Basel

05.09.2018
611 görüntülenme
Basel

İsviçre’nin üçüncü büyük şehri olan Basel, Fransa ve Almanya’nın sınırında Ren vadisinde konumlanmış. EU üyesi olmasına rağmen Euro Birliği içerisinde değil ve para birimi İsviçre frangı. Konusu açılmışken bu konu hakkındaki bilgileri verelim. İsviçre frangı ile birlikte neredeyse her yer euro kabul ediyor. Ancak para üzerini yine frank olarak veriyorlar ve avantajlı olmayan bir kur üzerinden kabul ediyorlar. Özetle çok kısa bir süre kalmayacaksanız frank almanızda fayda var.

Nasıl Gidilir

Basel’e gitmenin en kolay yolu THY’nında direkt uçuşları olan üç ülkeye çıkışı olan Basel Havalimanına uçmak. Burası biraz farklı bir statüde olduğu için biraz detay bilgi vermek istiyoruz. Basel’e varıldığında dikkat edilecek birinci nokta Basel Havalimanının üç ülkeye çıkışı olan bir havalimanı olması. Bu nedenle adı EuroAirport zaten. Basel Havalimanından veya Euro havaalanından şu üç ülkeye çıkış mümkün: Fransa; Mulhouse, İsviçre; Basel ve Almanya, Freiburg.

Biz aracımızı İsviçre tarafından kiralamıştık. Genellikle ülkemizden yapılan araç kiralamalarının ofisleri İsviçre tarafında oluyor. Bu nedenle siz de bizim gibi araç kiraladıysanız kiralama belgesini dikkatli okuyun ve araç kiralama bürosu hangi tarafta ise o kapıdan çıkın. Aksi halde tekrar girdiğiniz ülke tarafından çıkıp doğru ülkeye tekrar girmeniz gerekir. Dönüşte de aynı şey geçerli. Aracı hangi taraftan aldıysanız o taraftan girerek teslim etmeniz gerekir. Mesela bizim GPS cihazımız havalimanı olarak Fransa tarafına götürüyordu bizi ama bizim İsviçre ofisine teslim etmemiz gerekiyordu. Bu nedenle bir yerden sonra GPS’i bırakarak CH işaretlerini takip ettik.

Ulaşım

Basel havalimanı resmi olarak esasen Mulhose’da yer alıyor. Havalimanından yakın şehirlere ulaşım şu şekilde;

Basel’e geçiş;
Hat 50 (Line 50) Euroairport ile Basel’i birbirine bağlayan hat. Bu hat ile 20 dakikada (Bahnhof SBB) şehre ulaşabilirsiniz.

Mulhouse’a geçiş;
Bu amaçla önce otobüsle  St. Louis istasyonuna ulaşmanız burada trene binerek Mulhouse’a geçmeniz lazım.

Freiburg’a geçiş;
Airport Bus ile Freiburg Central adındaki merkez otobüs garına ulaşabilirsiniz. Bilet direkt olarak şoförden alınabiliyor. Ücret 19,90 euro, süre 55 dakika.

“Dünyanın diğer yarısında ay ışığını gördükten sonra ben eski ben değilim”

Mary Anne Radmacher

Basel’de metro yok ama gelişmiş bir tramvay ağı var. Sarı ve yeşil renkli tramvaylar ile birçok yere kolayca ulaşabiliyorsunuz. Şehir merkezinde birçok turistik nokta da zaten yürüme mesafesinde yer alıyor.

Basel’de otopark bulmak zor değil hem kapalı otoparklar var hem de kaldırım kenarlarına parkmetrelere para atarak park edebiliyorsunuz. Park yerleri beyaz çizgiler ile belirlenmiş durumda buralarda. İsviçre’de farklı tip parkmetreler var. Bir kısmı sadece kredi kartı da kabul ediyor ama genellikle sadece bozuk para ile çalışıyorlar. Çalışma prensipleri de farklı farklı. Bazılarında önce parkmetreye aracınızı koyduğunuz cebin numarasını girip sonra kalacağınız süreye göre para atmanız ve çıkan makbuzu aracın göğsüne koymanız gerekiyor. Ama fiş vermeyen sadece aracın bulunduğu cebin numarasını girip ödeme yaptığımız ve fiş vermeyen parkmetrelere de rastladık. Bu tip parkmetrelerde görevli isterse gelip sizin numaranızı cihaza tuşlayarak sürenizin dolup dolmadığınız görebiliyor. Bazı parkmetreler yarım ya da 1 saat ücretsiz olabiliyor ama buralarda da parkmetre fişi alıp araca koymanız gerekli.
Kapalı otoparklar arasında hastanenin altındaki “City” otoparkı oldukça makul fiyatlıydı.

Ne Zaman Gidilir

İsviçre’ye eğer kayak için gitmiyorsanız kış ayları doğru bir seçim olmaz. Haziran-Ekim arasını tavsiye ederiz şehir gezileri için. Haziran ve Eylül en iyi aylar denilebilir. Ağustos bazen oldukça sıcak olur.

Nereler Gezilir

Biz Basel’e Alsace, Lüksemburg, Freiburg (Kara Ormanlar), Lihtenştayn ve Luzern’e yaptığımız bir gezinin ilk ve son gününde uğradık. Bu nedenle sadece bir gün Basel’de olabildik. Yine de bir gün Basel için kısa bir zaman değil. Birçok yeri bir gün içerisinde görebiliyorsunuz Basel’de.

Basel çok büyük bir şehir değil ama bölgenin büyük sayılabilecek şehirlerinden. Ren nehri Basel’i ikiye ayırıyor; Kleinbasel Bölgesi (Küçük Basel) ve Grossbasel Bölgesi (Büyük Basel). Bir turistin ilgisini çekecek noktaların çoğu Grossbasel tarafında yer alıyor. Markt Platz ise bu tarafın merkezi diyebiliriz. Basel şehir merkezi burası olduğu için Belediye sarayı bu meydanda bulunuyor. Rathaus (Belediye Binası) 16.yüzyıldan kalma, bir Rönesans sarayı. Burası aynı zamanda Basel Kantonunun Parlamentosunun toplantı yeri. Basel’de yaşayanların Roothuus dediği yapının tamamı, parlak kırmızı renge boyalı. Red House olarak da bilinen yapının karakteristik kısımları küçük ve yuvarlak kuleleri, kemerleri, Rönesans tarzı pencereleri ve bir altın çanı. İç avlusunu da mutlaka görmelisiniz. İç avluyu görmek için, rehberli turlara katılmanız gerekiyor. Cumartesi ve Pazar günleri bu tur yapılmıyor. Binanın Büyük Toplantı Salonu bir dizi fresk ile mimar Hans Holbein tarafından 16. yüzyılda boyanmış. Bunların birçoğu kaybolmuş zamanla ama bazıları Kunstmuseum’da görülebilir hala. Dış cephedeki boyamalar ise Mimar Hans Bock tarafından 17.yy’da yapılmış. 19.yy’da yapının sağındaki Kule ile Sol Kanat ilave edilmiş.

Belediye Sarayının önünde yani Markt Platz’da sebze meyve satıcıları ve bazı pratik yemek satan standlar bulunuyor. Burası şehrin de merkezi sayılabileceği için buraya açılan sokaklarda çok sayıda mağaza, restoran ve cafe bulmak mümkün.

Diğer önemli meydan ise kare şeklindeki neyre daha yakın konumdaki Münster Platz. Bu meydanda Münster Basel ve Basel Manastırı (Munster Basel Cathedral / Basel Münster) yer alıyor. 1019-1500 yılları arasında Romaneks ve Gotik mimarinin etkisinde kalarak yapılan yapı 1356 Basel Depremi’nde yıkılmasının ardından Freiburg Katedrali’nin Mimarı Johannes Gmünd tarafından tekrar inşaa edilmiş. İsviçre Ulusal Mirası Listesinde yer alan ve şehir siluetinde önemli yere sahip kırmızı kumtaşından yapılan katedral, turistik olarak oldukça önemli bir yere sahip. Aslında bir Katolik katedrali olmasına rağmen, günümüzde bir Protestan kilisesi olarak kullanılıyor. Katedral’in bulunduğu meydan olan Münster Platz bugün Basel’in en önemli aktivite ve buluşma alanı sayılır. Burada birçok konser ve etkinlik düzenlenir. Katedral her gün ziyarete açık ve giriş ücreti alınmıyor.

Bu meydan aynı zamanda şehrin en önemli yapısı diyebileceğimiz Mittlere Brücke Köprüsü’ne de oldukça yakın. Ren nehri üzerinde yer alan, kentin de simgesi olan bu köprü, 1200’lü yıllarda inşa edilmiş. Konstanz Gölü ile Kuzey Denizi arasındaki en eski Ren nehri köprülerinden olan yapı, uluslararası ticaret yapılması için kullanılmış.

Tinguely Çeşmesi (Tinguely Brunnen, Fasnachtsbrunnen ya da Karnaval Çeşmesi) İsviçreli sanatçı Jean Tinguely tarafından 1977 yılında tasarlanmış. Tinguely Çeşmesi, düşük gerilimli elektrik motorlarıyla 9 mekanik metal heykelin su dansı yaptığı farklı bir çeşme Basel’in ilgi alanlarından birisi.

Buradaki her figür dansçı, aktör gibi bir sanatçıyı simgeliyor ve birbirleri ile sohbet ediyorlar. Paris’deki Strawinsky Fountain’i gördüyseniz benzerliği dikkatinizi çekecektir çünkü o çeşme de Jean Tinguely tarafından 1983 yılında tasarlanmış.

Kunstmuseum (Güzel Sanatlar Müzesi – Fine Arts Museum) Basel’de 19. yy başında açılan tarihi binası ile önemli bir yapı. İsviçre’nin en büyük müzesi olan müzede ünlü Monet, Picasso, Van Gogh gibi isimlerin eserlerini bulunuyor. Kemerli tarihi binasının yanında 2016 yılında yeni eklenen modern bir binası daha var. Kunstmuseum giriş bileti fiyatı 32 CHF. Bu tüm müzenin gezilebildiği “all in one” adındaki bilet. Müze içerisindeki farklı geçici sergiler için de daha düşük fiyatlı biletler satılıyor. Kunstmuseum pazartesi günleri kapalı, diğer günler 10.00-18.00 arasında ziyaret edilebiliyor.

Spalentor (Spalen Kapısı – The Gate of Spalen) Basel’in 14.yüzyılda inşaa edilen şehir surlarından şehre giriş kapılarından ayakta kalan üçünden en etkileyici olanı. Surlar şu anda maalesef görülemiyor sadece kapıyı görebiliyorsunuz. Kapı ; Saat kulesi ve iki yanındaki Gözetleme Kulelerinden oluşuyor. 15.yüzyılda üç figür (Meryem ana ve iki melek) eklenmiş. Şu anda bir meydanda yer alıyor kapının altından araç geçişi yok sadece yaya geçişi var.

Mittlere Brücke Köprüsü (Merkezi Orta Köprü) kesinlikle bize göre Basel’in en önemli yapısı. Kleinbasel (Küçük Basel) ve Grossbasel (Büyük Basel) bölgelerini birbirinden ayıran köprü Rhine Nehri üzerinde kurulu. 1226 yılında açılan köprü Köprü elektrikli tramvayın yapımı esnasında 1905 yılında yenilenmiş. Köprünün orta noktasında Köprü Şapeli olarak bilinen “Käppelijoch” bulunuyor.

Diğer bir aktivite de Ren Nehri Gezisi. Mart-Ekim ayları arasında yapılan bu gezi için Basel Manastırı arkasından hareket eden Basler Personenschifffahrt firmasının feribotlarına binmeniz gerekiyor. Fiyatı 1.60 CHF. Eğer Basel Card’ınız varsa %50 indirim yapılıyor.

Konusu açılmışken biraz Basel Card’dan bahsedelim. Biz yürüyerek dolaştığımız ve bir gün Basel’de kaldığımız için ihtiyaç duymadık ama eğer Basel Card alırsanız toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanıyor, 17 wi-fi noktasından internet hizmeti alabiliyor ve bir defa feribota binebiliyorsunuz. Birçok müze, Hayvanat Bahçesi, Theatre Basel, Sightseeing Otobüslerinde de % 50 indirim sağlıyor. Ücretlere gelince 24 saatlik kart 20 CHF, 48 saatlik kart 27 CHF, 72 saatlik kart 35 CHF.

İsviçre’nin en eski ve en büyük hayvanat bahçesi olan Basel Zoologischer Garten (Basel Hayvanat Bahçesi) 1874 yılında 25 dönüm arazi üzerine kurulmuş. 600 türden, yaklaşık 6000 hayvan bulunuyor. Vaktiniz varsa şehrin ortasındaki bu zengin hayvanat bahçesini gezebilirsiniz. Ücret ise 21 CHF.

İsviçre’nin Roma dönemine ait arkeolojik sit alanı ve bir açık hava müzesi olan Augusta Raurica Basel’in diğer bir önemli noktası. Ren Nehri’ne 1 km mesafedeki açık hava müzesinde 10.000 seyirci kapasiteli bir antik tiyatro, tapınak, çömlekçi, su kemeri ve kiremit fırını yer alıyor. Henüz büyük bir kısmının kazılarak ortaya çıkarılmadığı alanda İsviçre’nin en büyük festivallerinden Roma Festivali düzenleniyor. Ancak burası şehir içinde olmadığı için yürüme mesafesinde değil.

Spalentor’un yakınlarında şehrin ortasında Basel Üniversitesi Botanik Bahçeleri bulunuyor. Bu bahçelerde çeşitli kaktüs ve orkide koleksiyonları dışında tropik yağmur ormanlarına ait bitkiler de görebilirsiniz. Bahçelerde birçok dilde yayın yapan kulaklıklarla dolaşarak bitki ve çiçekler hakkında bilgi alabilirsiniz.

Bizim sadece Basel’de bir günümüz olduğu için bu kadarını görebildik ama zamanı olanlar Stadt Theater (Belediye Tiyatrosu), Darbe Man Heykeli̇, Morgan&Degelo Sergi̇ Kulesi̇, Tinguely Müzesi̇, Antikenmuseum Basel Ludwig Sammlung Und (Antik Eserler Müzesi̇), Cartoonmuseum Basel (Karikatür Müzesi̇), Naturhi̇stori̇sches Museum (Doğa Tarihi Müzesi̇), Historisches Museum Basel (Basel Tarihi Müzesi̇)ni görebilirler.

Ne Yenir

İsviçre’de şunu mutlaka yemelisiniz diyebileceğimiz bir şey yok. Tipik bir Avrupa şehri olarak her tür yemeği bulabiliyorsunuz. Tek farklılık oldukça pahalı olması. Fransa ya da Almanya’da 12 euro civarına yiyebileceğiniz bir pizza burada yaklaşık 26 CHF civarında. Tabii ki günlük olarak en çok yenilenler arasında bizim simitimize benzer Almanlarında oldukça sık tercih ettiği Bretzel var. İlave olarak İsviçreliler de Fransızlar gibi Bakery ürünlere yani unlu mamüllere ve bunlarla birlikte yenilen marmelat gibi şeylere çok düşkünler.

Basel’de biz Köprü’nün hemen ayağında diyebileceğimiz bir noktada Eisengasse üzerindeki Ristorante Spiga’da yedik. Spagetti ve pizza gibi çeşitler doyurucu ve nispeten makul fiyatlıydı.

Ne Alınır

Tüm İsviçre için tavsiye edilebilecekler; İsviçre Çikolatası, başta Victorinox marka olmak üzere İsviçre çakıları ve tabii ki İsviçre Saatleri. Ancak tüm bunların oldukça pahalı olduğunu söylemek gerekir. Aynı marka saat ve çakıyı Türkiye’den daha uygun fiyata bulmak daha mümkün.

Basel’deki günümüz bitince gezimizin Alsace kısmına başlamak üzere Eguisheim‘a geçtik.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN