Dominica

19.04.2018
187 görüntülenme
Dominica

Dominica hakkında belirtmek istediğimiz ilk şey Dominik Cumhuriyeti ile karıştırılmaması gerektiği çünkü genelde Dominica, Dominik Cumhuriyetinin kısaltılmışı sanılıyor.

Dominik ismi latince “Sunday” den geliyor çünkü Colombus bölgeyi 1493’de keşfederken burası bir pazar gününe denk gelmiş. Aynı zamanda “Dominique” fransızcada “doğal Karayib adası” anlamına geliyor yani isim buradan da devrilmiş.

Başkenti “Roseau” olan bu ada devleti de birçok diğer Karayip Ada Devleti gibi oldukça ufak; sadece 750 km2 ve 70.000 nüfusa sahip. Tarihine çok girmeyelim ama tabii ki doğal kaynakları (özellikle şeker kamışı ve kahve) nedeniyle önce İspanyollar daha sonra Fransızlar bölgede egemenlik kurmuş. Son olarak İngiltere “Seven Years War” sonucunca diğer birçok Karayib adasıyla birlikte burayı da 1763 yılında sömürgesi olarak ilan etmiş. Dominica’nın özgürlüğüne kavuşup bağımsız olması çok eski değil; 1978.

Dominica 1980’lerde ekonomisini kurmuş ve özellikle muz, şeker kamışı ve kahve ihracatı ile atağa kalkmış. Ancak 1990’lardaki global muz fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bir kriz yaşamış.

Dominica doğal açıdan oldukça zengin bir ada; doğal kaynak suları, şelaleleri, nehirleri ve tabii ki harika plajları var. Antigua’nın 365 plajlı ada olarak bilinmesi gibi burası da 365 nehirli ada olarak biliniyor.

Dominica’da ilk dikkat çeken noktalardan birisi neredeyse en yeşil, ormanlarla dolu olan Karayib adası olması.

Dominika vatandaşları İngiltere ve Shengen ülkeleri dahil dünyanın 100’ün üzerinde ülkesine vizesiz seyahat edebiliyor. Bu nedenle de Dominika vatandaşlığı oldukça popüler. Bu nedenle vaandaşlık bazı yatırım şartlarına bağlanmış durumda. Dominica, St.Kitts and Nevis gibi Karayib ülkelerine gittiğinizde “buralarda yaşamak lazım” duygusu geliyor insana. Ancak unutulmaması gereken önemli bir konu genellikle buralara Cruise seyahatlerinin durakları olarak bu adaların en iyi mevsiminde gidildiği. Birçok Karayib adası gibi burası da Tayfun bölgesinde yer alıyor ve 20-30 yılda bir büyük bir tayfun bölge devletlerinden birini yerle bir ediyor maalesef. Bu arada Cruise yolcularından Dominica da vize istemiyor.

Dominica volkanik bir ada olduğu için ağırlıklı olarak yeşil ormanlara ve tepelere sahip. Diğer komşu adalara göre daha az plaja sahip. Bu da komşularına göre Dominica’nın turizm açısından daha yavaş gelişmesine neden olmuş. Ancak biz St.Kitts‘den sonra en çok burayı beğendik. Dünyada turizm plaj turizminden eco-turizme doğru kaydıkça Dominica’nın da değeri artıyor.

Turizmde bir adım geri olmasında adanın 2 bölgesel havalimanına sahip olması ancak uluslararası havalimanına sahip olmaması da etkilidir tabii ki.

Dominica’da da East Caribbean Dollar resmi para birimi ama hem USD hem de euro heryerde kabul ediliyor.

Adanın % 80’i katolik Hristiyan ve ingilizce adanın resmi dili ayrıca oldukça kolay anlaşılıyor.

Ancak Dominica; fransızca konuşulan iki ada olan Guadeloupe ve Martinique arasında yer aldığı için çok sayıda fransızca konuşan kişi de bulunuyor. Ancak yerel halk arasında Creole adındaki yerel dil konuşuluyor. Mesela rehberlerimiz bizimle ingilizce, kendi aralarında ise Seyşeller‘de de duyduğumuz Creole dilinde konuşuyorlardı.

Daha önce belirttiğimiz gibi havalimanı da olmadığı için buraya genellikle Cruise yolcuları geliyor. Biz de bu nedenle 1 günlüğüne buradaydık. Kısa bir süreniz olduğu için adayı etkili gezmek için iyi bir şirkete ve rehbere ihtiyacınız oluyor. Biz geminin turlarından satın almayıp tavsiye üzerine internetten bir şirketle anlaştık ve 7 saatlik turumuzdan çok memnun kaldık. Gemi turlarında da aynı yerler görülüyor ama hem 30-40 kişilik otobüsler oluyor ve dolayısı ile ilgi az oluyor hem de dışarıdan bir şirketle tek bir turla gezebileceğiniz adanın tüm bölgelerini tur size 2-3 tur olarak satıyor. Bu sebeple seçtiğimiz dışarıdan turda Dominica hakkında öğrenilebilecek ne varsa bu gezi esnasında öğrendik diyebiliriz. Rehber adasını çok seviyordu ve bize de sevdirmek için elinden geleni yaptı diyebiliriz. Bu şirkete ulaşmak için tıklayın.

50 USD’ye aldığımız bu turdaChampagne Reef” de snorkelling yaptık. Burası adından tahmin edeceğiniz gibi resiflerden hava kabarcıklarının çıkması nedeniyle Şampanya Resifi ismini almış bir dalma bölgesi. Kabarcıklar arasında snorkelling değişik ve ilk defa rastladığımız bir doğa olayı.

Dalınan bölgede bir adet de eski bir karayip korsan gemisinden kalan top bulunuyor. Daha sonra “Botanical Gardens”ı yani Botanik Bahçelerini gördük. Çok bakımlı ve güzel bu bahçelerde bu coğrafyaya özgü bitki ve ağaçları görebiliyorsunuz. Daha sonra “Trafalgar Falls” yani Trafalgar Şelalesini gördük. Son olarak “Titou Gorge”da mağara içerisinde buz gibi akıntılı bir suda yüzerek çok farklı bir deneyim yaşadık.

Tabii ki sonrasında zamanımız doldu ve Tur şirketi bizi gemimize bıraktı. Hem burada hem diğer duraklarda geminin yanaştığı limanda mutlaka bir alışveriş merkezi oluyor. Biz hep dönüşte diğer yolcuların dönmesini beklerken buraya zaman ayırıyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN