Santiago

27.04.2018
1,248 hit
Santiago

   Şili dünyada eşi olmayan bir geometriye sahip. Ülkenin uzunluğu 4.350 km iken eni sadece 180 km (maksimum 350 km, Puarte Natales’de 15 km). Yakın geçmişindeki çalkantılı dönemlerle tüm dünyada sıklıkla adı geçen Şili’nin Pinochet (Pinoşe okunur) Dönemi olarak adlandırılabilecek dönemi oldukça sancılıdır. Burada bu sıkıcı konuya girmeyelim ama ilgilenenler bu yazımız için tıklasın.

17 milyonluk Şili’nin 7 milyonunu barındıran başkent Santiago doğal olarak tam bir büyük şehir. Aynı zamanda birçok üniversiteye de ev sahipliği yapan şehrin dinamik genç bir kitlesi var. Metrosu ve her büyük şehir gibi trafiği var. New York’dan daha fazla taksi (sarı siyah) çalışıyor Santiago’da.

Eski şehir 1541 yılında kurulmuş ama şehir bir deprem bölgesinde olduğu için maalesef çok fazla eski yapı yok.

Şehrin geneli dümdüz bir yapıya sahip sadece iki tepe var; bunlardan birisi Santa Lucia tepesi. Buraya yürüyerek çıkarsanız şehri hakim bir konumdan izleyebilirsiniz. Diğer tepe 22 metrelik “Lekesiz Bakire Meryem” (Virgen de la Immaculada) heykelinin olduğu “Cerra San Cristobal”. Burası “Santa Lucia”yı da yukarıdan görüyor. Buraya çıkmak için bir “funicular” var onu kullanabilirsiniz yürümek için fazla yüksek (15 dakikada 1 ve 1.750 peso gidiş-dönüş). Buradan sonra bir de teleferikle bir gezi var ama biz orada iken bozuktu.

Şehrin kurucusu “Pedro de Valdivia” tarafından ilk olarak düzenlenmiş olan şehrin ana meydanı “Plaza Armas”. İlk kurulduğunda Vali Sarayı, Hükümet Binası, Katedral, Pazar yeri buradaymış ve Boğa güreşleri ve festivaller burada yapılırmış. 4.5 asır sonra meydan değişime rağmen aynı özelliğini koruyor. Bu meydana bakan en önemli yapı aynı zamanda şehrin de en eski yapılarından; “Cathedral”. Şehre ilk gelen İspanyollar tarafından yapılmış ama zamanla zarar görmüş ve yenilenmiş.

Dominikli Lokal sanatçıların bir kooperatif mantığı ile oluşturdukları “Centro Artesanal Los Dominicos”  ilginizi çekebilir. Biz Diş Hekimi olduğumuz için Diş Hekimliği ile ilgili el yapımı objeler özellikle ilgimizi çekmişti.

Bugünkü Katedral aynı yerde yapılan 5. Katedral. İlk yapı Picunches ayaklanmasında, diğer 3 Katedral 1552, 1647 ve 1730 depremlerinde tamamen yıkılmış. Süslü çan kulelerine sahip son katedral 1780 yılında İtalyan mimar “Toesca” tarafından yapılmış. Heybetli taş yapı neo-klasik ve barok özellikler taşıyor. Toesca bu yapıdan sonra Başkanlık Sarayı “La Modena” gibi eserlere de imza atmış. İçerisi gerçekten çok görkemli mutlaka zaman ayırmalısınız. Cathedral’in hemen solundaki beyaz eski bina eski “Valilik Binası” ama şu anda merkez postane olarak hizmet veriyor. Onun yanındaki ev mahkeme (şu an tarih müzesi), onun yanındaki ev de “Santiago Belediye binası”.

Mükemmel bir simetriye sahip “La Moneda” (bozuk paraya verilen isimdir) 1805 yılında mimar “Toesco” tarafından yapılmış. İlk olarak kraliyet ailesi için yapılmışken sonradan 1848 de Manuel Bulnes’le başlayarak Şili devlet başkanları tarafından kullanılmış. En son 1958’de Carlos Ibanez del Compo tarafından kullanılmış. Şu anda ise hükümet binası; başkan burada çalışabiliyor ama oturmuyor. 1973 yılında Başkan Allande de bu Sarayda öldürüldü.

Plaza de Armana’dan kuzey yönüne doğru “Pasao Ahumada”yı takip ederseniz bu yol sizi şehrin önemli yapılarından biri olan “Mercado Central”e götürür. Burası şehrin tarihi balık, sebze ve meyve pazarı. İçerisinde restaurantlarda var ancak saat 17:00’de kapanıyor. Burayı turunuza mutlaka dahil etmelisiniz.

Mapoco Nehri” ile “Cerra San Cristobal” tepesini arasında yer alan “Bellavista” ağaçlıklı caddelerin arasında sıralanan parlak renkli evleri ile şirin bir kasaba görünümünde. Şehrin önemli hareket merkezlerinden birisi; Bellavista bölgesi. Buradaki caddelerden “Pio Nono” daha çok parasız üniversite gençlerinin müşterisi olduğu cafe ve publarla doluyken hemen paralelindeki cadde olan “Constutucion” ise kaliteli bar ve publarla dolu.

Bu bölgede ki “Patio Bellavista” adındaki bir avlunun çevresinde cafe-restoran ve dükkanların yerleşmesi ile oluşmuş alan ise en popüler yer. Bir dönem burada yaşamış olan Nobel ödüllü Şilili şair ve yazar Pablo Neruda’dan sonra bohem sanatçı ve yazar nüfusu bu bölgede yogunlaşmış. Pablo Neruda’nın evi (3 evinden adı “Chascona” olan, diğerleri Valparaiso ve Isla Negra’da) müze olarak gezilebiliyor (3.000 peso).

Ertesi günümüz tüm grup için serbest zaman olarak ayrılmıştı biraz daha şehri özümsedik bu boş günümüzde.

Artık tüm Patagonya gezisinin son günü havalimanındaki  “The Last Pisco Sour”da son Pisco’muzu içip; önce Sao Paulo sonra İstanbul ve Ankara uçuşları ile oldukça yorgun bir şekilde evimizde olacağız.

Diğer Şili yazılarımız da okuyun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN