Belfast

24.01.2019
1,051 hit
Belfast

Belfast çocukluğumuzdan beri adını duyduğumuz ve görmek istediğimiz bir şehirdi. Seyahatimiz kesinleşince Belfast hakkında bilgi toplamaya başladık ve ilk bilgiler İç Savaş’tan çok etkilenmiş ve diğer Büyük Britanya ülkelerine göre daha kısıtlı imkanlara sahip bir ülke olduğuydu. Şehirdeki ilk saatlerimizde bile bu ön bilginin doğru olduğunu hemen hissettik. Aynı yıl içerisinde İskoçya, Galler ve İngiltere‘de de bulunduğumuz için çok rahat söyleyebiliriz ki Kuzey İrlanda biraz üvey evlat gibi kalmış İrlanda adasında. Gözden ırak olan gönülden de ırak olmuş sanki.

İlk olarak Belfast’ın Kuzey İrlanda’nın en önemli şehri ve başkenti olduğunu hatırlatalım. Biz bu gezimizde ilk önce Kuzey İrlanda’da Belfast daha sonra İrlanda’da Dublin şehirlerini görmek üzere yola çıktık. Kuzey İrlanda ve İrlanda’yı karıştırmamanızda fayda var çünkü iki taraf da bu karışıklıktan pek hoşlanmıyor. İki ülke de İrlanda Adası’nda bulunuyor ama Kuzey İrlanda Birleşik Krallığa bağlı iken İrlanda tam bağımsız bir ülke. İrlanda Adası, Birleşik Krallık, Büyük Britanya gibi kavramları yerli yerine oturtmak için ilgili yazımıza tıklayın

İskoçya, Galler ve İngiltere ile birlikte Büyük Britanya’nın bir parçası olan Kuzey İrlanda dini farklılıklar nedeniyle bu topluluğun asi çocuğu olmuş uzun bir dönem. İngiltere, Galler ve İskoçya’nın Protestan olmasına rağmen Kuzey İrlanda’nın Katolik kalmakta direnmesinin hikayesi esasen bir “kız meselesi”ne dayanıyor. 16.yy’da Kral VIII.Henry katolik olmasına ve katolik inancına göre boşanma olmamasına rağmen boşanmış ve başka bir kadın ile evlenmiş. Tabii ki kilise tarafından afaroz edilmiş. Halkını hristiyan inançlardan fazla uzaklaştırmadan Prostestan akımını destekleyerek Anglikan Kilisesini kurmuş. Sonrasında İngiltere’nin ardından Galler ve İskoçya’nın Protestanlığı kabulüne rağmen Kuzey İrlanda Katolik kalmakta ısrar etmiş ve adada hep Anglikan-Katolik bir arada ama gergin bir şekilde yaşamış. Bu süreç öncülüğünü IRA’nın (Irish Republican Army) üstlendiği bir hareketle Büyük Britanya’dan ayrılarak bağımsız olmak istemesine kadar devam etmiş. Ayrılık işinin temeli bu kız meselesine dayanıyor yani 🙂

Bağımsızlık isteğinin birçok nedeni ve talebi olmasına rağmen en önemli tarihsel nedeni yine din. Bağımsızlık yanlısı Katoliklerle, İngiliz yanlısı Protestanların arasındaki kanlı çatışmalar olarak özetleyebileceğimiz The Troubles dönemi Kuzey İrlanda tarihine ve sosyal hayata damgasını vurmuş. Kuzey İrlanda’nın Katolik, İngiltere’nin ise Anglikan olmasından kaynaklanan bu tarihsel farklılık ile ilgili detaylı bir yazı okumak isterseniz tıklayın.

Presbyterian Church in Ireland

Presbyterian Church in Ireland

Şehir, “Sorunlar” (The Troubles) olarak adlandırılan ihtilaf döneminde büyük ölçüde acı çekmiş ancak son yıllarda, eski yılların yoğun siyasi şiddetinden ve ekonomik ve ticari açıdan önemli bir derecede arınmış ve sakin bir döneme girmiş. Ek olarak, Belfast şehir merkezi son yıllarda özellikle Victoria Meydanı civarında önemli ölçüde genişleme ve yenilenme geçirmekte. Victoria Square adında yeni bir AVM yapılmış ve Belfast’ın modern yüzü haline gelmiş bu bölge.

Tarihsel olarak Belfast, İrlanda keten endüstrisi, tütün işleme, halat yapımı ve gemi inşası için bir merkez olmuş. Hatta keten endüstrisindeki rolü nedeniyle Linenopolis takma adı var Belfast’ın. Dünyaca ünlü RMS Titanic’i inşa eden şehrin ana gemi yapımcısı Harland & Wolff o yıllarda Belfast’a büyük bir ivme kazandırmış. 20. yüzyılın başlarında dünyanın en büyük ve en verimli tersanesi olarak küresel seviyede başarılı olmuş. Belfast bu süreçte Sanayi Devrimi’nde önemli bir rol oynamış ve 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar küresel bir sanayi merkezi olarak yerini almış.

Bugün, Belfast sanayinin yanı sıra sanat, yüksek öğrenim, ticaret ve hukuk merkezi olmayı sürdürmekte ve Kuzey İrlanda’nın ekonomik lokomotifi durumunda.

Queen's Bridge'den Titanic Quarter

Queen’s Bridge’den Titanic Quarter

İrlanda adasının tümündeki İngilizce oldukça aksanlı konuşuluyor. Eğer Netfliks dizisi Peaky Blinders’ı izlediyseniz oradaki İrlandalıların konuşmalarından nasıl bir inglizceden bahsettiğimizi anlarsınız.

Belfast ismi, daha sonra Béal Feirste olarak değişen İrlandaca Béal Feirsde’den türemiş. Béal kelimesi “ağız” ya da “nehrin ağzı” anlamına gelirken, feirsde / feirste nehrin ağzındaki sandbar’i tanımlıyor. Bu isim, kelimenin tam açılımı sandbar’ın ağzı anlamına geliyor. Bu sandbar, şu anda Donegall Rıhtımı olan iki ırmak olan Lough’a akan Lagan ve onun kolu olan Farset’in birleştiği yerde. Bu alan, şehrin orijinal yerleşiminin başladığı yer olarak biliniyor.

Nasıl Gidilir

Biz Belfast’a Amsterdam aktarmalı olarak KLM ile ulaştık. Sabiha Gökçen – Amsterdam uçuşu 3 saat 20 dk, daha sonraki Amsterdam – Belfast uçuşu ise 1 saat 20 dk sürdü. KLM’nin bu uçuşlarında TR ile olan ayaklarının operasyonunu Pegasus yapıyor. Bu nedenle ilk check in işleminde iki boarding kartını vermediler. Amsterdam’da transfer desk’ten ikinci uçuşun boarding kartını almanız gerekiyor. Esasında Kiosk’larda bu işlem kolayca yapılıyor ama maalesef TR pasaportunu bu kiosklar tanımıyor bu nedenle ancak yardım alarak yapabildik bu işlemi ve 1 saat 4o dk’lık aktarma süresinde zor yetiştik Belfast uçağına.

Bu uçuş da KLM’nin alt firması olan KLM Cityhopper tarafından yapılıyor. Bizim Anadolujet’e benzer bir yapılanma olan Cityhoppper uçakları oldukça küçük uçaklar. Uçaklar 2+2 sıralı ve bagaj rafına kabin boy valiz zor sığıyor.  Uzun uçuşlar olmasına rağmen ilk uçuşu Pegasus opere ettiği için, ikinci uçuşu da Cityhopper gerçekleştirdiği için iki uçuşta da yemek verilmiyor. Cityhopper sadece kahve ve kek ikramında bulunuyor. THY’nın henüz Belfast’a uçuşu yok ama THY ile Dublin’e uçabilir oradan tren ya da uçak ile Belfast’a geçebilirsiniz. Biz planımızı Belfast gidiş, Dublin dönüş olarak yaptık. Aradaki geçişi de tren ile yaptık. Belfast-Dublin arası tren ile 2,5 saat sürüyor. Bilet almak için tıklayın. Bu arada Belfast-Dublin tren yolculuğunda iki ülke arasında bir sınır ve gümrük kontrolü olmadığını gördük. Pasaport kontrolü de yapılmadı. Hatta Dublin havalimanında da çıkışta pasaport kontrolü yine yok.

Belfast Havalimanının adı George Best. Kuzey İrlandalı efsanevi futbolcuyu halk adını havalimanına verecek kadar çok sevmiş. Best, 1963 ve 1974 arası Manchester United’da oynadığı zamanlarda kariyerinin en parlak günlerini geçirmiş. Bir havalimanına futbolcu adı verilmesi bize değişik geldi gerçeği söylemek gerekirse. Best; 1965, 1967 lig ve 1968 Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarının kazanılmasında önemli bir rol oynamış. 1968’de Avrupa’da “Yılın Futbolcusu” ve “Futbol Yazarları Birliği Yılın Futbolcusu” ödüllerine layık görülmüş.

Eğer Dublin’den Belfast’a geçmek isterseniz tren ya da otobüs seçenekleriniz var. İkisi de kolay ve iyi düzenmiş durumda. Belfast’dan Dublin’e gidiş için Lanyon Place (Central Station) istasyonu kullanılıyor. Dublin’den geliyorsanız da bu istasyonda iniyorsunuz. Dublin’e gidecekseniz iniş istasyonu olarak Connolly istasyonunu seçmelisiniz. Trende ücretsiz wi-fi hizmeti var ve trenin kafeteryasında iki ülkenin de para birimi kullanılabiliyor. Tren hizmetini Translink veriyor. Tren ya da otobüs bileti almak için tıklayın.

Vize

Kuzey İrlanda’nın başkenti olan Belfast’a gitmek için İskoçya, İngiltere ve Galler’e de girmenizi sağlayan Büyük Britanya vizeniz olması gerekiyor. İngiltere neresidir? Büyük Britanya nedir? Tüm buna benzer kavramları açıklayan yazımız için tıklayın.

Ulaşım

Belfast’da 2 havalimanı olduğunu ve sıklıkla bu konuda karışıklık yaşandığına dikkat çekmek isteriz. Bilet alırken havalimanı kodlarına dikkat etmelisiniz çünkü bazen gidiş ve dönüş havalimanlarınız farklı olabiliyor. Mesela birinin adı International diğerinin adı City olmasına rağmen bizim Amsterdam’dan olan uçuşumuz uluslararası olmasına rağmen BHD havalimanına idi.

30 km uzaklıktaki Belfast International Airport‘dan (BFS) şehre gitmek için en kolay yol Airport Express 300 adı verilen otobüsler. Bunlar varış terminalinin hemen önünden kalkıyor. Her 15 dakikada bir servis var ve tek yön 7,5 pound. Yolculuk yaklaşık 30-40 dakika sürüyor trafik durumuna göre.

Eğer sadece 3 km uzaklıktaki George Best Belfast City Airport‘dan (BHD) şehre gidecekseniz bu defa Airport Express 600. Bu otobüslerle şehre ulaşmak trafik durumuna bağlı olarak 20 dakika sürüyor ve ücret 2 pound. Otobüsün son durağı Europa Bus Center ve burası merkezdeki birçok otele yürüme mesafesinde. Araçta şöföre nakit ödeme yapabiliyorsunuz ama büyük banknot kabul etmiyor. Bu nedenle 50 poundu bozdurup geri gelmek durumunda kaldık.

Şehir içinde taksi kullanımı çok etkili ve kolay. Birçok yerde taksi çağırma zilleri var. Belfast içerisinde bir yerden bir yere gitmek taksi ile 5-8 pound aralığında tutar ve tüm taksiler taksimetrelidir.

Nereler Gezilir

Şehri gezmek zor değil çünkü genel olarak düz sayılır fazla yüksek olmayan tepeler var bazı bölgelerde sadece. Şehirdeki zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmek için ilk irtibat noktanız Belediye Binası’nın (City Hall) hemen karşısındaki merkezi bir konuma sahip Belfast Welcome Center olmalı.  Buradan harita alabilir, konaklama rezervasyonu yapabilir ve turlar satın alabilir, güzergahlar ve ilgi çekici yerler hakkında öneriler alabilirsiniz. Ayrıca çok pahalı olmaya hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz buradan.

Belfast şehir merkezi, Donegall Meydanı ve Belfast Belediye Binası üzerinde yoğunlaşmış durumda. Tüm büyük şehir içi otobüs güzergahları burada birleşiyor. Belfast’da nereye ulaşmak isterseniz bir bakıyorsunuz City Hall’un ya önünden ya da bir yanındaki caddeden geçiyorsunuz.

City Hall - Belfast

City Hall / Belfast Belediye Sarayı

City Hall, 1906’da açılan Belediye Binası, yüzyıl İngiliz mimarisinin güzel bir örneği. Belediye Binası, Belfast’ın Konsey odalarını ve idari ofislerini barındırıyor. Mükemmel hazırlanmış ücretsiz rehberli turlar her gün yapılıyor. Ayrıca Titanic’in kurbanları ve Kraliçe Victoria anısına bir anıt bulunuyor.

Şehrin merkezi denilebilecek Donegall Square hemen Belfast Belediye Sarayı’nın önünde bulunuyor. Square diyince büyük bir meydan beklemeyin, hemen karşısındaki Donegall Street başlamadan önceki boş alan desek daha doğru olur. Victorian mimari stilinin iyi bir örneği olup hem dışı hem içi oldukça güzel olan bu binanın önündeki bu meydanda Christmas Market de kuruluyor. Ancak burada değişik bir uygulamaya tanık olduk; Christmas Market’ler genellikle aralık ayı başında açılmaya başlanır ve yeni yılın başında kaldırılır. Burada Christmas biter bitmez ayın 25’inde herşeyi kaldırmışlardı.

Neyse gelelim tekrar binaya; 1906 yılında yapılan bu ihtişamlı yapıyı rehberli ücretsiz turlarla gezebiliyorsunuz. Bina sıklıkla sergilere ev sahipliği yapıyor. Eğer yolunuz düşerse gece aydınlatmasının renginin her gece değiştiğini de fark edeceksiniz.

Donegall St.’deki Aziz Anne Katedrali’nin çarpıcı binası, Belediye Binası ve ana alışveriş caddesi Royal Avenue’nin karşı ucunda yer alıyor. Katedral etkileyici bir yapı ve Belfast’ın kültür bölgesi olması için çeşitli yatırım ajansları tarafından isteksizce yeniden tasarlanmış olan Katedral Mahallesi’nin (Catedral Quarter) merkezinde yer alıyor. Bu bölgede yapılacak çok iş var ve bu alan şehrin ticari ve endüstriyel mirasını anımsatan çok sayıda güzel kafe, bar ve ilginç binalar barındırıyor.

Birçok Avrupa kentinde olduğu gibi Katedral ve çevresi Belfast’da da en hareketli bölgelerden. Katedralin diğer dikkat çekici bir özelliği de İrlandalı kadınların ördüğü yaklaşık 1.000 adet iskemle süslemesi. Gift Shop’a ücretsiz girebilirsiniz ama daha fazlası için 5 pound giriş ücreti ödemeniz gerekiyor.

Palmiye Evi

Muhteşem güzel binası ile dikkat çeken Queen’s Üniversitesi’nin hemen yanındaki Belfast Botanik Bahçeleri diğer bir çekim noktası. Ulster Müzesi’nin de içerisinde olduğu geniş bir alanda yer alan bahçeler ve içerisindeki yapılar ilgi çekici. Victorian Glasshouse (Palmiye Evi) bunların başında geliyor. Bir diğeri ise Tropikal Ravine House. Hem palmiye evinde hem de Ravine House’da tropikal bitkileri görebiliyorsunuz.

Palmiye Evi, etobur bitkiler gibi yerel ve ilginç bitkilere de ev sahipliği yapıyor. Bunun yanında, ziyaretçilerin tropik flora ve faunaları gözlemleyerek yükseltilmiş bir balkondan etrafı görmeleri mümkün. BBC TV’nin gizli kamera komedi şovu Just for Laughs hayranları birçok bölümün çekildiği bu parkı tanıyacaktır.

Bu bahçe içerisinde yer alan Ulster Müzesi’nde İrlanda ihtilafı tarihi, Kuzey İrlanda deniz yaşamı ve önemli bir sanat koleksiyonu gibi geniş bir bölümü de dahil olmak üzere görülmesi gereken çok şey var. Birçok yerli 1970’lerin uzantısı olduğu için burayı sevmemesine rağmen klasik olarak tasarlanmış eski bir müzeye eklenen ve başarıyla entegre edilen modern bir uzantı biraz bu anıları unutturmuş. Müze ilginizi çekmezse biraz dinlenmek için gayet iyi bir cafesi var.

Botanik Bahçelerine (Botanic Gardens) üniversitenin yanı sıra Botanic Ave.’nin güney ucundaki University Rd’den erişilebilir. Bu bahçeler hem yerel halk ve ziyaretçiler ile çok popüler. Ulster Müzesi’de dahil olmak üzere buradaki her yere giriş ücretsiz.

Belfast çok önceden beri gemi yapım tersaneleri ile ön plana çıkmış bir sanayi şehri.Belfast, talihsiz Titanic’in burada inşa edildiği için onu ön plana çıkarıyor ama burada yapılmış ama batmadığı için üne kavuşmamış yüzlerce gemiyi desteklemeyi umursamıyor hatta adları bile geçmiyor. Belfast hatta bu batış hikayesinden tuhaf bir gurur duyuyor ve artık geminin inşaa edildiği yere bir müze yapılmış ve bölge Titanic Quarter olarak geçiyor.

Bu bölgede konut ve ticari yapılar iddialı bir şekilde yeniden değerlenmiş. Titanic’i yapan şirket olan H & W ve yapıldığı tersane de Belfast’da bulunduğu için Belfast için Titanic ayrı bir önem taşıyor ve şehir de başarılı bir Titanic Müzesi de bulunuyor. Başarılı derken müzecilik adına çok başarılı ama müzede Titanic adına orijinal herhangi birşey yok. Titanic’in yapımından batışına kadar tüm hikayesi anlatılıyor ve giriş 18,5 pound. Eğer sesli rehber isterseniz + 3 pound vermeniz gerekiyor. Bu sene içerisinde Titanic’in ilk ve son seferi için ayrıldığı liman olan Liverpool’da bulunan Denizcilik Müzesindeki Titanic Salonunu da gezmiştik. Bu sene yapıldığı yeri de gördük ve tam bir Titanic yılı oldu bizim için.

 

Post from RICOH THETA. #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

Titanic Müzesinin olduğu bölgede hemen müzenin önünde önemli bir gemi olan SS Nomadic bulunuyor. Nomadic’in içerisine giriş için de ayrıca 7 pound ödeniyor. Biz Nomadic’i ve onun yanındaki Caisson‘u dışardan gördük Titanik Müzesine ise girdik.

Müze tamam ama Lagan Boat Company tarafından 12 pound karşılığında organize edilen Titanic Boat Tour tam bir turist tuzağı bizce.

Biz özellikle binanın dizaynını ve dış yüzey kaplamasını çok beğendik. Binanın önündeki Titanic yazısı ve heykel önünde fotoğraf çektirmeden ülkeden çıkış yasak 🙂

Müzenin sol karşısında büyük ikonik sarı vinçler göreceksiniz. İsimler Samson ve Golliath olan vinçler uzun yıllardan beri en büyük gemilerin yapımı esnasında kullanılıyor. İlk başta sanayi bölgesi olarak görünse de burası tam bir endüstriyel miras denilebilir. Şimdi de Titanic’i yapan Harland & Wolff (H & W) adlı şirket hala bu vinçleri kullanıyor. Birçok dükkanda bu vinçlerin hediyelik eşya olarak da satıldığını görüyorsunuz. Belfast’ın neredeyse her yerinden görünen bu vinçlerin tam yanına ulaşım maalesef yok.

Titanic Müzesi

Titanic Müzesi

Tam karşıda W5 Bilim Müzesi bulunuyor. Hem çocuklar hem yetişkinler için ilgi çekici ama özellikle çocuklu aileler burayı kaçırmamalı. Yine buradaki Odyssey Pavillion’da çok fazla görülecek bir şey yok sinemalar hariç. Birçok mağaza boş.

Belfast Kalesi

Belfast Kalesi

Kale’den daha çok bir görkemli eve benzeyen Belfast Castle’a gitmek için şehir merkezinden 1A – 1G nolu otobüslere binmelisiniz. 1870 yılından kalma ve 1988 yılında restore edilmiş. Kale, Cave Hill üzerinde yer alıyor. Burası şehrin ve sahilin iyi manzarasına sahip.

Albert Memorial Clock

Albert Memorial Clock

Belfast’da çok merkezi bir konumla bulunan Albert Memorial Clock ya da bilinen kısa adı ile Albert Clock Kraliçe Victoria’nın eşinin anısına yapılmış bir Saat Kulesi. Kule 1862 yılında ölen Albert’ın anısına 1870 yılında yapılmış.

Kentin tümüne yayılmış Mural  (Mürıl okunur) adı verilen duvar resimleri belki de Belfast için en karakteristik şey. Değişik konulara ya da olaylara vurgu yapan Mural’lara her yerde rastlamak mümkün ama genellikle bir çoğu bazı bölgelerde bir arada bulunuyor. En önemlilerinden birisi Bobby Sands’e ait olan Mural. Sands Kuzey İrlandalı bir siyasetçi. Genç yaşta tanıştığı Cumhuriyetçi düşünceyi takiben Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu’na katılmış. Bazı Mural’lar İsrail ve Filistin konulu; önce “ne alaka İrlanda’da bu ülkeler?” diye düşündük. Daha sonra yapılan bu duvarı iki tarafın İsrail ve Batı Şeria arasındaki duvar ile özdeşleştirdiğini öğrendik. Bu nedenle Katolikler Filistin bayrakları ve resimleri ile Filistin’e destek verirken buna karşı olarak Protestanlar da İsrail’e destek veriyor. Tüm dünyadan karakterler var duvar resimlerinde hoşumuza gitmedi ama duvar resimlerinden biri de Abdullah Öcalan’ı konulu.

Sands, 1972 yılında tutuklanarak cezaevine girmiş ve kısa ömrünün büyük bir bölümünü cezaevinde geçirmiş. 1981 yılında siyasi tutsakların statülerinin iyileştirilmesi için başlattığı açlık grevi sırasında dışarıdaki örgütlü çabayla parlamentoya seçilmiş fakat öncülük ettiği 1981 İrlanda açlık grevinin 66. gününde yaşama veda etmiş. Bu dönemi ve açlık grevini merak ederseniz bu olayı konu edinen The Hunger (Açlık)  filmini seyretmelisiniz. Dünya mücadele tarihinin en genç ve en sevilen figürlerinden olan Sands’den geriye, şiirleri, şarkı sözleri ve günlükleri kalmış. Günlüğündeki son cümle, ‘Tiocfaidh ár lá (Bizim de günümüz gelecek) olmuş. Cezaevinde yazdığı şiirler ise “Hapishane Şiirleri” adıyla yayımlanmış.

The Troubles adı verilen ve 1960’larla 1990’ların sonu arasında devam eden olaylarda 3.500 kişi ölmüş ve 1994’te başlayan barış süreci sonunda 1998’deki ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’nda barış ilan edilmiş. Ama tam bir barış yine olmamış ve bir süre daha ufak çaplı eylemler devam etmiş. IRA yıllarca estirdiği terör sonrası 2005 yılında silah bırakmış ve bu davayı sadece siyasi platforma devam ettireceğini duyurmuş

Boby Sands’in bu Mural’i Sinn Fein Partisinin binasının yüzünde bulunuyor. Konusu açılmışken tüm bu direniş hareketinin merkezindeki Türkçesi “Biz Kendimiz” olan Sinn Fein’den de biraz bahsetmek gerekir. Parti IRA’nın siyasi kanadı olarak değerlendiriliyor. Sinn Féin’in en büyük özelliği İngiliz hükümetine karşı aşırı bir milliyetçi tavır göstermesine rağmen kendini sol bir parti olarak tanımlaması. Parti günümüzde parlamentoda 108 sandalyenin 28’ine sahip.

Belfast’da mutlaka görülmesi gereken noktalardan biri de Peace Wall Belfast yani Belfast barış Duvarı. Adı Barış Duvarı ama geçmişi tam bir dram. Berlin‘de olduğu gibi burada da Belfast’ın The Troubles adı verdiği İç Savaş yıllarında şehir Doğu ve batı olmak üzere ikiye bölünmüş bu duvarla. Katolik ve protestan nüfusu ayırmak için 1969 yılında yapılan duvarın alt kısmı beton, üst kısmı demir daha da üzerinde dikenli teller var. Duvarın bazı bölgelerinde belli zamanlarda açılıp kapatılan kapılar mevcut. İlk başta belirli bölgeler için düşünülen duvarın uzunluğu daha sonra 34 km’ye kadar çıkmış.

Şu anda duvarın büyük bir kısmı özellikle bağımsızlığa ve solculuğa yönelik söylemler içeren resimlerle kaplı durumda. Her iki taraf da kendi inancını, mücadelesini ve hikayesini bu resimlerle canlı tutmaya çalışıyor. Artık o savaş yılları geride kalmış ama kapılar hala saat 19:00’da kapatılıyor ve sabah 07:00’de açılıyor. Ziyaretinizi kapının kapatıldığı saatlere bırakmamanızda fayda var. Bu arada yanınızda keçeli kalem götürmeyi ve siz de Barış adına birşeyler karalamayı unutmayın. Duvarın en zengin resimli kısmını görebilmek için Cupar Way tarafından girin duvarın olduğu caddeye. Burası için bu bir gelenek Bill Clinton’ın bile burada keçeli kalemle yazılmış yazısı var. 2023 yılında Duvar’ın kaldırımlası planlanıyormuş; bakalım ismimiz ne kadar kalacak Barış Duvarı’nda.

Gezimizin hemen dönüşünde tesadüfen Netflix‘de The Foreigner adındaki filmi seyrettik. Belfast ve londra’da geçen filmde IRA terörünün tekrar geri dönüşü işleniyordu. Bu hikayenin arkasında öyle nefretler, öyle acılar var ki kimse “yeniden olmaz” diyemez. Bu nedenle Belfast’ı görmek için en iyi zaman.

Post from RICOH THETA. #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

 

Kuzey İrlanda’daki iki siyasi grup topluluklarında, özellikle de daha fakir olan kısımlardaki bu duvar resimleri geleneği hala korunuyor. Eğer The Falls Road ya da Shankill’e giderseniz, Belfast ile özdeşleşmiş dünyanın en iyi ev boyutundaki politik duvar resimlerinden bazılarını görebilirsiniz. Siyasi iklime bağlı olarak sık sık değişiyorlar ama kesinlikle her zaman görmeye değer bir şeyler bulursunuz. Bulundukları alanlar çok güvenli ancak politika ve dinin konular nedeniyle resimler öfkeli ve bazen şiddet konulu bu nedenle de biraz moral bozucu bu gezi esasında. Bu bölgelerdeki resimleri bulamazsanız sormanız durumunda birileri size duvar resimlerini gösterecektir.

Black Cap Taxi Tour adındaki şirket klasik siyah İngiliz taksileriyle siyasi sayılabilecek bir tur düzenliyor. Mural’lar ve Kuzey İrlanda’nın yakın geçmişi turun ana iskeletini oluşturuyor. Bu esnada şehrin diğer önemli noktalarını da görüyorsunuz. Eğer bu Black Cap Taxi ile anlaşırsanız Troubles dönemi hakkında çok detaylı bilgiye ulaşabiliyorsunuz çünkü birçok taksi şöförü Troubles dönemiminin direnişçisi ya da militanı. Bazıları IRA hükümlüsü iken bazıları Cumhuriyetçi IRA’nın diğer tarafına denk gelen Kral taraftarı UDA’nın (Ulster Savunma Birliği) eski hükümlüsü. Bu nedenle hangi resim kimi anlatıyor, hangi evde hangi örgüt lideri öldürüldü ya da hangi bina ne zaman bombalandı detaylı olarak anlatıyorlar.

Tabii bu kadar da detaylı bilgiye gerek duymazsanız buraları yürüyerek de gezebilirsiniz. Ama mesafelerin çok yakın olmadığını ve resimlerin birbirinden kopuk değişik alanlarda yer aldığını hatırlatmak isteriz. Özetle biraz fazlaca yürümeniz gerekebilir. Bu tur Belfast için o kadar popüler ki her yıl sadece 2 milyon kişi bu duvar ve Mural’ları görmeye geliyor. Black Cap Taxi Tours hakkında daha detaylı bilgi ya da rezervasyon için tıklayın.

Bu arada Black Cap taxi Tour dışında yürüyerek de düzenlenen A History of Terror “Troubles” Walking Tours adı altında Mural Turları bulunuyor. Rezervasyon ya da detaylı bilgi için tıklayın.

Golden Mile Belfast Belediye Binası ve Queen’s Belfast Üniversitesi arasındaki yola verilen isim. Bazen turistleri hayal kırıklığına uğratır bazen de özellikle hafta sonlarında yoğun polis sayısından anlaşılacağı gibi Belfast’ın en güvenli kısmı sayılmaz.

Hotel Europa ve Opera Binası

Hotel Europa ve Opera Binası

Great Victoria Street üzerinde karşıdaki The Europa Hotel İrlandalıların The Troubles adını verdikleri direniş yıllarında 26 defa terör örgütü tarafından bombalanarak Avrupa’nın en çok bombalanan oteli unvanını taşımasına rağmen hizmet vermeye hiç ara vermemesi ile de ünlü.

Crown Liquor Salon

Crown Liquor Salon

Crown Liquor Salon bugün Kuzey İrlanda’da bulunan en güzel pub olarak değerlendiriliyor ve ziyaretçiler tarafından her zaman ziyaret edilmekte. Bir şeyler içmeseniz bile görülmeye değer. Her bombalı saldırı sonrası restore edilmiş ya da değiştirilmiş vitray pencereler Victoria döneminden beri büyük ölçüde aslına sadık kalmış. İçeride bir düzine kadar insanı barındırabilecek ünlü kabinlere kırmızı bar tezgahına ve çekici ahşap panelli kapılara dikkat edin.

Barmen çağırmak için kullanılan düğmeye dikkat edin ama artık bunlar çalışmıyor sadece nostalji. Burada eğer yer bulursanız bir şeyler içmelisiniz bu tabii ki ünlü biraları Guinness (Genes okunur) olabilir. Esasında Guinness İrlanda birası yani bu konuya uzunca Dublin yazımızda değineceğiz. Crown yani Taç İngiliz Krallığının Tacını simgeliyor ve bağımsızlık taraftarı Kuzey İrlandalılar Pub’a her girişte girişte yerde yer alan mozaik şeklindeki Taç’a yani Crown’a basarak geçmekten gurur duyuyor.

St.Georges Market

St.Georges Market

Kuzey İrlanda’nın yakın geçmişi suçla bu kadar iç içe olunca şehrin hapishanesi de ayrı bir önem taşıyor. Crumlin Road Gaol adındaki hapishane şu anda bir turist ilgi noktası. Giriş ücreti XX ve rehberli turlarla gezilebiliyor. IRA mahkumları burada idam edildiği için ayrı bir önem taşıyor Kuzey İrlanda tarihinde.

St.Georges Market’de ne ararsanız var. Belfast’ın kapalı Pazar Yeri olan Market’de aynı zamanda yiyecek bir şeyler bulabileceğiniz noktalar, ufak şarküteriler vs her türlü ihtiyaca cevap veriyor. Özellikle Cuma-cumartesi günler daha cıvıl cıvıl bir ortam oluyor. Tabii ki Barselona’daki La Bouqeria olamaz ama mutlaka görülmeli ve burada bir şeyler yenmeli.

The Big Fish, the Salmon of Knowledge

The Big Fish, the Salmon of Knowledge

The Big Fish, the Salmon of Knowledge, Lagan Nehrini Titanic Quarter kısmına bağlayan yaya köprüsü Lagan Weir’in ayağında yer alan dev bir balık şeklindeki sanat eseri. Uzaktan çok güzel gibi gelmiyor ama yakınına gidince gerçekten çok güzel bir eser hissi veriyor insana

Yine bu esere çok yakın bir bölgede Queen’s Bridge’in ayağında ise Beacon of Hope adlı sanat eseri bulunuyor. Yerel isimleri Nuala ile Hula ya da  The Thing With The Ring bu eserin.

İrlanda denince akla Pub’lar geliyor ama gezimiz sırasında akla gelen o İrlanda Pub’larının daha çok Kuzey İrlanda’da değil İrlanda’da olduğunu anladık. Belfast’da kaliteli pub ve restaurantlar daha çok üniversitenin olduğu bölge olan Queen’s Quarter‘da sıralanmış durumda. Gece güzel bir mekan ararsanız bu bölgeyi tercih etmelisiniz.

Şehirde yürürken birçok şeyin yasak olduğuna dair tabelalar dikkatinizi çekiyor; halka açık yerlerde alkol tüketmek, yere birşey atmak, elden broşür dağıtmak, park etmek, araçtan birşey atmak, köpek pisliğini yerden almamak herşey için bir ceza belirlenmiş. Ancak elden broşür dağıtmak hariç diğerleri çok işe yaramış denemez. Özellikle yerlerde bu kadar çok köpek pisliği olan başka bir şehir görmedik diyebiliriz. Bu arada sanırız köpekle de hiç ufak değildi  🙂

İrlandalıların şanslı olduklarına dair yaygın bir inanış var. Bu Kuzey İrlanda için de İrlanda için de geçerli. İki ülke de kendini bu şekilde kabul ediyor hatta Irish Luck yani İrlandalı Şansı diye bir terim dahi var. Buna vurgu yapan Üç Yapraklı Yonca ve Şapkalı Amca’yı şehrin birçok yerinde görebiliyorsunuz. Biz Kuzey İrlanda’nın neresi şanslı anlayamadık ama bu konuya Dublin yazımızda değineceğiz.

Buraya kadar anlattıklarımızı görmek için 2 tam gün yeterli Belfast’da. Eğer daha fazla zamanınız varsa günübirlik geziler olan Giant Causeway,   turlarına katılabilirsiniz. Turizm Bürosunda ve tüm otellerde bu turlar satılıyor. Biz İzlanda’dan yeni döndüğümüz için doğaya doymuştuk ve bu turlar ilgimizi çekmedi, esasen vaktimiz de yoktu.

Kuzey İrlanda’da Game of Thrones‘un çekildiği yerlere götüren özel turlar da var. Biz Malta ve İzlanda‘da bu izleri takip ettiğimiz ve Kuzey İrlanda’daki yerler biraz sapa yerlerde olduğu için bu defa pas geçtik.

Gezimizin devamında Dublin‘e geçtik. Dublin yazımızı da okumalısınız.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN