısı, 67 ortalama yaş, % 94’ü çöl olan topraklar.

Bu coğrafyada insan izleri çok eskilere dayanıyor; ilk insan izleri MÖ 250.000 yıllarına ait, daha sonra bilinen en eski yaşam Firavunlar dönemi; MÖ 3100- MÖ 332. Bunu Aleksander dönemi MÖ 332 – MÖ 30 takip ediyor. Bölge MÖ 30 – MS 638 yılları arasında Roma hakimiyetinde olmuş. Bu dönemi MS 640 – MS 1517 arasında Arab, 1517 – 1882 arasında Osmanlı, 1882 – 1952 arasında da İngiliz dönemi takip etmiş. Mısır 1952 yılından itibaren bağımsız.

Nasıl Gidilir

THY’nın Kahire’ye direkt uçuşları bulunuyor ve en kolay yol bu ama Egypt Air’in de direkt uçuşlarına bakmanız lazım.

Havalimanından “Cairo Airport Shuttle Bus” ile şehrin değişik yerlerine otobüsle gidebilirsiniz. Havaalanından taksi ile Kahire’ye gidiş ise 7 $ civarında tutuyor.

“Seyahat için yaptığın yatırım; kendin için yaptığın en iyi yatırımdır”

Matthew Karsten

Ulaşım

Şehirlerarası ulaşım için genellikle treni tavsiye ederiz ama yer bulmak çok zor. Otobüsler ise genelde klimasız ayrıca Mısırda araçların bir kısmı geceleri farlarını uzun yolda dahi açmaya gerek duymaz.

Mısır’da şehirlerarası yolculuk gerçekten inanılmaz bir tecrübe. Otobüslerde ısıtma ve soğutma denen şey yok ama esas sürpriz daha sonra; Kahire’den Luksor’a otobüsle gittik; seyahat başlar başlamaz hoparlörlerden çok yüksek sesle Kuran okunmaya başladı. Biz de “herhalde kazaya karşı” filan diye düşündük ama olay öyle değilmiş. 16 saat boyunca olay devam etti okunan Kuran. Seyahatten ilginç birkaç not daha var; mesala 1-2 saatte bir biletçi sizi dürterek o sırada inen-binen olmasa dahi bilet kontrolü yapıyor. Molalarda otobüs içine giren kişiler üzerinize gofret vs resmen fırlatıyor daha sonra gelip parasını istiyor, almazsanız bozuluyor!!. Eğer kahve içmek isterseniz extra ve yaklaşık bilet fiyatına yakın. Eğer Egypt Air’le yolculuk ederseniz Kuran okuma olayı ilk 10-15 dakika burada da oluyor.

Şehir içi taşımacılık için 2 tip otobüs var. Birincisi hınca hınç dolu olanlar otobüsler. Diğeri ise ve ufak olup ayakta almayanlar. Bir de “arabayas” denilen bizdeki dolmuşlar gibi işleyen araçlar var. Kahire’de metro da var ve etkin bir şekilde kullanılabiliyor.

Eğer “Rollercoster” dan hoşlanıyorsanız taksi de iyi bir alternatif !! Şehir içlerinde nereye gidersen git, kaç kişi gidersen git ücret 5 pound ama inişte paranın azlığından ağlayan bir şoför olabilir ya da sizi arkadaşının dükkanına götüren. Kahire’de ufak ya da büyük hasarlı olmayan araba yok diyebiliriz. Hatta biz bir iddiaya girip hasarsız araba aramıştık ama tam bulduğumuzu sandığımız lüks bir Mercedesin de ufak bir yerinde hasar bulmuştuk.

Kahire’de araç kiralama olanağı var ama tam bir kaos olan Kahire trafiğinde bu seçeneği tavsiye etmeyiz.

Ne zaman Gidilir

Mısır’a gitmek için en ideal aylar ekim-mart arası. Bu aylarda bile 20 derecenin üzerinde sıcaklıklar standart. Aswan’a doğru yani yukarı Mısır’da sıcaklıklar 30 derece civarında oluyor. Yazın ise bu bölgeler 50 derecenin üzerinde pek tavsiye etmeyiz. Ancak bu sıcaklıklara rağmen bu aylarda gecelere dikkat çekmek isteriz çünkü geceler çöl etkisi nedeni ile soğuk oluyor , gündüz 25 derece iken Kahire’den Luksor’a giden otobüste gece seyahatinde donduğumuzu unutamıyorum. Yukarı Mısır’a doğru gittikçe ısı artar. Bu arada haritada daha aşağıda olan Aswan, Luksor gibi bölgelere yukarı “Upper Egypt” daha yukarıda olan İskenderiye, Kahire gibi kentlere aşağı Mısır “Lower Egypt” denmesinin nedeni Nil nehrinin doğduğu yerin (Sudan içerisinde) yukarı, döküldüğü yerin aşağısı olarak adlandırılması.

Nerede Kalınır

Kahire’de iki defa bulunduk ilkinde bütçe yapalım dedik ve ucuz bir otel seçtik; maalesef büyük bir hata oldu. Çünkü Kahire’nin bütçe otelleri Avrupa’daki bütçe otelleri gibi minimum şartları sağlayamıyor. Pis, emniyetsiz ve kötü hizmet veren yerler oluyor. Bunun dışında inandığımız bir konu var; bir şehirde kaldığınız otel ile o şehirdeki anılarınız birbiri içerisine çok geçiyor. İstisnalar tabii ki mümkün ama pahalı olmadan da huzurlu, sevimli ve güvenli bir konaklama yaptığınızda o şehiri her zaman daha iyi hatırlıyorsunuz. Bu Kahire’de çok daha önem taşıyor. İlk gidişimizde kötü izlenim bırakan Kahire, ikinci defa Sharm el Sheikh’le birlikte yaptığımız Kahire gezimizde çok daha olumlu izler bıraktı.

Kahire'de Bölgeler

Kahire’de Bölgeler

Şehrin merkezi  (Downtown / Midan Tahrir) olan Tahrir Meydanına yakın olan Nil kıyısındaki oteller ya da buraya yakın butik bir otel iyi bir seçim olabilir.

Giza tarafını hem uzak hem de güvenli olmadığı için pek tavsiye etmeyiz.

Old Cairo’da ve Islamic Cairo’da yeni yapı bulmak zordur ama güzel butik oteller de var bunlardan birisi iyi bir seçim olabilir.

Yine Nil kıyısındaki Gezira, Rhoda Island, Garden City doğru seçimler olacaktır.

Haritadaki diğer bölgeler ise uzak kalır konaklama için.

Nereler Gezilir

Tabii ki Kahire denilince akla ilk olarak Piramitler klişesi geliyor. Piramitler şehrin “Giza” adı verilen bölgesinde. “Giza” şehre 15 km uzaklıkta, taksi ile 20 EGP’ye gidebilirsiniz. “Giza” bölgesi Kahire’nin genelinden farklı olarak çok tekin bir yer değil. İnsanı daha farklı bu bölgede rahatsız edilmeden yürümek çok mümkün değil size tavsiyemiz taksi ile bu bölgeye gidin Piramit’leri gezdikten sonra hemen şehre dönün; zaten Piramit’ler harici görmeniz gereken bir şey yok. Piramitler bölgesinde herkesin aklında Piramitler önünde (bir de deve denk gelirse süper) bir resim çektirmek var. Kendi adımıza şöyle söyleyebiliriz bizi Mısır’da en az etkileyen yerlerden bir burası oldu.

Bunu belgesellerden çok fazla tanımamıza ve bir şok yaşamamamıza bağlıyorum. Hele Piramitin içerisi tam bir hayal kırıklığı bizce hiç girmeyin hayalinizdeki gibi kalsın daha iyi. Hani Türkiye’de Kapadokya’da en sıcakta dahi kaya mezarlarının içi serindir ya burası öyle değil burası içerisi 40 derece nemli. Yine de girmeye kararlıysanız kolay gelsin. Piramitler ki bunlar “Khufu” (Keops) “Khafre” (Kefren) ve “Menkaure” (Mikerinus) ayrıca “Khafre”nin koruyucusu insan başlı arslan “Sphinks” (Sfenks) tek parça kum taşından oyulmuş belki de Mısır’da benzeri olmayan tek eser. Dünyanın 7 harikasının ayakta kalan tek üyesi olan Sfenks ve Piramitler’e giriş giriş 20 pound. Mikerinus; Kefren’in oğlu, Kefren de Keops’un oğlu. Sfenks’in yüzü ise Kefren’e ait.

Keops Piramitine Büyük Piramit de deniyor. O devrin koşulları ile 1,5-10 ton ağırlığındaki 2 milyon taş bloktan yapımının nasıl gerçekleştiği hala tam olarak açıklanamayan yapıda yüzbin işçinin çalıştığı düşünülüyor. Kefren ise en büyük piramit değil ama zirvenin orjinalliğinin korunmuş olması açısından önemli bir piramit. Üç piramitin içerisi de şu anda boş. İçerisindekiler tüm Dünyadaki ve Mısırdaki müzelerde sergileniyor.

Piramitler bölgesindeki arazi çok büyük bu nedenle at ya da deve ile bir gezinti yapmak iyi bir fikir olabilir. Bunun önündeki tek engel; pazarlık yapma meselesi ve hayvanların eğerinin pisliği meselesi. Eğer temizlik sorun değil diyorsanız; 1 saatlik bir gezinti çin 50 EGP’den fazla vermeyin. Bu gezinin en önemli avantajı; sol tarafta kalan boş araziye doğru giderek bölgede bulunan irili ufaklı 9 piramiti aynı kare içinde görebilmek. Pazarlık meselesi çok önemli rakamı en az 3 defa teyit edin. Unutmayın Giza insanı genel olarak Kahire insanından daha üçkağıtçıdır.

Piramitlerin ortasından geçerek bölgenin görüntüsünü inanılmaz bozan asfalt yol kadar insanı görüntü olarak rahatsız eden bir diğer yapı da; “Solar Boat”. Firavun’un ölümünden sonraki yaşamında yolculuk yapabilmesi için onunla birlikte gömülen büyük kayık bu binada sergileniyor. Ancak kayığın çok büyük bir bölümü orijinal değil sonradan yapım (giriş 50 EGP). Eğer orijinal kürekler dikkatinizi çekerse neredeyse tüm geminin sonradan yapılmış olduğunu anlamak hiç zor değil .Bu arada Piramitler bölgesi neredeyse şehrin içerisinde kalmış durumda. Piramitlerde Gece düzenlenen ses ve ışık gösterileri gerçekten izlemeye değer.

Eğer “Giza” geziniz bitti ise bir sonraki durağınız “Al Saladin Kalesi” (Citadel) olmalı. Kale şehre hakim bir bölgede yer alan, şehrin panoramasını da izleyebileceğiniz bir konumda yer almakta (Giriş 20 EGP).Turistler kadar Mısırlıların da hafta sonu gezisi olan “Citadel” Selahattin Eyyubi tarafından 1176’da yaptırılmış. Kale tabii ki tüm Mısır’la birlikte 1517-1798 yılları arasında “Osmanlı” egemenliğinde kalmış.

Muhammed Ali Paşa Cami

Muhammed Ali Paşa Cami

Kale içerisinde “Muhammed Ali Paşa Camii” (Mehmet Ali Paşa Cami), “Polis Müzesi” ve “Askeri Müze” yer almakta.  “Muhammed Ali  Paşa Cami” şehrin Türk stilinde yapılan tek büyük camisi. Stili nedeniyle diğer tüm camilerden faklı ve Türk camilerine benzer. İçerisi gerçekten çok görkemli. Yapımına 1830 yılında Muhammed Ali Paşa döneminde başlanmış, Biz bu kişiyi Kavalalı Mehmet Ali Paşa olarak bildiğimiz için cami iki isimle de anılıyor. Mimarı ise Boşnak Yusuf olan cami 1848 yılında Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa döneminde tamamlanmış. “Muhammed Ali Paşa Cami” yüksek konumu ve ihtişamı ile Kahire silüetini değiştiriyor. Girişte sağda Mısır tarihinin önemli isimlerinden ve camiye adını da veren “Muhammed Ali Paşa”nın mermer Kabri bulunur.

Kaleye girişte ana avludaki saat Paris Concorde Meydanında bulunan Obelisk’e (dikilitaş) karşılık Kral Louis Philliphe tarafından Fransa’nın teşekkürü olarak armağan edilmiş. Yolculuk sırasında bozulan saat o tarihten itibaren hiç çalışmamış ve tamir edilmemiş.

Sultan El Nasir Muhammed cami

Sultan El Nasir Muhammed cami

Yeşil kubbesi ile dikkat çeken ise “Sultan El Nasir Muhammed Camii”dir. Parlak yeşil seramikle kaplı kubbeye sahip olan bu camiyi görmelisiniz. Kahire Kalesi’nde Mehmet Ali Paşa Camii’nin karşısında bulunmakta. Sultan Kalavun’un oğlu Sultan el-Nasır Muhammed tarafından 1318 yılında Saltanat camisi olarak yaptırılmış. Bu caminin terasından açık ve temiz bir havada ki böyle bir hava pek yoktur Giza Piramitlerinin  görüldüğü söylenir. Camii oldukça badireler geçirmiş; Sultan el-Nasır Muhammed tarafından 1335 yılında genişletilmiş, 1468 yılında caminin kubbesi çökmüş ve Memluk sultanı Kayıtbay tarafından tekrar inşa ettirilmiştir. Osmanlı döneminde kubbe tekrar yıkılmış ve 1935 yılında yeniden yaptırılmış.

Kaledeki diğer yapılardan “Askeri Müze” fena değil ve gezilmeyi hak ediyor. Ancak “Polis Müzesi” bizim 4 yıl ara ile iki gidişimizde de çok boş ve uydurma bir yerdi. Ama oraya kadar gitmişken siz de gezeceksiniz tabii ki 🙂

“Citadel”in “Askeri Müze”nin arkasında kalan kısmında kalan surlardan şehre bakarsanız; “Sultan Hasan Cami”nin (Mosque-Madrassa of Sultan Hassan) ihtişamlı ve benzersiz duruşu ile karşılaşırsınız. Yine buradan bazıları için çok özel ve eşsiz ki biz bu gruba giriyoruz, bazıları için sadece bej rengi evler yığını olan “Kahire Panoraması” ile karşılaşıyorsunuz.

Kale” gezisi için 1 – 1.5 saat ayırmalısınız. Burada olan geziniz bitince aşağıya inin ve biraz önce yukarıdan gördüğünüz” Sultan Hasan Cami”yi gezin. Kahire’de bazı camiler ücretli “Sultan Hasan” da bunlardan biri, ancak müslümanlar tabii ki ücretsiz girebilirler. “Sultan Hasan Camii” iki ayrı yapı şeklinde; sağ taraftaki “Cami ve Hastane” iken sol taraftaki “Cami, Medrese ve Kabirler”den oluşur. İran Şahı’nın Kabri de sol taraftaki bu yapı içerisinde. “Sultan Hasan Cami”ye mutlaka hak ettiği zamanı ayırın bu kadar güzel camilere her zaman rastlayamazsınız. Bu caminin yapımı sırasında iskelenin çökmesi sonucu 300 işçi hayatını kaybetmiş.

Buradan sonra biraz aşağıya inerseniz; “İb-i Tulun Camii”ne ulaşırsınız. Bu cami diğer camilerden biraz daha farklı. 876 yapım yılı ile şehirdeki en eski cami ve daha sade bir mimariye sahip. Cami 2.5 hektarlık bir alana oturuyor. Spiral minaresine çıkılabilir. İçeriye girerken ayaklarınız kumaş galoşlar giydireceler ve tabii ki bunun için sizden bahşiş bekleyecekler (1-2 EGP yeterli). Aynı şekilde bu bahşiş birçok camide ayakkabılarınıza bakan kişiler tarafından da beklenir. “İbn-i Tulun” caminin girişinde solda 2.Dünya Savaşında 1935-42 yılları arasında misyonerlik ve doktorluk yaparak hizmet veren “Gayer Anderson”un müzesi var. Özellikle ülkeye gelen İngilizlerin uğrak yeri olan bu iyi düzenlenmiş evin müzeye çevrilmesi ilginizi çekerse ziyaret edebilirsiniz (30 EGP).

Sıradaki eski cami “El Azhar Camii” (El Ezher Cami) var. Bu cami “Khan El-Khalili Çarşısı ” ile aynı bölgede yani “İslamic Cairo” adı verilen kısımda. Bu nedenle bu ikisini aynı zamana bırakın. “Al Azhar Camii” 970 yılında yapılan Kahire’nin en eski camilerinden. Camiye bağlı El-Taibarsiya Medresesi 988 yılında kurulmuş.

Dünyanın en eski eğitim enstitüsü olma unvanını taşıyor. Bu arada Faslılar Fes’deki Kairaouine Cami ile bu unvanın kendilerinde olduğunu iddia ederler. Ana avlu en eski kısım. 3 minare ise 14.15. ve 16 YY da eklenmiş.

Khan El Khalil Çarşısının gezilmesinin süre açısından arkasının açık olmasında fayda var çünkü burayı ne kadar zamanda gezeceğiniz belli olmaz. Khan El-Khalil çarşısı bir miktar kapalı çarşıyı andırır. Ancak kapalı çarşıdaki gibi pahalı ve değerli parçalar pek bulunmaz, daha turistik ve sıradan şeyler bulunur. Mısır’da her yerde olduğu gibi burada da pazarlık çok önemli. Söylenen fiyatın genelde 1/3’ü uygun olabilir ama bazen bu rakam 1/10’a kadar çıkabilir. Eğer vakit bulabilirseniz kendinizi Khan El Halili Çarşısına atın ve orada kaybolun biraz. Yorgunluğunuz ise en az piramitler kadar ünlü olan çarşının karşısındaki “Fishawi” kahvesinde “shisha” yani nargile içerek atın. Cafe’nin ünü Mısır’ın Nobel ödüllü yazarı Necib Mahfuz’un ünlü romanlarını burada kaleme almasından kaynaklanıyor esasen. Bu çarşıdaki dükkanların neredeyse tamamı cuma namazında kapanır bazıları o gün bir daha açılmaz. Yine tatil olduğu için dükkanların bir kısmı pazar günü kapalı olabilir.

Şu ana kadar yazdığımız yerler bir gün içerisinde gezilmeli. Akşam için de yemekli Nil Gezisi yapan bir tekne turuna katılırsanız, bir gün içerisinde Kahire’de yapılabilecek maksimum aktivasyonu yapmış olursunuz. Bu gezi için sayılamayacak kadar çok alternatif var. Fiyatlar yemek dahil (içecekler hariç) 2 saatlik bir tur için 100-400 EGP aralığında. Ancak gemi turu kendi içerisinde de farklı fiyatlardan satılabilir. Mesela aynı masada oturduğunuz kişiler biletlerini 2 katına varan farklı fiyatlardan satın almış olabilirler. Bu yemekli gezide teknede genellikle canlı müzik, göbek dansı ve “Tanura” adı verilen bir show sergilenir.

“Tanura” 2 ayrı parça pelerinimsi etek giymiş erkek bir dansçının dönerek sergilediği bir show olarak özetlenebilir. Canlı müzik ve göbek dansı çok ilgi çekici olmayabilir ama dansçınız iyi ise “Tanura” ilginizi çekecektir. Eğer beklentiniz Nil’i görmekse yemekli turlara katılmamanız gerekir. Çünkü yemek geminin alt kısmında olmakta ve burada Nil çok çok kısıtlı görünmekte. Nil’i izlemek için geminin terasına çıkmanız gerekiyor o zamanda masayı terk etmek gerekiyor. Bu turları otelinizden satın alırsanız; otelinizden alınıp otelinize bırakılırsınız. Hangisi daha avantajlı olur bunu Mısır gibi bir ülke için söylemek gerçekten zor.

Kahire’de 2.gününüzün en azından yarısını (meraklıları için tümünü) Mısır Müzesi’ne ayırmanız gerekir. Mısır Müzesi içerik olarak gerçekten çok çok zengin ancak düzenleme olarak da bir o kadar başarısız bir müze. İçerik o kadar fazla ki her bir eser için 1 dk ayırırsanız 9 ay süre gerekiyormuş. Müzeye giriş 60 EGP. Müzeye sırt çantası ve her türlü fotoğraf makinesi ve kamera sokmak yasak. Bu eşyaları girişte emanete bırakmanız gerekiyor. Ancak “emanet” in kendisi “Allah’a emanet”. Elimdeki fiş ile dönüşte canım kadar sevdiğim SLR makinemi istedim, meğer tek raf için tek numara varmış. Görevli “hangisi?” diye sordu ve benim işaret ettiğimi verdi. Benden önceki benim makineyi istese ona verecek yani. Sonra anlat derdini kime anlatırsan! Bu nedenle müze günü bu tür eşyalar yanınızda bulundurmayın; çok güvenli !! olan otel odanıza bırakın 🙂 Müzenin tümü gerçekten görülmeli ama Tutankhamun kısmı, mücevherler kısmı tabii ki biraz öne çıkıyor. İç içe geçen Tutankhamun’un 5 katlı Lahti, arabaları ve Kral Tut’un diğer değerli eşyaları sizi gerçekten şaşırtacak. Burayı görmeden önce mutlaka mumyalar, firavunlar ve özellikle Tutankhamun hakkında bir şeyler okuyup öyle gidin. Üst kattaki “Kraliyet Mumyaları” kısmına giriş için ekstra 100 EGP ödemeniz gerekiyor.

“Midan Tahiri” ve “Midan Talat Harb” şehrin hem kaotik kısmı hem de tam merkezi. Birçok yere gitmek için buralardan defalarca geçmek zorunda kalabilirsiniz. Bir tarif alacaksanız bu adreslere göre tarif edilebilir. İlk adı İsmailiye Meydanı olan meydana Mısır bağımsızlığını kazandıktan sonra Özgürlük Meydanı adı verilmiş. Kahire’nin kalbi bu meydanda atıyor ve burada karmaşa hiç bitmiyor. Buraya Kahire’de gezerken mutlaka 1-2 defa en az yolunuz düşüyor. Zaten Mısır müzesi, Sightseeing Otobüslerinin durağı, , Cairo Tower buraya yakın konumdalar.  “Midan Ataba” ise şehrin çarşı-pazar ve sokak yemeği merkezi. Burası Khan el Khalil çarşısına yaklaşık 750 m uzaklıkta.

İslamik Kahire (Islamic Cairo) şehrin eski kısmı ve bambaşka bir dünya. Adı sizi yanıltmasın adını en eski camilere sahip olmasından alıyor. Kahire’de herhangi bir bölgeden daha az ya da daha fazla “İslamik” değil. Bu bölgede 800 den fazla “kayıtlı” yani görülmesi gereken tarihi nokta bulunmakta. Bu kesimdeki camilere girerken kolların ve dizden yukarısının kapalı olması gerekir. Ayakkabı ile girilemeyeceği için ayakkabılarınıza birisi “bakar?” Bu kişiye 2-5 pound arasında bahşiş vermeniz beklenir. 5 Namaz vakti camiler ziyaretçilere kapalıdır. Bizler Müslüman olduğumuz için tabii ki bu yasağın dışındayız. Ancak “Müslümanım” dediğinizde; bazı Arapça kelimelerle “küçük sınavlara” tabii tutulabilirsiniz. Buna ilaveten direkt camiye değil abdesthaneye gitmeniz istenir.

Kahire’de Nil kenarında bulunan “Kahire Kulesi” 180 m uzunluğu ile tüm Kahire’nin panoramik manzarasına sahip ve dönen bir restoranı var. Bu kuleye çıkmak için genelde uzun bir kuyruk oluyor ve bu kuyruk genelde inmek için de gerekiyor. Burada dikkat etmeniz gereken nokta kuyruk binanın içinde oluyor bileti alıp içeri girene kadar kuyruğu anlamıyorsunuz. Vaktiniz sınırlı ise bu noktayı göz önünde bulundurun. Bileti geri veremezsiniz.

Şehri gezerken birileri yanınıza gelerekMısır Müzesine mi gideceksiniz?” ya da Piramitlere mi gideceksiniz?” diye sorabilir. Evet demeniz durumunda sizi oraya götüreceklerini ancak “şu anda dua vakti” olduğunu ya da benzeri şeyler söylerler ve bu sırada sizi komisyon alacakları arkadaşlarının dükkanlarına götürmeye çalışırlar; dikkatli olun bu gibi kişilerle vakit kaybetmeyin. Bu gibi dükkanlarda “2 papirus 5 pound” gibi yazılar olur. Almanız durumunda kasada bunun İngiliz poundu olduğunu öğrenip sıkıntılı durumlar yaşayabilirsiniz. Özetle kendi istediğiniz dükkanlar hariç birisinin sizi götürdüğü bir dükkana asla gitmeyin.

Kahire hakkında kısa kısa bilgiler

Kahire hakkında biraz daha bilgi verirsek hem ülkenin hemde şehirin profili hakkında daha iyi bilgi sahibi olabiliriz.

Mesela;

Mısır’da çalışan her 2 kişiden biri Kahire’ye en fazla 150 km uzaklıkta bir yerde çalışır.

Hizmet sektöründe ücretler çok düşüktür ve bahşiş temeline dayanır. Bu nedenle bahşiş çok yaygındır.

Normal bir Mısırlı aile tuğlalı ya da basit sıvalı bir evde ancak oturur. Uzun yıllar çalışma sonrası 10 yıllık bir araç satın alabilirlerse şanslı sayılırlar.

Dünyanın nadir kirli havasına sahip bir şehirdir; Kahire. WHO üst sınırı 50 ug/m3 ken bu değer Kahire’de 260 ug/m3’dür.

Kahire bir Firavun şehiri değil. Piramitler inşaa edildiği tarihte Mısır’ın başkenti Kahire değil Memphis’di.

“Türküm” dediğinizde “Hasan Şaş yavaş yavaş” cümlesi herkes tarafından söylenir. Biz ilk gittiğimizde Dünya Kupası sonrası süre çok geçmişti (2006) ama 2009’da gittiğimizde hiç birşey değişmediğini gördük. Güncelleme: Arap Baharı’ndan sonra Türklere karşı tutum oldukça değişti. Artık Mısır’da Türk olmak hoş karşılanan bir durum değil maalesef.

Tüm büyük şehirlerde para bozdurmak için döviz büroları ve bankalar mevcut biz size birinci sırada bankaları sonra büroları öneririz, bir de sokak satıcıları var ki çarpılmamanız neredeyse olanaksız. Binbir farklı numaraları var anlat anlat bitmez siz onlardan uzak durun yeter, zaten genelde dolar da çoğu yerde geçiyor.

Mutlaka duymuşsunuzdur Mısır’da pazarlıksız çok az iş yapılır. Yeni yeni açılan az sayıda büyük mağaza sabit fiyat ile çalışıyor onun dışında otelden taksiye kadar her yerde pazarlık gerekiyor. Ama sıkı pazarlık gerekiyor eğer bir şeye ilginiz olduğunu satıcı anlarsa onu satana kadar size ısrar ediyor ya da sizinle birlikte yürüyor öyle bir hale geliyorki almakla sorumlu hissedebiliyorsunuz kendinizi ama buna gerek yok rahat olun ve ısrarlara aldırmayın. “veri çip”, “du yu nov hav maç” diyen satıcılara alışın, çünkü “bu mala kaç lira veririsin” diye size sorarlar. Bu arada tüm dükkanlarda size çay ikram edilir siz Türk olduğunuzu söylediğinizde size söylenecek ilk ve neredeyse tek şey” Hasan Şaş yavaş yavaş” !!!

Mısır’lılar fotoğraf çektirmeyi hiç sevmiyorlar dolayısı ile ya olay çıkıyor ya da arkalarını dönüyorlar. Ya çaktırmadan uzaktan çekin ya da denemeyin.

Mısırda Ne Yenir

Mısır’da yemek konusunda söylenecek en önemli konu tabii ki hijyene dikkat etmek. En hijyenik yerler fast food zincirleri (KFC vs.) ama Mısır’a gitmişken biz olsak KFC’de yemeyiz. Bu açıdan yemek yiyeceğiniz yerin buzdolabı var mı? akan suyu var mı? bakın gözünüz tutarsa oturun. Mutlaka yüksek ateşte pişmiş şeyleri tercih edin (grill tavuk vs). Söylemeye bile gerek yok ama kapalı olmayan su asla içmeyin. Hatta kapalı suyun (2 lt’lik su 3-4 pound) plastik kapağının açılmamış olduğunu kontrol edin. Biz aldığımız suyun kapağının ve şişesinin farklı marka olduğunu bile gördük !!! Mısırlıların en sık yedikleri şey sabahları haşlanmış bakla diyebileceğimiz “ful” bir de sokaklarda tencerelerde kızartılarak yapılan yine bir bakla olan “felafel”. Bunun dışında 3 kap yemekten oluşan bir öğünü lokantalarda 20-40 pound arasında yersiniz. Sokak satıcılarında meyve suyu satışı çok yaygın ancak riskli çünkü el çabukluğu marifet su katabiliyorlar ve bu su kaynamamış olduğu için büyük risk oluşturabiliyor. Mısır’a giden turistler arasında barsak enfeksiyonu çok yaygın görülüyor. Bu nedenle açık su, meyve suyu, salata, soyulmayan meyvalardan uzak durun ve yanınızda mutlaka gerekli barsak antiseptiği ve ishal kesici ilaçları götürün. Böyle bir ishal durumu ile karşılaşırsanız Türkiye de görülmeyen derecede sert geçtiğini söyleyebiliriz. En az 3 gün yatırıyor. Mısır’da neredeyse tüm ilaçlar reçetesiz alınabiliyor ama çok pahalı ve alışık olduğunuz ilaçları genelde bulamıyorsunuz. Herhangi ciddi bir problemde tüm kentlerde tam teşekküllü hastaneler mevcut ama oldukça pahalı bir seyahat sigortası faydalı olabilir. Sistemik bir hastalığınız varsa bu hastalığı ve gerekli tedavi şeklini anlatan bir mektubu Türkiye’deki doktorunuza yazdırarak yanınızda taşımanız yararlı olabilir. Yazın yukarı Mısırda aç ve büyük böceklerin varlığından ve sivrisinekten bahsetmeliyiz. Kahire-Aswan arası otobüs yolculuğundan sonra tüm bacaklarımın hiç görmediğim böcekler tarafından daha sonra su toplayacak şekilde ısırıldığını söylemek isterim. Yanınızda insektisit (böcek öldürücü sprey) götürün. Nil’den eğilerek su içen insanları dahi göreceksiniz ama siz Nil’den uzak durun. Aswan barajı nedeni ile timsah yok ama türlü enfeksiyon kaynağı olduğu biliniyor. Bu araç ve yemek uyarılarımızın çoğunun turist grupları için değil halkın kullandığı araçlar ve yemek yediği yerler için olduğunu belirtmek isteriz çünkü biz öyle gezdik.

Yemekten sonra bahşiş (baksheesh) 1-5 pound arasında mutlaka bekleniyor. Ancak polis gibi resmi görevlilere bahşiş verilmiyor.

Diğer Mısır yazılarımızı da okuyun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN