Giza Piramidleri

Anasayfa » Giza Piramidleri

Giza’daki Piramitler dünyanın en tanınmış antik anıtlarıdır. Günümüzden 4,500 yıl önce inşa edildiklerinden bu yana haklarında pek çok efsane ve mit üretilmiştir. Özetle Piramitler Eski Mısır Firavunlarının, krallarının ve kraliçelerinin mezarlarıdır. Firavunlar mumyalanır ve firavunun öbür dünyada iyi bir yaşam sürmesini sağlamak için birçok hazineyle birlikte piramitlerin içine gömülürdü. Piramitler, soyguncuları firavunların gömüldüğü altın ve adaklardan uzak tutmak için de inşa edilmiştir.

Sanılanın aksine Piramitler şehir dışında değil Kahire’nin Giza bölgesinin hemen bitişiğinde yer alır

Piramitler taştan inşa edilmiştir ve içlerinde birçok gizli oda bulunur. Arkeologlar bugün bu odaların ne amaçla kullanıldığını hala tartışmaktadır. Giza’da üç büyük piramit ve on bir küçük piramit bulunmaktadır. Büyük piramitler firavunlar Khufu, Khafre ve Menkaure için inşa edilen piramitlerdir. Giza’da inşa edilen ilk piramit Khufu için yapılan piramitti. Biz buna bugün Büyük Piramit diyoruz.

Piramit şekli nereden geldi?

Eski Mısırlılar tarımsal bir toplumda yaşıyorlardı. Her gün güneşin ve ayın doğuşunu ve batışını izlerlerdi. Ayrıca her yıl sel sularının tarlalarını sular altında bırakmasını da şahit olurlardı. Sel suları çekildikçe, suyun dışında kalan yüksek toprak tepelerinin yeni filizler vermeye başladığını fark ettiler. Eski Mısırlıların zihninde bu toprak tepecikleri yeni yaşamın göstergesiydi. Bir toprak tepeciği, sudan çıkan yeni yaşamın kaynağı olarak görülüyordu.

Tapınaklarında ibadet ederken, bazen yaşamın başlangıcını temsilen bir toprak yığınını da tapınaklarına dahil ederlerdi. Bazen bu bir toprak ya da kum tümseğiydi ve bir süre sonra daha kalıcı bir şekilde tek bir taş bloğuna dönüşmeye başladı. Taş küçük bir piramit şekline dönüştü. Böylece, Eski Mısırlılar için piramit şekli, topraktan sudan çıkan ve güneşin doğuşunun ışığı ve sıcaklığında gelişen yeni yaşam fikriyle ilişkilendirildi.

Osiris ve Piramidler

Eski Mısırlılar ölümün bir son değil, yeni bir hayatın yeni bir şekilde başlangıcı olduğuna inanırlardı. Bu nedenle ölüler Nil Nehri’nin batısına, güneşin her gün battığı yere gömülürdü. İnşa edilen piramitler sadece ölmüş bir hükümdarı onurlandırmak için yapılmış bir anıt değildi. Bunun yerine, içindeki firavun için bir diriliş ve ebedi yaşam aracı olarak görülüyorlardı. Diriliş ve öbür dünya tanrısı Osiris aynı zamanda bereket, tarım ve bitki örtüsü tanrısıydı. Bu nedenle yeşil tenli olarak resmedilir ve firavun sakalıyla otoritesini gösterir. Kendine özgü tüylü beyaz bir taç giyer ve bir çoban aleti taşır. Bacakları bir mumyanınki gibi beze sarılıdır ve ölümden sonra ortaya çıkan yaşamı sembolize eder.

Eski Mısırlıların zihninde piramit şekli, tanrıları Osiris’in ölümden sonraki güçlerini, güneşten enerji çekmek ve hükümdarlarına yeni bir varoluş biçimi getirmek için piramit şeklindeki tepenin hayat veren gücüyle birleştiriyordu. Bu tıpkı toprağa ekilen bir tohumun filizlenip yeni bir ürün yetiştirmesine benziyordu.

Piramitleri Kim İnşa Etti?

Piramide bakıldığında, onu oluşturmak için binlerce kölenin zorla çalıştırıldığını varsaymak kolaydır. Antik Yunan tarihçisi Herodot, piramitleri 100.000 kölenin inşa ettiğini duyduğunu yazmıştır. Ancak bugün arkeologlar karşıt bir görüş oluşturdular. Piramitlerin eski inşaatçılarının mezarları ve yerleşim yerleri incelendi ve kemikleri incelendi. Kemikler, piramitlerde çalışan insanların aslında Mısırlı olduğunu ortaya koyuyor.

Piramit inşaatçıları Mısır’ın dört bir yanından Giza’ya çekilmiştir. Görünüşe göre, aileleriyle birlikte yerleşik bir köyde yaşayan vasıflı işçilerden oluşan kalıcı bir işgücü vardı. Bu köyde kaç vasıflı işçinin yaşadığı tam olarak bilinmemekle birlikte, bir tahmine göre bu sayı yaklaşık 5.000’dir. Bu köy, işçiler için tıbbi bakım da dahil olmak üzere birçok destekleyici hizmet sunuyordu. İki fırının yanı sıra bir balık pazarı, bir bakır işleme tesisi ve diğer endüstriler keşfedilmiştir. Khufu Piramidi’ndeki çalışmaların yaklaşık 20-25 yıl sürdüğü düşünülmektedir.

Piramit köyünün dışında, daha geçici konutlarda, belki de 3-4 aylık vardiyalar halinde Giza’da yaşayan potansiyel olarak 20.000 ek işçi vardı. Bu ekstra işçiler piramidi inşa etmeye zorlanmış ya da kendi istekleriyle çalışmaya gelmiş olabilirler.

Piramidlerin Nil ile ilişkisi yapım için çok önemli olmuş. Yakın bölgelerde işçiler için köy ve mezarlıklar yapılmış

Nil’in taştığı ve tarlalara bakılamadığı dönemde çok sayıda işçinin geldiği düşünülmektedir. Bu işçiler ücret alıyordu. Bir işçinin standart istihkakı on somun ekmek ve bir ölçü biraydı. O zamanlar para sistemi olmadığı için ekmek takas ya da başka şeylerle değiş tokuş için kullanılabiliyordu. Bu işçiler ayrıca, öbür dünyada kullanılmak üzere yanlarına konulan yiyecek kapları da dahil olmak üzere uygun bir şekilde gömülmüşlerdir. Bu tür cenaze törenleri kölelere yapılmazdı.

Firavun Khufu’nun babası Firavun Sneferu idi. Sneferu yaşamı boyunca kendisi için dört farklı piramit inşa edilmesini istemiştir. Kraliyet inşaatçıları bir piramit inşa etmenin en istikrarlı yolunu öğrenmek için çeşitli teknikler denedi. Yetenekli zanaatkârlar ve geçici işçiler bu tasarımları gözlemleyerek yeni inşaat becerileri geliştirdiler. Ayrıca, bu önemli binanın inşa edildiğini görmek tüm ülkeye ulusal birlik ve gurur duygusu verdi. Ve kazandıkları ve köylerine geri götürdükleri yiyeceklerle onlara yardım edildi.

İşçi köyü evlerinin arkeolojik çalışmalarından

Piramidi inşa etmek için yeni işçiler geldikçe, ekipler halinde organize edildiler. Bir ekip 2.000 kişiden oluşuyordu. Bu ekip 1.000 işçiden oluşan iki gruba bölündü. Daha sonra her çete 200’er kişilik beş gruba ya da belki de 100’er kişilik 10 gruba ayrıldı. Bu küçük gruplara kabile denirdi. Arkeologlar bu ekiplerin Menkaure’nin Dostları ya da Menkaure’nin İşçileri gibi bazı isimlerini keşfetmişlerdir. Bu çetelere farklı inşaat görevleri verilmiş ve bazen birbirleriyle rekabet etmişlerdir.

Piramitlerin bazı bloklarında bu ekiplerin isimlerinin hiyerogliflerle yazıldığı grafitiler bulunmaktadır. Gruplar, Antik Mısır’da yeni kullanılmaya başlanan hiyerogliflerin hiyeratik adı verilen basitleştirilmiş bir biçimini kullanıyordu.

Piramidlerin kuş bakışı görünümü

Piramitler neyden yapılmıştı?

Arkeologlar piramitlerin taşlarının farklı bölgelerden geldiğini tespit etmişlerdir. Piramitler çoğunlukla doğrudan piramitlerin güneyindeki platoda bulunan kireçtaşından inşa edilmiştir. Neredeyse tamamlandıklarında, her piramit Giza’nın yaklaşık 14 km aşağısında ve Nil’in karşısında bulunan Tura’dan gelen ince, beyaz kireç taşıyla tamamen kaplandı. Bu kireçtaşı, açık ocak madencilik teknikleri yerine yeraltı tünellerinden çıkarılmıştır Kralın mezar odası alanı için Asvan’dan granit bloklar kullanılmıştır. Bu taşlar 800 km öteden mavnalar üzerinde yüzdürülerek doğrudan Giza platosundaki derin kanallara getirilirdi. Antik çağlarda Nil’in suları bugün modern şehrin bulunduğu platonun yakınına kadar geliyordu.

Keops, Khufu yada Büyük Piramid

Keops Piramidi (Keops, Büyük Piramid)

Khufu ya da Büyük Piramit olarak da bilinir. Mısır’ın başkenti Kahire’nin Giza bölgesini çevreleyen Giza Mezar Kenti’inde bulunan üç anıtsal yapıdan en büyüğü ve en eski olanıdır. Taş bloklardan oluşan bu yapının içerisinde kral ve kraliçe odası bulunur. M.Ö. 2551-2560 yılları arasında yapıldığı düşünülür. Bu yapının mimarının Mısır kralı olan Khufu’nun veziri olduğu tahmin edilir. Piramit, 138,75 metre yüksekliğindedir.

Tamamen yontma taşlardan ve büyük bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Piramidin yapımı aralıksız çalışma sonucu yaklaşık 25 yılda tamamlanmıştır. Yapımında 100 bin civarında köle yada işçi çalışmıştır. Giza da bulunan anıtsal üç piramitten sadece Keops Dünya’nın Yedi Harikası’ndan birisidir.

Khufu Piramitinin iç yapısı

Khufu’nun Piramidi olarak da bilinen Büyük Piramit, birçok nedenden dolayı şaşırtıcıdır ve dünyanın ayakta kalan tek antik harikasıdır. Bu nedenlerden biri de devasa boyutudur. Tabanında her iki taraf boyunca 138,75 m uzunluğundadır. Büyük Piramit’in, kesilip bölgeye taşınan 2 milyondan fazla taş blok içerdiği tahmin edilmektedir.

Araştırmacılar tüm piramidin neredeyse 6 milyon ton ağırlığında olduğunu tahmin ediyor. Büyük Piramit’in içinde üç oda ve bunlara ulaşmak için uzun bir geçit sistemi vardır. Bu geçitlerin ve odaların hepsi bir dizi tuzak ve devasa taşlarla kapatılmıştır.

Kefren

Kefren Piramidi (Kafre)

Kafre piramidi olarak da bilinir. Kahire’nin Giza bölgesinde bulunan bu piramit 136,40 metre yüksekliğindedir. Firavun Kefren’in oğlu Mikerinos tarafından yaptırılmıştır. Kefren piramidinin en önemli özelliği en üst kısmında bulunan koruyucu kaplamanın bozulmadan günümüze kadar gelmesidir. Koruyucu taşın ağırlığı 36 tondur ve bu taşın oraya nasıl konulduğu çözülememiştir. Piramidin en altında kral odası, en üst kısımda kraliçe odası yer alır. Piramit yüksek bir zemine yapıldığından diğer piramitlerden daha büyük durmaktadır.

Piramidin iki girişi bulunur. Koridorlarda kırmızı granit ile çizgiler çizilmiştir. Bu koridorlarda Kefren’e ait 23 heykel bulunmuştur. Sadece bir tanesi Mısır Müzesi’nde sergilenmektedir. Batı tarafında vadi tapınağına inen bir geçit bulunur. Bu geçidin sütun ve duvarları hala ayaktadır. Bu vadi tapınağının yakının da ünlü Giza Sfenksi bulunur. M.Ö. 2558-2532 yılları arasında yapıldığı düşünülür.

Mikerinos

Mikerinos Piramidi

Piramidin yüksekliği 66,5 metredir. Giza bölgesinde bulunan üç anıtsal yapıdan en küçüğüdür. Mısır kralı Mikerinos zamanında yapımına başlanmış fakat ölünce oğlu Shepseskaf tarafından tamamlanmıştır. Diğer iki piramitten farkı defin odasının en aşağıda olmasıdır. Defin odasına gelmeden önce bir oda daha vardır. Burada kral Mikerinos’a ait kişisel eşyalar, bronz aynalar bulunur. Defin odasında ise kralın kapaksız lahdi ve içinde ağaçtan mumyalanmış tabutu vardır. Tabutun üzerine de adı kabartma olarak yazılmıştır.

Büyük Giza Sfenksi

Büyük Giza Sfenksi

Dünya’daki en büyük taş heykelidir. Yüksekliği 20 metredir. Pençelerinin arasında bir tapınak vardır. Yatan aslan biçiminde kafası ise firavun yüzü şeklinde olan bir heykeldir. Antik Mısır mitolojisinde kutsal sayıldıkları için, kutsallık ve büyü güçlerini kullanarak mezarları ve piramitleri koruması amacıyla inşa edilmiştir. Büyük Giza Sfenksi’ndeki yüzün dördüncü hanedanlık döneminde Mısır kralı olan Kefren’in yüzü olduğu düşünülmektedir.