Lüksemburg

01.11.2018
125 görüntülenme
Lüksemburg

Lüksemburg adı ile aynı olan başkenti olan küçük bir Avrupa ülkesi. Ufak derken gerçekten ufak; eni 60 km, boyu 80 km sadece. Denize kıyısı olmayan bu küçük ülke oldukça yeşil ve tarihi bir dokuya sahip. Bu kadar küçük olmasına rağmen Avrupa Birliği’nin kurucu ülkelerinden ve Satranç Tahtasında önemli bir lokalizasyona sahip olduğu için saygın bir ülke durumunda. Şu an ülkede parlamenter temsili demokrasi ile birlikte anayasal krallık sistemi var. Grandük unvanını taşıyan bir monark tarafından yönetiliyor ve Dükalıkla yönetilen tek ülke. Lüksemburg aynı zamanda günümüze ayakta olan tek dükalık olarak biliniyor.Bu anlamda burayı görmek böyle bir önem de taşıyor.  Tarihinin Roma tarihine uzanması, milli geliri ile Avrupa’da ilk sırada olması da diğer dikkat çekici noktaları Lüksemburg’un.

Alt Şehir; Neumunster Abbey ve Saint-Jean-du-Grund Kilisesi

Alt Şehir; Neumunster Abbey ve Saint-Jean-du-Grund Kilisesi

Lüksemburg’da Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca kullanılıyor ve yasal olarak tanınıyor. Ülkedeki resmi dillerin üçü de çeşitli alanlarda birinci dil olarak kullanılmakta. Lüksemburgca günlük hayatta konuşulan dil olma özelliğine sahip ancak yazılı dilde pek kullanılmamakta. Resmi yazışmaların büyük bölümü Fransızca yapılıyor ancak okullarda en çok öğretilen dil ise Almanca. Basın-yayın organlarının büyük çoğunluğunun ve ülkedeki Katolik Kilisesi’nin de dili ise Almanca.

Grund - Ville Basse

Grund – Ville Basse

Lüksemburg’da eğitim de üç-dilde yapılıyor. İlköğretimin ilk yıllarında Lüksemburgca yapılan eğitim dili daha sonra kullanılan dil Almanca olarak değişiyor. Ortaöğretimde ise öğretim dili Fransızcaya dönüyor. Ancak ülkede ortaöğretimden mezun olabilmek için ülkenin üç resmi dilinde de yeterlilik belgesi gerektiğinden özellikle göçmen ailelerin çocuklarında okul bitirme diploması almadan eğitim kurumlarını terk edenlerin sayısı oldukça yüksek.

Ville Basse - Grund

Ville Basse – Grund

Lüksemburg halkının %87’si Katolik Kilisesi’ne bağlı iken kalan %13’ü de Protestan, Rum Ortodoks ve Yahudilik ve İslam inançlarına mensup ya da dinsizdir. Bu resmi bilgi olmasına rağmen Lüksemburg’da inançlar konusunda yapılan bir çalışmaya göre; Lüksemburg vatandaşlarının %44’ü tanrının varlığına inandığını, %22’si bir özel ruh ya da yaşam kaynağının olduğunu düşündüğünü, %22’si de herhangi bir tanrı ya da kutsal varlığa inanmadığını belirtmiş.

Ülkenin üç resmî dilinin yanı sıra, İngilizce de eğitim süresince öğretilmekte. Bunun dışında, Portekizce ve İtalyanca ülkedeki en büyük azınlık dilleridir.

Nasıl Gidilir

Tabii ki Lüksemburg’un havalimanı var ve ilginç bir şekilde THY’nın buraya da direkt uçuşu var ama genellikle buraya Fransa, Belçika, Almanya ve İsviçre gibi yakın ülkelerden günübirlik geliniyor.

Avrupa’nın birçok şehrinden de direkt ya da tren değiştirerek Lüksemburg’a ulaşabilirsiniz.

Eğer araç ile gelirseniz ünlü Schengen Vizesi anlaşmasının imzalandığı Schengen Kasabasından da geçiyorsunuz. Burada pasaportun bir sayfasını gül ağacının altına gömerseniz ömür boyu Schengen Vizesi garanti deniyor 🙂

Ulaşım

Lüksemburg içerisinde hizmet veren otobüsler var ama o kadar küçük bir şehir ki genellikle bir günlüğüne gelinen bu şehirde her yere yürünebiliyor ve toplu taşıma araçlarına ihtiyaç duyulmuyor.

Nereler Gezilir

Bir Lüksemburg haritasını elinize aldığınızda Alzette Nehri kıyısında yoğunlaşan şehir merkezi kısmını ve nehrin karşı tarafındaki Grund adı verilen bölgeyi görüyorsunuz. Buraya Ville Basse yani Alçak Şehir de deniyor çünkü şehrin bu kısmı nehir seviyesinde ve merkeze göre oldukça altta kalıyor. Görmeniz gereken yerlerin büyük çoğunluğu şehir merkezinde yani Ville Haute‘de  yer alıyor. Arada Petrus Nehrinin geçtiği bu güzel vadinin adı da Petrusse Vadisi.

Eğer siz de bizim gibi karayolundan ve Fransa tarafından geliyorsanız şehrin üst kısmına ve Notre Dame Katedrali ile Gelle Fra Anıtı‘nın olduğu yere ulaşıyorsunuz ilk olarak. Burası Place de Constution ve I.Dünya Savaşında hayatını kaybeden askerlerin anısına yapılan anıt Notre Dame Katedrali ile karşı karşıya bulunuyor. 1923 yılında yapılan Anıtın üzerindeki altın renkli heykelin ismi Gelle Fra. Golden Lady olarak bilinen heykel I.Dünya savaşında ve Kore savaşında gönüllü olarak savaşıp ölen Lüksemburg’lular için yapılmış.

Gelle Fra Heykeli ve Obelisk

Gelle Fra Heykeli ve Obelisk

Heykel bir Obelisk’in (Dikilitaş) üzerinde bulunuyor. Obelisk’in altında ise ölen bir asker için yas tutan bronz bir asker heykeli var. Esasen Lüksemburg zaten savaşa katılamayacak kadar küçük bir ülke ama kendini istemeden savaşın içinde bulmuş.  Almanya, Fransa ile olan konumu nedeniyle Fransa ile savaşta avantaj sağlayabilmek için Lüksemburg’u işgal etmiş.

Place de Constution'dan Alzette Vadisi ve Adolphe Köprüsü

Place de Constution’dan Alzette Vadisi ve Adolphe Köprüsü

Lüksemburg 3.700 gönüllü arker ile Fransa’nın yanında yer almış ve bunların 2.000’i ölmüş. Eğer siz de aracınızla geldiyseniz buradaki ücretli açık otoparka aracınızı bırakabilirsiniz. Küçük bir park alanı ama giren çıkan çok olduğu için biraz beklerseniz park yeri bulabiliyorsunuz. Hemen bu parkın yanından Alzette Vadisine bakarsanız hem güzel bir manzara hem de Adolphe Köprüsü’nü görebilirsiniz.

Şehrin tam merkezi sayılabilecek konumda Notre Dame Katedrali (Catedral of Our Lady) yer alıyor. 16.yy yapımı ve gotik bir mimariye sahip. Ülkenin en büyük dini yapısı olan bu Katedralde diğer Katedrallerden çok farklı bir şey göremedik biz bu yapıda.

İlk olarak Place Guillaume II Meydanına (William Square) gitmenizde fayda var çünkü burası hem şehrin merkezi hem de burada Turist İnformation bulunuyor. 1830 yılında yapılmış olan Hotel de Ville de burada bulunuyor. Daha önce de yazmıştık Hotel de Ville yani Belediye Sarayı neredeyse şehrin merkezi orasıdır zaten.

Hotel de Ville

Hotel de Ville

Biraz aşağıda diğer önemli bir meydan bulunuyor; Places de Armes. Bu meydan şehrin sosyal hayatının kesiştiği meydanlardan birisi etrafında restoran ve cafeler mevcut. Burada antika pazarı kuruluyor ve sık sık klasik müzik konserleri veriliyor. Zaten konser platformu meydandan hiç kalkmıyor.

Ville Haute yani Üst Şehir haritası

Ville Haute yani Üst Şehir haritası

Diğer adı Parlour of the City olan Place de Armes’in köşesinde görmeniz gereken yerleri gösteren bir harita ve üzerinde açıklamaları olan bir tabela bulunuyor. Burası da Lüksemburgdaki diğer meydanlar gibi küçük bir alan beklentiniz fazla olmasın.

Bock Burnu ve Yeraltı Şehri (Bock Casemates, Petrusee Casemates, Bock Tünelleri) adı verilen 23 km uzunluğundaki bu tüneller kompleksi Lüksemburg’un savunulması için oluşturulmuş. Tarihi 963 yılına uzanan şehir surlarının altındaki kayalık kısıma oyularak yapılmış bu tüneller. Küçük bir şehir olan Lüksemburg için 23 km çok büyük bir rakam. 1994’den beri UNESCO korumasında olan Tünellerde biz oradayken restorasyon vardı ve kapalıydı. Normalde rehberli ve ücretli turlarla gezilebiliyormuş. Savunma için avantaj yarattığını fark eden Kont Siegfried tarafından üzerine kale inşa edilen kayalık, içine oyulan tünellerle, yıllarca şehri düşman akınlarından korumuş. Galerileri ve tünelleri kapsayan 40.000 m2’lik yeraltı şehri mevcut. Burası sadece tüneller değil. İçerisinde mutfak, fırın, silah depoları vs birçok bölüm bulunuyor. Burası şehrin en çok zaman geçirilebilecek ve en etkileyici kısmı çünkü vadinin alt kısmında kalan şehrin Grund kısmının çok hoş bir manzarası var buradan. Eğer vaktiniz varsa buradan yürüyerek Grund’a ulaşabilir ve şehrin adeta ortaçağda kalmış kısmında keyifli bir gezi yapabilirsiniz.

Bu kısımda yer alan Corniche adı verilen duvarlar Avrupa’nın En Güzel Balkonu olarak biliniyor. Bu yürüme yolunda Hem grund’un hem de Üst şehir’in çok güzel bir manzarası size eşilk ediyor.

Turistik tren bilgileri

Turistik tren bilgileri

Buradan kalkan bir de Petrusse Express adında turistik tren var. Bu tren gezisine katılmanız durumunda inişli çıkışlı bir gezi rotası olan Lüksemburg’u daha kolay keşfedebilirsiniz. Tren dışında aynı renkli otobüsleri ile CitySightseeing Luxemburg Hop On Hop Off otobüsleri de var. Otobüsler günlük 14 Euro ve Constitution Meydanından kalkıyorlar. Ancak bu otobüsler Grund’a hiç girmiyor. Eğer Grund’a inmek isterseniz ki inmelisiniz tren daha doğru bir seçenek olur. İsterseniz Combi Tickets adı altında ikisine de binebileceğiniz bir bilet daha var; 20 euro.

Büyük Dük Sarayı -Grand Ducal Palace

Büyük Dük Sarayı -Grand Ducal Palace

Büyük Dük Sarayı (Grand Ducal Palace ) Şu anda da Dük ve Düşes’in ikamet ettikleri yapıda belli saatlerde rehberli geziler yapılıyor. Dükalık Sarayı denince öyle geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yanına yaklaşamayacağınız bir bina düşünmeyin. Normalde bilmeden yanından geçseniz fark etmezsiniz içeride Dük olduğunu. Yapı 1572 yılına kadar tarihleniyor, Orta Bölüm 1741’de yapılmışBarok stilden Rönesans stiline 1890’da dönüştürülmüş, son restorasyon ise 1995’de yapılmış.

Büyük Dük Sarayı -Grand Ducal Palace

Büyük Dük Sarayı -Grand Ducal Palace

Adını Dük Adolphe’dan alan ve  Alzette Nehri üzerinden güvenli geçiş sağlamak için 1900’lerin hemen başında inşa edilen Adolphe Köprüsü (Adolphe Bridge, New Bridge) merkez ile Grund arasında uzanıyor. 85 m yüksekliğinde arka sahip olan köprü bu açıdan en yüksek taş körü olarak bilinen yapı yakınlarda restore edilmiş. Corniche’den baktığınızda solunuzda bir Viaduct (Su Kemeri) görürsünüz bu köprü benzeri yapıyı Adolphe Köprüsü ile karıştırmayın. 24 adet arka sahip bu Su Kemeri 1859 yapımıdır.

Alzette Vadisi ve Adolphe Köprüsü

Alzette Vadisi ve Adolphe Köprüsü

Bu gezimizdeki diğer duraklarımız için Fransa, İsviçre, Almanya ve Lihteştayn sayfalarımız da ziyaret edin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN