07.04.2018
426 görüntülenme
Miami

Bu defa rotamız Miami ve Miami’den başlayacak olan Batı Karaibler Cruise gezisi.

Nasıl gidilir

Miami’ye ulaşmak için Lufthansa’yı seçiyoruz. THY maalesef direkt ya da indirek olarak Miami’ye uçmuyor (artık uçuyor) New York‘a kadar THY’i seçer oradan iç hat alırsanız bu defa da iç hat uçuşunuzda bagaj kısıtlaması ile karşılaşıyorsunuz. Bu nedenle kişi başı 2×23 kg hak tanıyan Star Allience üyesi Lufthansa ile yolculuk yapmayı seçiyoruz bu sayede mil de kazanabileceğiz. Ancak yeşil pasaportunuz yoksa Almanya’nın transit vize istediğini hatırlatmak isteriz. Yeşil pasaportumuz olmasaydı sanırım bu nedenle Almanya’da aktarma yapan Lufthansa’yı seçmezdik. Uçuşumuz Ankara Münih, Münih-Charlotte, Charlotte-Miami ayaklarından oluşuyor. Giderken saat farkından dolayı avantajlıyız; sabah 06:00’da başlayan yolculuk aynı gün saat 20:00’de bitecek. Ancak dönüş hem aktarma aralarının uzun olması hem de saat farkının terse işlemesi nedeniyle çok daha kötü olacak.

Miami #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

Bu ve bu gibi yolculuklar için dikkat etmeniz gereken tek nokta Amerika‘da devam eden iç uçuşunuz varsa Amerika’daki ilk durağınızda bavulunuzu almanız ve gümrükten geçtikten sonra iç hat için tekrar banta vermeniz gerekmesi. Bavulumuzda bagaj etiketimiz MIA yani Miami olarak görünüyor ama Amerika ilk giriş noktanızda bavulunuzla gümrükten geçmenizi istiyor. Bu basamağı atlarsanız “bavulum kayboldu” diye ağlamayın. Amerika’ya girişte uygulanan prosedürleri San Francisco sayfamızda anlatmıştık oradan okuyabilirsiniz. Son seyahatlerimizde alıştığımız gibi yine airbnb.com sistemini kullanarak bir Amerikalının evinde kalmayı tercih ediyoruz. Airbnb sisteminin otele göre bazı avantaj ve dezavantajları mevcut. Otele göre daha fazla yazışma gerekmesi, resepsiyon olmaması nedeni ile eve girişi bile konuşmak gerekmesi işin zor tarafları. Ama onlardan biri gibi aynı ortamları paylaşmak bizce iyi oluyor. Evin oturma odası, mutfak gibi ortamlarının kullanılması seyahati kolaylaştırıyor. Bu özelliklere sahip olup olmadığı evin özelliklerinde yazıyor ama yine de yazarak sormak faydalı oluyor. Bir de bazı alışverişleri internetten önceden yapıp eve göndermek zamandan tasarruf etmenizi sağlıyor. Fiyat konusuna gelince seçeceğiniz eve ve şartlarına bağlı olarak otelden pahalı yada ucuz olabiliyor o size kalmış tabii ki.

Şehir İçi Ulaşım

Miami’de toplu taşım için Metrobus, Metrorail ve Metromover adında üç sistem var. Her birine tıklayarak bu araçlarla nerelere ulaşabileceğinizi görebilirsiniz.  Metrorail için EASY Card ya da EASY Ticket’ınız olması gerekiyor. MetroBus’a para üstü istenmesi gerekmeyecek yani tam ücret şeklinde araçta da nakit ödeme yapabiliyorsunuz. Metromover ise ücretsiz.

Uber ve Lyft paylaşmalı taşıma sistemi Miami’de oldukça yaygın.

Bizim tavsiyemize göre de Miami’ye vardığınızda yapmanız gereken ilk şey sanırız araba kiralamak olmalı. Bu şehirde araçsız pek bir şey yapamazsınız. Havalimanında “Rental Car Center” adında ayrı bir bina var buraya terminallerden “Mia Move” adı verilen ücretsiz bir raylı sistem ile ulaşabiliyorsunuz. Bu kısma vardığınızda bütün şirketlerin bürolarını görebilir istediğiniz firmadan araç kiralayabilirsiniz. Biz bu defa aracımızı Sixt firmasından alıyoruz (6 gün Toyota Camry toll fee otoyol geçişleri ve 1 depo benzinle tüm sigortalar dahil; 400 $) Herşeyi internetten yapabilir hatta check-in işlemini de internetten yapıp sadece kimlik göstererek “express” hizmetinden yararlanarak aracı hızlıca teslim alabilirsiniz.

Nerede Kalınır

Miami için en popüler ve merkezi kısım South Beach adı verilen okyanus kenarındaki sahil kısmı. zaten otellerin çoğu da burada yer alıyor ancak doğal olarak en pahalı bölge de burası.

Biz bu nedenle airbnb sistemi ile evde konaklama yolu seçtik. Ancak evin sahibi inanılır gibi değil ama neredeyse hiç ingilizce bilmiyordu. Kendisi Kübalı sevgilisi Kolombiyalıydı. Konusu açılmışken bu bizim ilk airbnb denememizde ve sistem hakkında yapılmaması gerekenleri öğrenmiş olduk. Öncelikle ev sahibinin de evde olacağı “tek oda kiralama” şeklindeki konaklama tipinden uzak durmalısınız. Bizim karşılaştığımız gibi ev sahibiniz eve 03:0’de gelip gayet rahat bir şekilde TV açıp sevgilisi ile sohbete başlayabiliyor. Ev sahibi evi size bırakıyorsa tamam ama diğer türlü her türlü sürpriz mümkün.

Ne Zaman Gidilir

Yılın her döneminde ılıman bir havaya sahip olan Miami’ye bu nedenle her mevsimde gidilebilir. Ancak eylül en fazla olmak üzere haziran-ekim arası yağış fazladır ve bazen tornado tarzında fırtınalar da olabilir. Bu konuyu eğer zaman konusunda esnekseniz dikkate almanızda fayda var.

Önemli bir konu da Miami’yi nasıl bir dönemde görmek istediğiniz. Eğer en popüler zamanında görmek, en kalabalık zamanınında siz de orada bulunmak istiyorsanız mart-mayıs sizin için en iyi aylar diyebiliriz.

Nereler Gezilir

Gelelim Miami’ye; bu şehir hatta Florida ağırlıklı olarak İspanyolcanın konuşulduğu ve latin kökenli insanların bulunduğu bir bölge; Küba, Meksika, Venezüella, Colombia hangi ülkeden insan ararsanız var. Birinci dil İspanyolca hatta birçok kişi İngilizce hiç bilmiyor. Miami’de ilginizi çekecek noktaların başında tabii ki ünlü Miami plajları geliyor. Bunların da en ünlüsü “South Beach“. South Beach Miami’nin plaj kısmının bulunduğu ana karaya bağlı ada kısmının plajlarına verilen isim. Bazen buraya SOuth ve BEach kelimelerinin kısaltması olarak kısaca SoBe de deniliyor.

Miami #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

South Beach’in paralelindeki bulvar Miami’nin en önemli caddesi olan “Ocean Drive”. Burada çok sayıda otel, restoran, bar ve gece kulübü yer alıyor. Ünlü modacı Versace’nin öldüğü evi “The Villa” da bu cadde üzerinde yer alıyor. Bu evi herkesin önünde fotoğraf çektirmesinden tanıyabilirsiniz. Bu cadde gece belli bir saatten sonra lüks spor otomobillerin, Hammer’ların ve Limousine’lerin gövde gösterilerine sahne oluyor ama yine de CSI Miami’de gördüğünüz gibi abartılı bir durum yok 🙂 Bu caddede biraz turlamak isterseniz aracınızı cadde üzerine park edebilirsiniz. Bunun için tabii ki park metreye kredi kartı ile ya da nakit para ödemeli ve hangi saate park etmenize izin verildiğini gösteren parkmetre fişini aracın görünecek iç kısmına koymanız lazım. Yer seçerken sarı ile işaretli kaldırımların genellikle su vanalarına denk geldiğini ve yasak olduğunu, mavi olanların engellilere ait olduğunu unutmayın. Kırmızı da yasak sadece beyaz ile çizilmiş yerlere park edebilirsiniz. Bu yasaklara uymadığınızda aracınız masrafları ve cezası olmak üzere çekici ile çekilecektir.

Gelelim plaja; kilometrelerce uzanan plajda denize girmek gerçekten keyifli. Plajlar herhangi bir otele ait olmadığı için giriş ücretsiz. Ancak şemsiye ve şezlong kiralamak isterseniz 2 şezlong, 1 şemsiye 60$; evet bu satın alma değil kiralama ücreti. Biz bu rakamı duyunca kumun sıcaklığını hissetmek istediğimize karar verdik 🙂 2¬3 saatimizi plajda geçirdikten sonra kafamızdaki diğer yerleri görmek üzere yola koyuluyoruz. İlk durağımız “Fashion District” ancak buranın bizim için bir şey ifade etmediğini anlayıp buradan erken ayrıldık. Ağırlıklı olarak dekorasyon ve tasarım mağazalarının bulunduğu bölge muhteşem Miami malikanelerinin içini döşemek isteyenlere hitap ediyor. Kısa vadede böyle bir planımız olmadığı için 🙂 buradan ayrılıyoruz.

Sonraki durağımız “Lincoln Road Mall“; adından da anlaşılacağı gibi Lincoln Road adındaki cadde sağlı sollu güzel dükkanlarla bir yaya bölgesine dönüştürülmüş ve adeta bir “Mall” haline gelmiş. Burada keyifli birkaç saat geçirdik. Aracınızı hemen yolun başındaki aynı isimli çok katlı otoparka bırakabilir dönüşte 2¬3 saat için bizim gibi 20$’ı bayılabilirsiniz.

Miami #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

Buradan sonra çok tavsiye edilen diğer bir bölge olan “Little Havana” ya gitmeye karar verdik. Küba’lıların ağırlıklı olarak toplandığı bu bölge; Küba barları, restoranları ve onlara ait kültürü barındıran mağazalarla dolu. Burada biraz zaman geçirdik ve en ünlü restoran olan “Versailles” de birşeyler atıştırdık ancak ne Versailles ne de mahalleye çok ısınamadık doğrusu. Bu mahalleyi keşfetmek için sanırız burayı bilen birileri ile özellikle gece keşfetmek gerekir.

Navigasyonumuzla oradan oraya giderken çok güzel Miami manzaraları ile karşılaşıyoruz ancak maalesef bu kareleri gördüğümüz yerlerde aracı durdurmak imkansız olduğu için bu tip 1 kare bile fotoğraf çekemedik. Üzerinden geçtiğimiz bu köprülerin her birinden hem gece hem gündüz ayrı ayrı geçilirse enfes kareler alınabilir ama bizim ne halimiz ne vaktimiz var bunun için. Miami’nin Hayvanat Bahçesi, Akvaryumu gibi birçok aktivasyonu mevcut ama bu tip aktivasyonlar bu şehir için pek ilgimizi çekmediği için ziyaret etmedik ve yazacak bu nedenle bir şeyimiz yok, sizin ilginizi çekerse google’da yapacağınız kısa bir araştırma ile birçok alternatif bulabilirsiniz. Bizim için Miami’nin kısa özeti; burada uzun süre plajdan faydalanmalı geri kalan sürede de gece hayatının tadını çıkarmalısınız.

Miami’ye ikinci gidişimizde ertesi gün gemi ile Karayibler’e geçecektik. Sadece bir günümüz olduğu için ilk gelişimizde göremediğimiz Biscayne Körfezi, Coconut Grove, Coral Gables, Port of Miami, Fisher Island ve Downtown Miami‘de Bayside Marketplace‘i de görmek istiyorduk. Bu amaçla 2,5 saat üstü açık otobüslerle bu noktalara giden daha sonra da 1,5 saat Biscayne Körfezinde tekne turu yapan bir tur bulup satın aldık. Gittiğimiz tüm noktalar gerçekten çok güzeldi; kısa bir sürede hem Miami’de göremediğimiz yerleri gördük hem de denizden Miami’yi görme şansı yakaladık. 

Miami #theta360 – Spherical Image – RICOH THETA

Miami’de kalanların sıklıkla yaptıkları çevre gezileri Fort Lauderdale, Key West ve Everglades’e oluyor. Bu yazılarımızı da okuyun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN