Marakeş

11.05.2018
693 görüntülenme
Marakeş

Önce Fas hakkında biraz bilgi verelim sonra Marrakech’den (Marakeş) konuşacağız. Fas Krallığı kendi ifadeleri ile “Marok” hem Akdenize hem de Atlas Okyanusunda kıyısı olan bir Afrika ülkesi. İspanya ile uzaklığı sadece 16 km olmasına rağmen bambaşka bir dünya denilebilir. Esasen zaman zaman Fransızlar ve İspanyollar tarih içinde Fas’a, Araplar da İspanya’ya hakim olmuşlar ama şu anda durum çok farklı. Mısır, Libya, Cezayir, Tunus’un zaman içinde Osmanlı himayesine girmesine karşın Fas hiç Osmanlı himayesine girmemiş; vaktimiz olmamış diye düşünüyoruz 🙂

Fas’ın nüfusu 35 milyon. Bu nüfusu “Berberi”ler (arap olmayanlar) ve “Magribi”ler oluşturuyor. Halk kendini Mağribi olarak tanımlıyor. Casablanca, Çölde çay, Arabistanlı Lawrence gibi filmler Fas’ın turizmine çok şey katmış. Örneğin en önemsiz kentlerden “Casablanca” belki de en bilinen Fas şehri.

Yerli halk Marakeş’e “Kızıl Şehir” diyor bize göre Pembe şehir dense daha doğru çünkü Marakeş’deki binaların neredeyse tümü Pembeye çalan bir kırmızı renge boyanıyor her zaman.

Sokaklarda yürürken satıcılar size devamlı “ispanyooool?”, pottugaaaal?”, “inglişşşş?”, “franseeezzzz?” diye seslenerek ülkenizi öğrenmeye çalışıyorlar. Bana bir defa “indiaaa?” diye soran da oldu !! Ama “Turkish” dediğimizde hiçbir ülkede yaşayamayacağınız şekilde yüzler gülüyor ve herkes bildiği birkaç Türkçe kelimeden birini sıklıkla “maraba” demeye çalışıyor ve genelde arkasından “musliimm?” diye soruyor. Ülke tahmini yapanlara yaklaşık on defa “Kardeş ülkeden geliyoruz. Sen söyle neresi bu ülke?” dedik ve bir istisna hariç; “İstanbul “ya da “Turkish” cevabını aldık. Ancak sanırım Avrupa kapısında ısrarlı beklememizden olacak kafalarında “Türk=Müslüman’dan” daha çok “Müslüman olabilir” düşüncesi var. Bu sevgiden Müslüman olmamızın ağırlıklı bir rolü olduğunu ve Fas’ın bölgede Osmanlı himayesine geçmemiş tek ülke olmasını da payı olduğunu düşünüyoruz; kuyruk acıları ve düşmanlıkları yok yani. Bu arada biz orada iken Başbakan olan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül çok seviliyor ve şükranla karşılanıyordu.

“Seyahat etmek, hayal gücünüzü gerçeklerle dengeler ve bazı şeylerin nasıl olduğunu düşünmek yerine onları görmemizi sağlar”

S.Johnson

Nasıl Gidilir

Marakeş’e ülkemizden gitmenin iki yolu var. Birincisi İstanbul’da THY’nın direkt seferleri ile Kazablanka’ya uçmak ve orada geceleyerek ya da gecelemeden Marakeş’e geçmek. THY’nın Marakeş’e direkt seferi olmadığı için Marakeş’e inmek istiyorsanız Airfrance’ın Paris aktarmalı uçuşlarını tercih edebilirsiniz.

Eğer Kazablanka’ya gidip oradan Marakeş’e geçmeye karar verdiyseniz Marakeş’e Kazablanka’dan gelecekseniz en iyi alternatif trendir. Ancak medeni bir yolculuk yapmak için mutlaka 1. sınıf tren bileti almanızı öneririz (tek yön 140 dirhem). Yolculuk 4 saat sürüyor ve 6 kişilik kompartımanda yolculuk yapılıyor. Gar’dan bilet alırken kredi kartı kabul ediliyor ve ertesi güne dahi hemen bilet bulunabiliyor. Biletinizde koltuk numarası olmuyor bu nedenle erkenden trene binip iyi bir yer kapmaya çalışın.

İlk gidişimizde Marrakech’e Fes’den 8 saatlik bir gece tren yolculuğu ile ulaştık (180 Dh). Gün kaybetmemek için gece tren yolculuğu seçtik ama çok iyi bir karar olduğunu söyleyemeyiz. Gece tren pek tekin değildi. Kompartmanlar 8 kişilik ve mutlaka yanınıza başkaları girmek istiyor. Bizde grupça kalmak yanımıza başkasını almamak için ikiye ayrıldık ve uzanarak yanımıza yabancı almamaya çalıştık ama çok kolay olmadı. Bunları yaşamamak için ikinci gidişimizde ise Kasablanka’dan 1. sınıf trenle gittik oldukça konforluydu.

Casa’dan gelecekseniz yada Casa’ya geri dönecekseniz tren ile 3 saatlik bir yolculuk 75 Dh. 1. sınıf ise 140 dh.

Şehir İçi Ulaşım

Marakeş’de neredeyse heryere yürüyerek gidebilirsiniz. Zaten Marakeş’de metro veya benzeri bir gelişmiş bir ulaşım ağı bulunmuyor. Yayalar, atlı arabalar, motorsikletler, bisikletler, el arabaları, taksiler, minibüsler bir keşmekeş içerinde ama bir şekilde yollarını buluyorlar. Biraz daha medina dışındaki yerlere ulaşım için ise en önemli ulaşım aracı taksiler. Küçük kırmızı taksilere “petit taksi” (pöti taksi okunur) deniyor ve 3 kişiden fazla almıyorlar eğer taksimetresi varsa ve açarsa taksimetre ücretleri düşük (10-20 Dh arası) ama her zaman taksimetre açmıyorlar ya da taksimetre olmayabiliyor dikkat edin inince yüksek ücret isterler !! Fas için zaten heryerde bir gelenek ama pazarlık yapmanız da yetmiyor, pazarlık sonucunda anlaştığınız rakama rağmen taksiden indiğinizde ilk istediği rakamı tekrar isteyebiliyor. Petit taksilere 4 kişi için ısrar etmeyin aksi taktirde taksimetre açmazlar ve 2 taksi tutmuş kadar para isterler. Taksiye vermek için mutlaka bozuk para bulundurun yoksa para üstünü zor ! alırsınız. Petit taksilerin bagajı yoktur, bavullar aracın üstündeki port bagaja konur ve şöför bu konuda size yardım etmez. Mercedes marka beyaz taksilere “grand taksi” deniyor ve 5 kişi alıyorlar. Biz 7 kişi dahi bindik. Ücret tamamen pazarlık ile belirleniyor. Fas’da toplu ulaşım için metro yok. Şükür ki taksi oldukça ucuz heryere taksi ile gidilebiliyor.

Petit Taksi

Petit Taksi

Şehri gezmenin daha az yorucu yollarından birisi de bizim Fayton, Faslıların Caleches (Keleş okunur) dediği atlı arabalar. Koutoubia Caminin hemen yanında sıralanmış bir şekilde görebilirsiniz. Esasen sabit fiyatları var (1 saati 120 dh) ama yine de az bir pazarlık yapılabiliyor.

Koutoubia Caminin yakınında Caleche'ler

Koutoubia Caminin yakınında Caleche’ler

Bir başka ulaşım ve gezi yolu da Sightseeing otobüsleri. Marrakech’de çok iyi düzenlenmiş bir “Sightseeing” tur organizasyonu var. 2 ayrı hattan oluşuyor. Hatların birisi klasik tur, diğeri ise romantik tur. Tur 1 saat sürüyor. 18 durağı var. Klasik “hop on- hop off” mantığı ile istediğiniz durakta inebiliyor kaldığınız yerden aynı biletle tura devam edebiliyorsunuz. 24  yada 48 saat geçerli bilet alabiliyorsunuz. (24 saatlik olan 130 Dh) 6. durakta inerseniz “Menara Bahçeleri” ya da “Palmeria” önündeki develere binip kısa bir gezinti yapıp “deveye binmedim” demezsiniz. (2 kişi binip 2 kişi için 50 Dh den fazla vermeyin) Tavsiyemiz mutlaka 2 hattı da gezmeniz. Bu hatta Marrakech’in zengin kısmını yani Golf hotellerini, Resortları ve zengin Marakeş halkının evlerinin olduğu bölgeleri görebilirsiniz.

Turizm konusunda hizmet veren küçük şirketlerin Van tarzı klimalı modern ve iyi durumda araçlarını kısa turlar yapmak için kiralayabilirsiniz. 12 kişi kapasiteli bir araç için Ourika vadisine tam günlük bir tura 800 dh, Tam gün Marrakech turuna 650 dh, 1/2 gün Marrakech turuna 350 dh vererek kiralabilirsiniz.

Ne zaman gidilir

En iyi aylar mart-mayıs arası ile eylül-kasım arası olarak özetlenebilir. En ılıman hava bu aylar içerisinde oluyor. Diğer yaz aylarında ısı 40 dereceleri geçtiği, kış aylarında ise 5 dereceye kadar düşebildiği için gezmek için çok uygun olmaz.

Nerede kalınır

Konaklama konusundaki en önemli tavsiyemiz mutlaka bir “Riad”da konaklamanız olacak. Riad eski Fas evlerinin butik otele dönüşmüş haline verilen isim. Bazı büyük oteller de isimlerinin sonuna Riad ekliyorlar onlardan uzak durun. Normalde 3-10 arası odası olan Riad’ların hepsinde bir avlu bazılarının avlusunda ise havuz bulunuyor. Fas mimarisi ve süslemeleri ile bezenmiş olmaları ise ortak noktaları. Biz dört defa Fas’a gittik ve hep Riad’larda konaklamayı tercih ettik.

Marakeş’deki ilk konakladığımız Riad olan “Riad Ghallia” Medina içerisinde merkezi bir pozisyonda (2 kişilik oda kahvaltı dahil 550 Dh) idi.  Burası Riad olmakla birlikte çok vasattı. Daha sonraki gezilerimizde daha iyi Riad’larda kaldıkça farkı anlamaya başladık. Ben buranın adını “Çakma Riad” koymuştum. Misafirperver denebilecek 2 Fransız bey !! tarafından işletiliyor. Çok bir şey beklemezseniz tavsiye ederim. Ama önemli bir konu; sadece 5 odaları var ve sadece ikisinin içinde hem WC hem duş var diğerlerinde duş var WC paylaşmalı. Bunu rezervasyon yaparken mutlaka konuşun ya da pamuk eller cebe prensibini uygulayarak gerçek bir “Riad” da kalın.

İkinci gidişimizde “Riad Malika”da kaldık burası gerçek bir Riad’dı ve çok çok memnun kaldık. Oda fiyat aralığı 90-150 euro aralığında ama karşılığını veriyor demekle yetineceğim. Bir daha gidersek kuşkusuz burada kalırız.

Otelimiz pardon “Riad”ımız !! Marakeş’in kalbi olan “Djmaa el-fna” ya yürüyerek 15 dk uzaklıkta ama ulaşmak çarşıdan geçerken ona buna bakmakla 1-2 saat alıyor. Medina içinde ilerlerken diğer Medinalarda olmayan dikkat edilmesi gereken bir olay var; mobletler dar sokaklarda o kadar insanın arasından son gaz gidebiliyorlar. Sakın sağa sola kaçmayın pozisyonunuzu koruyun onlar alışmış ayarlıyorlar. Bazen de arkadan eşek vs geliyorsa “atttennsiyyoon” diye size sesleniyorlar. Gece geç saatlerde Riad’a dönerken çarşıdan geçerseniz ortalık pek tekin olmayacaktır; esasında güvenlidir ancak görüntü endişe verir. Her adres sorduğunuz genç otele kadar sizinle gelir ve para ister. Bu nedenle gençlere değil dükkan sahiplerine sorun adresi.

Eğer Medina içerisinde bir Riad’da kalacaksanız Riad’ı bulmanız neredeyse imkansızdır, yanından geçseniz bilemezsiniz. Bu nedenle en doğru karar tren istasyonundan ya da havalimanından Riad’ın sizi karşılaması olacaktır. Bilinen bir nokta vererek orada da buluşabilirsiniz.

Riad Noos Noos

Riad Noos Noos

Marakeş'de nereler gezilir

Bir gezginseniz bizim gezdiğimiz şehirlerin tümünü görmelisiniz bence ama kısa zamanda “bir Fas havası yeter” diyorsanız, en az üç gece sadece Marrakech’e gitmeniz yeterli.

Marakeş surlar içeriside kalan ve eski Marakeş diyebileceğimiz “Medina” ile yeni şehir denilebilecek “Gueliz” olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

Her şehrin bir eski şehri (Medinası) var. Fas’da turistik bölgeler genellikle Medina’lar içerisinde oluyor. Fas’da sokak tabelaları 1 gece içerisinde hiç haber verilmeden değiştirilebilir ya da bir sokağın, caddenin 2-3 ismi olabilir. Medina içerisinde ise zaten sokak ismi filan aramayın orası bir labirent çıkabilin yeter. Fas’a gelmeden önce internet üzerinden Fas şehirlerinin haritasını aramış ama yüzeyel bir Marakeş haritası haricinde bulamamıştık; Fas’ı gezince sebebini anladık. Medina’da dolaşırken yerler her zaman oldukça pis, ıslaktır. Bazı yerlerden geçmek dahi zordur bu nedenle daha sıcak dahi olsa terlik veya sandelet giymemeli kapalı ve bu tip pisliklerden çok etkilenmeyecek bir ayakkabı seçmelisiniz.

Palais Al-Bahia” yani Bahia Sarayı kireçtaşı oyma duvarları ile göz kamaştırıyor. Sultan Mevlay el Hasan’ın Başveziri olan Ahmet Bin Musa tarafından yaptırılan bu Saray Atlas dağlarından getirilen Sedir ağaçlarının oymaları ile görülmeye değer. Yine çok tipik Fes işi seramikler duvarları kaplar bu sarayda. Dönemim en önemli Sarayı olması hedeflenerek yapılan Sarayın Sultan’ın 4 eşine ayrılmış 4 kanatı ve ortak zaman geçirilen avlusu en önemli alanları (Giriş 10 dh).

Palais El Bahia

Palais El Bahia

Jardin Majorelle” 1922-66 yılları arasında Marakeş’de yaşamış olan ünlü ressam Jacques Majorelle’den alıyor ismini. Buranın daha sonra modacı Yves Saint Laurent tarafından satın alınarak bahçe ve müzeye dönüştürülmesi ile ortaya adeta bir cennet köşesi olan bu ev ve bahçe çıkmış. Bahçe ve eve çivit mavisi benzeri bir renk hakim hatta bu renk Majorelle Mavisi olarak da adlandırılıyor.Bahçedeki bitkileri çoğunu Majorelle dünyanın çeşitli yerlerine yaptığı seyahatlerden buraya getirmiş. İçeride çok kaliteli bir poster kolleksiyonu görülebilir. Bahçeye giriş 30 dh, müzeye giriş ise 25 dh. YSL’e adanmış bir köşe ve butik de bulunmakta. Yves Saint Lourent’in Fas’da kaldığı zaman içerisinde burada kalmaktaymış ve 2008’de ölmeden küllerinin buraya sepilmesini vasiyet etmiş. Bahçeyi gezerken bu kısmı da görebiliyorsunuz.

Saadian Tombs” Saadi ailesine ait bu anıt mezarlıkta aileye ait 66 mezar bulunmakta. Burası 1917 yılında keşfedilmiş ve özellikle oğlu ve torununun bulunduğu 12 sütunlu mezar ziyaretçilerin ilgisini çekiyor (giriş 10 dh). Bu odadaki saf altın kaplamalara, Carrara Mermerlerine dikkat etmelisiniz. Burası esasen 16.yy’da Ahmet el Mansur tarafından yaptırılmış ama 1 asır sonra Mevlay Ismail buranın etrafını surlarla kapattırdığı için 19.yy’ın başında Fransızların çektiği hava fotoğraflarına kadar gizli kalmış. Ahmet el Mansur, oğlu ve torunu da şu anda 12 Sütunlu Oda’da gömülü.

“Ali Ben Youssef Mosque ve Medersa” yani Ali Bin Yusuf Medresesi Marakeş’in en önemli yapılarından birisi kesinlikle. Burası dönemin en önemli dini eğitim veren kurumuymuş. Burayı gezerken burada kalan öğrencilerin kaldıkları odaları ve eğitimin ne kadar sıkı olduğunun izlerini görebiliyorsunuz. 130 öğrenci odası olduğunuz söylersek nasıl büyük bir kompleks olduğu anlaşılır sanırız.

Jmaa el Fnaa

Jmaa el Fnaa

Jardin Menara” görülmesi gereken yerler arasında. Menara Bahçesinin içerisindeki Menara Köşkü ve önündeki büyük havuz Marakeşlilerin önemli mesire yerlerinden biri ancak ne köşkün ne de bahçesinin çok ilgi çekici olduğu söylenemez.  “Koubba Ba’adiyn”, “Musee de Marrakech”, “Kasbah ve Mellah”, “Dar Si Said” diğer görülmesi gereken yerler.

“Koutoubia Mosque” yani “Kutubiye Cami” neredeyse Marakeş’de heryerden görülebilen ve şehir ile özdeşleşmiş Minaresi ile ünlü camii. 12.yy’da yapılan camiinin 70 m yüksekliğe sahip dörtgen minaresi İspanyol-Arap mimarisine güzel bir örnek. Zaten Fas’a gediğinizde buradaki minarelerin hiçbirinin bizim cami minareleri gibi yuvarlak olmadığını fark ediyorsunuz. Bu şekilde üç önemli minare var; birisi Rabat sayfamızda anlattığımız ve tamamlanamayan “Hasan Kulesi” diğeri de Sevilla sayfamızda anlattığımız “Giralda”dır. İçi ayrı bahçesi ayrı güzel olan bu minare zaten Marakeş’in öyle bir noktasında yer alıyor ki mutlaka birkaç defa yolunuz buraya düşüyor.

Kutubiye Cami

Kutubiye Cami

Bu minarenin her yüzünün ayrı desenlerle donatılmış olduğuna, içerisindeki çinilere ve zengin diğer süslemelere dikkat etmelisiniz. Adına dikkat ederseniz “kitap” kelimesinden geldiğini çıkarabilirsiniz. Adı “Kitapçılar” anlamına gelen cami bu adını cami 12. yy’da Yacoub el Mansour tarafından yaptırıldığında etrafını saran 100 kitapçıdan alıyor. Minarenin en üstüne bakarsanız üç adet altın küre görürsünüz. Rivayete göre Sultan’nın orucunun bozmasının suçluluğu nedeniyle annesi tarafında yaptırarak islam dünyasına hediye edilmiş. Başka bir bilgiye göre de ülkemizde minarenin ucunda yer alan hilalin yerinde 3 metal top varsa bunlar ateş, toprak ve suyu simgeler, eğer 5 top varsa bu bazısına göre İslamın 5 şartını bazısına göre 5 vakit namazı simgeler.

UNESCO tarafında Dünya Kültür Mirası listesine alınmış ilk meydan olan “Djmaa el-Fna” Meydanını anlatmak çok zor. Diğer yazılımı ile Jemaa El Fnaa gündüzleri fal bakıcıları, arzuhalciler, seyyar dişçiler, büyücüler, yılan oynatıcılar, dövmeciler, kınacılar, çalgıcılar, ateş yutanlar, berberler, şifacılar, yerel gösteri yapanlar ve daha niceleri ile dolu bir meydan. Gündüz de gece de meydanda her zaman meyve suyu satıcıları bulunur. Mutlaka tadına bakmalısınız gerçekten çok taze ve lezzetlidir. Hayvanlara iyi davranmadıkları için bir de onların üzerinden para kazanmalarını teşvik etmemek için yılan oynatıcıları ve maymun sahiplerine ilgi göstermedik ve para vermedik.

Adındaki Fnaa yani “Faniler”in ne anlama geldiği tam bilinmese de bu meydanda eskiden idamlar yapıldığı için meydanın “Kıyametler Meydanı” ya da “Ölülerin Buluştuğu Yer” olarak da adlandırılmasından geldiği söylenmekte.

Gece olunca ise Djmaa el-Fna portatif bir şekilde kurulan ve her sabah kaldırılan yemek standları (lokantalar) ile doluyor. Her türlü kebap, paça, kelle, karides, tüm balıklar, salyangoz, salata vs vs ne ararsanız burada !! Lokantalara göre biraz daha ucuzlar. Her standın bir numarası var bizim favorimiz ürünleri çok taze olduğu için  117 numara idi. Eğer yemeği meydanda yiyecekseniz mutlaka siparişlerinizin taze pişirilmesini isteyin, önceden pişirilmiş ürünleri kabul etmeyin. 42 ve 21 numaraları da 2. gidişimizde denedik çok başarılı idi.

Meydanın fotoğrafı özellikle geceleri çekmeye değer. İyi bir açı için meydana bakan “La Grand Balcon du Glacier” iyi bir seçim ancak burası daima kalabalıktır ve terasa çıkarken girişte bir içecek satın almanız zorunludur. İçeceği satın aldıktan sonra oturacak hatta fotoğraf çekecek bir yer dahi bulamayabilirsiniz. Bu nedenle size hemen yanındaki “Hotel CTM”yi tavsiye ederiz. Hem daha sakin hem de böyle bir zorunluluk yok. Diğer bir seçenek de Cafe de France. Özellikle gün batımına yakın bir saatte bu teraslardan birinde yerinizi alırsanız en popüler saatlerinde meydandaki hareketliliği görebilir ve meydanın açık hava restoranına nasıl dönüştüğünü de izleyebilirsiniz.

Ama bir gece yemeğini de meydanı çevreleyen restaurantların teraslarında meydanı seyrederek yemelisiniz (Cafe Alhhambra gayet iyi idi).

“Palais el Badi” biz zamanlar Badi Ailesinin yaptırdığı bir saraymış ama günümüze maalesef çok bir şey kalmamış. Kalanlar arasında bazı zemin seramikleri ve havuz sayılabilir. Bu sarayı eğer çok gününüz varsa gezin aksi halde Marakeş’de harcayacağınız zamanlardan çalmaya değmez.

Eğer Fez’e gidecekseniz deri tabakhanesini oraya bırakabilirsiniz ama Marakeş’in de Medina içerisinde yer alan bir deri tabakhanesi “Marrakech Tanneries” var. Buranın özelliği bize göre Fez’dekinden çok çok daha kötü kokması. Fez’e kötü kokuyor denir ama buranın yanında hiç birşey sayılmaz; zor görüp kaçtık diyebiliriz.

Neredeyse tüm Fas Müslüman nüfusa sahip. Azınlıklar genelde bir arada yaşıyor her şehrin bir “Mellah” bölgesi var. Bu bölge Yahudilerin yerleşim bölgesi. İlginizi çekiyorsa bu semtin ara sokaklarında turlayabilirsiniz.

Marrakech’de bir gecenizi “Chez Ali” adlı yere ayırın.  Biraz şehir dışında yer büyükçe bir alana yapılan bu mekanda önce bazı gösterileri izliyor sonra yemek yiyor ve en sonra da at üzerinde yapılan gösteriyi izliyorsunuz. Her ne kadar turistik bir show olsa da hem yemekler hem de gösteriler kaliteli ve Fas kültürü hakkında güzel bir fikir veriyor. Doyurucu bir yemekten sonra dışarıda sizi “Fantasia” dedikleri at sütünde yaptıkları bir show bekliyor. Bizim ciritimize göre sönük ama geceyi genel olarak değerlendirdiğimizde değer bizce. Ücret esasen 400 Dh ama otelden al – otele bırak şeklinde otelinizden satın alırsanız 500 Dh oluyor ücret. 1 büyük su ücrete dahil diğer içecekler hariç. Eğer gitmeyi planlarsanız ulaşım dahil bir satın alma yapmalısınız ulaşım zor ve şehir dışında olduğu için kendiniz gidemezsiniz.

Fas’da son gününüzü Fas’ın pisliğinden arınmak için bir hamamda geçirebilirsiniz. Genelde hamamlar çok uyduruk olduğu için biraz daha iyi olanını tavsiye edeceğiz. “Las Bains De Kabira”  hamam ücreti siz yıkanırsanız 50 Dh sizi yıkarlarsa 120 Dh, masaj da yaptırabilirsiniz 1 saatlik masaj ücreti 160 ile 260 Dh arasında seçeceğiniz masaja göre değişiyor.

Yemek

Fas mutfağı Türkiye’den giden kişiler için garip gelmeyecektir. Ankara’da daha Fas’a gitmeden seyahat hazırlıkları yaparken “Fas’da Tajine diye bir yemek varmış, onu bulup yememiz lazım mutlaka” demiştik. Fas’a gittik ki yer-gök “Tajine”.

Gerçek Tajine bu kaplar içerisinde 5-6 saatte pişiyor ama bazen büyük kaplarda pişirip bunların içerisinde koyarak servis ediyorlar.

Gerçek Tajine bu kaplar içerisinde 5-6 saatte pişiyor ama bazen büyük kaplarda pişirip bunların içerisinde koyarak servis ediyorlar.

Bizim güveçimize benzer bu yemek ve bizim bulgur pilavımıza benzer “CousCous” adı verilen bir yemekleri her yerde menünün olmazsa olmazı. Bu yemekler genellikle pişirildikleri toprak kaplarda servis ediliyor. Bunun dışında kebap çeşitleri, zeytinleri, harira çorbaları, deniz ürünleri ve sokak tatlıları meşhur. Baharat kullanımı Fas’da çok çok önemli: Kimyon, kişniş, safran, acı biber, sarımsak, zencefil, tarçın ve “Ras el Hanout” adı verilen onlarca baharatın karışımından oluşan bir baharat en sık kullanılanlar.

Sarımsak, biber, caraway tohumları, zeytinyağı ve tuzla yapılan ve “Harissa” adı verilen karışım sık kullanılan bir çeşni. Hemen heryerde ve her fırsatta Nane çayı olan “the a la ment” içilir. İster fransızca isteyin “ti la ment” ya da arapça isteyin “sey bin nana”. Çay çok şekerli içildiği için “şuvaye sugar” yani az şekerli isteyebilirsiniz yada bizim gibi şekersiz için. Bardağa çok yukarıdan boşaltılmazsa olmaz.

Her yerde meyva suyu satıcıları vardır güvenle içebilirsiniz (büyük bardak 10 Dh). Eğer ramazana denk gelirseniz iftar saatine önce çalışanlar iftarını açar 1 saat sonra servis başlar. Sadece açık büfe hizmet veren mekanlar bu uygulamanın dışında iftar saatinde yemek verir.

Üzerine çoğu zaman susamlı ve tarçın dökülerek servis edilen Shebakia’nın birçok çeşiti bulunuyor.

Shebakia

Shebakia

Bunun dışında bazı yerlerde Karışık Deniz Mahsüllleri, ve bizim kebabımız olan Brochette sık olmasa da bulabileceğiniz yemekler.

Alışveriş

Alışveriş genelde “Souk” denilen çarşılarda yapılıyor. Dar sokaklarda bizim kapalıçarşı formatındaki çarşılarda malların yarısı içeride yarısı dışarıda. Çok uyduruk ürünler olduğu gibi çok kaliteli ürünler ve sanat eserleri de bulunuyor bu sokaklarda. Birçok mağaza dağınık şekilde bütün çarşıya dağılsa da bazı yerlerde halıcılar, baharatçılar, dericiler, ayakkabıcılar gibi belli meslek grupları bir araya gelmiş.

Alış-veriş esnasında mağaza sahibinin özellikle bayanlara dokunarak konuşması çok yaygın esasen bu bir taciz değil ama yine de dokunmaması konusunda uyarabilirsiniz.

Bayanların parmak ucundan başlayıp bilekte sonlanan “Hana” yani geleneksel kına yaptırması nerede ise zorunlu 🙂 Ya siz talep ediyorsunuz ya da gelip zorla yapıyorlar. Bu kadınlara en fazla 50 Dh verin.

Alışveriş için pazarlık bir gelenek size söylenen fiyatın ¼ ünü teklif edin ve kararlı olun. Mağazadan çıkarken muhtemelen kabul edecektir. Her şey için geçerli olmayabilir ama genelde ½ garanti, unutmayın aynı mal heryerde var. Zaten siz fiyat sorduğunuzda size hemen fiyatı söylemiyorlar. Önce içeri davet ediyorlar, sonra “gud pırays” yapacaklarını söylüyorlar ama yapmıyorlar. Sonra da hemen “sen ne kadar veririsin” sohbeti başlıyor. Siz dediğimiz gibi ¼ de kararlı olun.

Genel alınabilecek eşyalar arasında “Cellaba” denilen uzun önlük tazı elbiseler, deri terlikler (boubuc), deri her türlü eşya, seramik tabaklar ve her türlü seramik eşya, tajine kapları sıralanabilir.

Deri ürünü çanta, mont vs çok fazla satılır. Orada çok anlayamayabilirsiniz ama genellikle çok iyi tabaklanmadıkları için kokarlar. Oradan alıp burada kullanamayabilirsiniz. Bu konuda dikkatli olmalısınız.

Fas’da en önemli hediyeliklerden birisi Hz. Fatma’nın elini sembolize eden hediyelikler. Hz. Fatma’nın elinin kolyesinden tabağına kadar her formatı var. Çok önem veriliyor ve asıldığı mekanı koruduğuna gönülden inanılıyor. Evlerin giriş kapısında ve otellerde de bu sembole rastlayabilirsiniz.

Önemli bir ürün de Argan ve Argan ile yapılmış; yağ, krem, nemlendirici, sabun vs. Her zamanki gibi bu konuda da çok fazla hile vs oluyor. İyi bir Argan bulmalı ve yine pazarlık yapmalısınız.

Bu arada Fas’ın tümünü gezecekseniz diğer şehirlerden hiç ama hiç alışveriş etmenize gerek yok. her şeyin en ucuzu, daha fazla çeşit ve kalitelisi Marakeş’de. Bazı fiyatlardan örnekler vermek gerekirse erkek terliğine 150 dh, bayan terliğine 100 dh, argan kremine 30 dh, ambere 50 dh, yatak örtüsüne 200-250 dh, puf’a 100-120 dh vermelisiniz. Fayton gezisi 1 faytona 4 kişi 40 dakikalık gezi 80 dh olmalı.

Jmaa el Fnaa

Jmaa el Fnaa

İnternet Cafeler her yerde var 1 saat 10 Dh.

Casa havalimanında elinizdeki dirhemleri free shoplarda harcayamazsınız çünkü geçmiyor. Bu nedenle havaalanının içindeki döviz ofislerinden paranızı tekrar çevirmelisiniz.

Fas'da Hakkında bazı Faydalı Bilgiler

Türk vatandaşlarından vize istenmiyor.

Priz tipleri ve güç ülkemiz ile aynı yani herhangi bir adaptöre ihtiyaç yok.

Konuşulan dil Arapça ve Fransızca. İngilizce bilen kişi sayısı oldukça düşüktür.

Başkent Rabat ve yönetim şekli Krallık.

Fas’da dövme önemli bir kültür. Berberi kadınlar 40 yaşını geçince alnına genelde dövme yaptırıyor. Kaç çocuğu varsa o kadar da çenesine dövme yaptırıyor.

İslam devleti olması nedeni ile dört kadınla evlilik yasal. Ama Kral buna pek sıcak bakmadığı için birinci kadın izin vermeden (gerçekten izin gerekiyor) erkek ikinci kadını alamıyor, bu böyle devam ediyor. Birinci kadın da kolay kolay ikinci kadını istemeyeceği için çok eşlilik çok yaygın değil. İzin olmadan evlilik öğrenilirse mahkemede yargılanılıyor ve ağır ceza veriliyor. Bu durumdan ekonomik faktörlerin de payı büyük tabii ki. Ben beş bayan ile gittiğim için çok etkilendiler ve sık sık “onlarda sadece dört’e kadar izin olduğunu, beni taktir ettiklerini” ilettiler. Bayan başına 1000 deve teklifi bile aldım 🙂

Ramazan ayında yemek bulmakta zorlanacağınız için, Kurban Bayramında da her yer kan gölüne döndüğü için Fas gezinizi bu zamanlara denk getirmemelisiniz.

Palmeria

Palmeria

Fas’da Cuma günleri resmi tatil. Cuma namazına doğru iş yerleri de yavaş yavaş kapanıyor ve namazdan sonra nerede ise açık dükkan pek kalmıyor. Pazar günü ise tatil değil.

Fas’da tahretlenme nedeni ile sol elin yiyecek ve para tutulmasında kullanılması hoş karşılanmıyor. Sol ile el sıkılmıyor.

Fas halkının % 70‘i 30 yaşının altında, ülke çok çok genç bir nüfusa sahip.

Taksilerde cam kolları çıkarılıyor; camdan gelen havanın insanı hasta ettiği inancı çok yaygın.

Seyyar Dişçiler

Seyyar Dişçiler

Fas’da geleneksel mimariye sahip, çok eski yapı olduğu gibi yeni yapılan yapıların tümü de bu mimariye uygun yapılıyor. Kral (Muhammed VI) bu konuya çok önem veriyor ve Avrupalı mimarlara ama Fas ruhuna sadık kalarak bina, meydan ve bulvar projeleri sipariş veriyormuş.

Faslılar resimlerinin çekilmesinden pek hoşlanmıyor hatta bazen kızıyorlar eğer izin veren olursa mutlaka sonunda para istiyor.

Diğer Fas sayfalarımız da okuyun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN