Mahe

13.02.2018
656 görüntülenme
Mahe
Mahe

Hiç hesapta olmayan Seyşeller gezimiz THY’nın Seyşeller’e yaptığı mil indirimi mailini görmemiz ile başladı. Tam bu uçuşa yetecek kadar milimiz vardı ve 20 dk sonra biletlerimizi almıştık. Önce “5 gece yeter” şeklinde düşündüğümüz gezimiz istediğimiz uçuşlarda mil kontenjanında yer bulamadığımız için 7 geceye çıktı. Biz de bağrımıza taş basıp bu değişikliği kabullendik. THY’nın İstanbul’dan 8 saatlik uçuşu ile Seyşeller’in ana adası olan Mahe’ye vardık. Uçağın inişi sırasında üzerinden geçtiği müstakil evlerin olduğu Eden Island güzelliği ile insanı şaşırtıyor. Bu site çok pahalı ve lüks bir site dolayısıyla çok zenginler için. Ancak Seyşeller’in okyanus ortasında bulunduğu riskli konum nedeniyle buranın en zenginlerinin genellikle denize sıfır seviyede ev tercih etmediklerini belirtmeliyiz. Nihayet soğuk bir aralık günü 30 derece civarındaki Seyşeller’e inmek iliklerimizi ısıttı.

Öncelikle biraz Seyşeller’den bahsedelim;

Önce Portekiz daha sonra Fransız sömürgesi olan Seyşeller en son olarak İngiliz hakimiyetinde kalmış. Bağımsızlığını 1979 yılında elde eden Seyşeller’de ilk seçim ancak 1992 yılında yapılabilmiş.

Seyşeller’in nüfusu sadece 80.000. Dünya haritasında özellikle kelime olarak aramadığınız taktirde bulmanız imkânsız. Kıta olarak Afrika’ya bağlı olan Seyşeller Madagaskar’ın 1.200 km kuzeydoğusunda Hint Okyanusunun ortasında yer alıyor. Türk vatandaşlarından vize istemeyen Seyşeller’in nüfusunun etnik yapısını Creol’ler meydana getiriyor. Creol’ler; Portekiz, Fransız ya da İspanyol asıllı olup burada doğmuş̧ ve buralarda yaşayan kimseler demektir. Bunlar esas itibariyle Portekiz, Fransız, İspanyol, Asyalı ve Afrikalı insanların birbirleriyle kaynaşması sonucu meydana gelen melez bir halk. Bu karmaşık yapı kültüre de yansımıştır. Seyşeller’de birçok yerde, menüde, yemekte vs Creole kelimesine sıklıkla rastlarsınız.

Seyşeller’in resmi dili İngilizce ve Fransızca ama bunların yanı sıra Fransızcanın değişik bir şekli olan Créole dili de yaygındır.

Seyşeller bize çok tanıdık geldi. Karayibler’deki sömürge ada devletleri ile birçok ortak noktaları var. Düzen, yeşil doğa, lüks tesisler ama fakir halk bize göre ortak noktalar. Bizim bu süre içerisinde buradaki yan yana lüks ve fakirliğin varlığı dikkatimizi çekti. O kadar çok ve o kadar lüks otel var ki sadece bunların ödeyeceği vergi 80.000 nüfuslu Seyşeller halkının krallar gibi yaşamasına yeter. Mevcut durum böyle olmayınca bu lüks tesislerin buralara bu otelleri kurmak için; araziyi bedava almak, 50-100 yıl vergi vermemek vs gibi büyük istisnalar aldığını düşündürüyor insana. Seyşeller halkının tek avantajı bu tesislerde iş bulmak oluyor ki maalesef bu da çok fazla gerçekleşmemiş çünkü bu otellerde tanıştığımız birçok çalışanın Sri Lanka, Hindistan gibi ülkelerden geldiğini gördük.

Seyşeller bize çok tanıdık geldi. Karayibler’deki sömürge ada devletleri ile birçok ortak noktaları var. Düzen, yeşil doğa, lüks tesisler ama fakir halk bize göre ortak noktalar. Bizim bu süre içerisinde buradaki lükse ve fakirliğin varlığı ve tezatlığı dikkatimizi çekti. O kadar çok ve o kadar lüks oteller var ki sadece bunların ödeyeceği vergi 80.000 nüfuslu Seyşeller halkının krallar gibi yaşamasına yeter. Durum böyle olmayınca bu lüks tesislerin buralara bu otelleri kurmak için araziyi bedava almak, vergi vermemek vs gibi büyük istisnalar aldığını düşündürüyor insana. Seyşeller halkının tek avantajı buralarda iş bulmak oluyor ki maalesef bu da olmamış çünkü bu otellerde tanıştığımız birçok çalışanın Sri Lanka, Hindistan gibi ülkelerden geldiğini gördük.

115 irili ufaklı adadan oluşan Seyşeller’in ana adası Mahe. Praslin (Pralen okunur) ve La Digue (La Dig okunur) ise önemli diğer iki ada. Genellikle Seyşeller’e gelen turistler başkent Victoria’nın da bulunduğu ana ada olan Mahe’de kalıp bu iki adaya günübirlik gidiyorlar. Tabii tersini yapanlar da var. Eğer böyle bir düşünceniz olursa size La Digue’yi öneririz.

Seyşeller’de dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmayan bitki ve hayvan türleri koruyor hala. Seyşeller’in sembolü olan deniz Hindistan cevizi ve dev kaplumbağalar bunlardan bazıları. Dev kaplumbağalar buralara yerleşimin başladığı yıllarda her adada olmasına rağmen şimdi doğada
Dış adalardan birisi olan Aldabra atolünde ve bazı adalarda kendileri için ayrılmış yerlerde yaşıyorlar.

Seyşeller’de oteller kadar Challet adı verilen ev kiralama kültürü oldukça hakim. Bunların bir kısmı kahvaltı verirken çoğunluğu vermiyor. Ev kiralama kültürü yaygınlığı nedeniyle marketten alışveriş de çok yaygın. Marketlerde neredeyse her şeyi bulmak mümkün. Seyşeller’de neredeyse hiç Türk’e rastlanmamasına rağmen oldukça fazla Türk markası da raflarda dikkat çekiyor. Tuvalet kağıtları, makarna ve bazı temizlik ürünlerinin Türkçe ambalajları ile görünce şaşırmamak elde değil. Sadece bizim bildiğimiz anlamda yoğurt bulmak zor, onu da Greek Yoghurt olarak bulabiliyorsunuz.

Seyşellere Ne Zaman Gidilir?

Tipik bir tropik ada ülkesi olan Seyşeller’i gezmek için en uygun dönem Haziran-Kasım arası ama tüm yıl gidilebilir durumda diyebiliriz. Tropik iklim kuşağında yer aldığı için hiçbir zaman çok soğuk ya da çok sıcak olmuyor burası.

Seyşellere Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Seyşeller’e direkt sadece THY uçmakta ama aktarmalı uçuşlar tabii ki farklı havayollarından bulunabilir. İstanbul Hava Limanı’ndan yaklaşık 8-9 saat süreli bir uçuşla Seyşeller’in başkenti Victoria’nın havalimanı Mahe’ye varılıyor. Başkente yaklaşık 10 kilometre mesafede olan alandan otobüs ve taksiler ile ulaşım sağlanmakta.

Seyşeller’de Ulaşım

Seyşeller için önemli bir konu La Digue hariç her yerde kiralık araca ihtiyacınız olduğu. Eğer otel ya da Chalets de yatarım dışarı çıkmam diyorsanız (ki hiç tavsiye etmeyiz) o zaman sorun yok. Ama diğer koyları da gezecekseniz bir kiralık araca ihtiyaç var. Ortalama kiralık araç günlük ücreti 50€, otelden bir koya tek yön taksi ile gidiş 30€.

Burası eski bir İngiliz sömürgesi olduğu için sağdan direksiyon tüm araçlar yani trafik soldan. Sağdan direksiyonlu araç kullanmak zaten zor eğer aracınız normal vitesli yani manuel olursa işiniz iyice zorlaşır çünkü sol elle vites oryantasyonu çok zor. Biz manuel aldık ertesi gün değiştirdik. Trafik zor, gece aydınlatması yok, yollar dar, yolların kenarında yağmur için olduğunu düşündüğümüz arabanızın yan yatacağı kadar geniş beton kanallar var, yolların kenarımda kaldırım olmadığı için yolun kenarında sıklıkla yürüyenler oluyor ve yola fazlaca taşıyorlar. Gittiğiniz şeritte araçlar sıklıkla yolun ortasında duruyor. Zaten iki şeritli yolun bir şeridinde aracını yıkayan birine rastlamak çok garip değil. Araç park ederken hindistan cevizi ağaçlarının altına park etmemeye dikkat edin.

Adalar arasındaki ulaşım ise Coco Ferry ile sağlanıyor. Seferler genellikle Mahe-La Praslin (burada yolcu bırakıp-alıp) La Digue’ye geçiş ve tersi şeklinde. Mahe-La Praslin 1 saat, Praslin-La Digue ise 15 dk sürüyor. Sefer saatleri değişik olduğun için kendi internet sitesinden bakmanız daha iyi olur. Coco’s Ferry internet sitesi için buraya tıklayın. Coco’s Ferry’nin resmî sitesi dışında başka siteler de feribot bileti satıyor hatta daha iyiler. Coco’s Ferry’den aldığımız biletle ilgili bir konuda yazışmamız gerekti bize cevap bile yazmadılar. Seyferry ise çok daha ilgili ve organize idi.

Seyşeller’de doğa harikası plajlar dışında görülecek şey yok. Bu nedenle yazımız plajların özellikleriyle ilgili olacak.

Mahe Plajları

Anse Lazare; (ans lazar) Snorkeling için web’de önerilmesine rağmen çok deniz altı zengin değil. Sığ olduğu için yüzmek de çok zevkli değil ama çok uzun bir plaj ve granit kayalarla çok estetik bir manzarası var. Eksi tarafı ise su vs satıcısı ya da restoran cafe yok.

Anse Takamaka; (ans takamaka) Öncelikle söyleyelim “Anse” yani okunuş şekliyle “ans” plaj demek. Anse Takamaka nispeten küçük bir plaj ancak yüzme ve yürüyüş için çok uygun. Kumu çok beyaz ve güzel olan plajın açıklarında ters akıntı var dikkatli olunması lazım. Plajın sol köşede Chez Batista Villas var buranın restoranından faydalanabilirsiniz.

Anse A la Mouche; (ans ala moş) Konakladığımız Challet’in sahibi görmek istediğimiz plajlar listesinde burayı görünce “burada bazen “Sand Flies” yani kum sineği var bazen ısırıyor” dikkat edin diyerek uyardı. Biraz araştırınca bu sineğin bir tür sivrisinek olduğunu gördük ancak gözle görülmeyecek kadar küçükler ve ısırınca hastane ya da eczane yardımı almanız gerekecek kadar acı ve kaşıntı yapıyormuş. Biz de çok fazla plaj olduğu ve birbirlerine benzediklerinden burayı görmemek bir kayıp olmayacağı ve ısırık işiyle uğraşmamak için burayı listeden çıkardık.

Anse Soleil; (ans soleyl) Bu plajda da restoran bulunuyor ve yüzmeye ve snorkelinge çok uygun. Bizim favorilerimizden oldu. İkinci defa gittiğimiz tek plaj burası oldu. Restorana önem veriyoruz çünkü plajda restoran yoksa bir su satan birisini bile bulmanız mümkün değil inanılmaz bakir buralar genellikle. Burada da tün plajlarda da olmazsa olmaz 2 şey kum rengindeki yengeçler ve palmiyeler. Yengeçlerin ufak olanları neredeyse şeffaflar. Korkmanıza gerek yok çünkü siz daha yaklaşmadan onlar çoktan kumun altına kaçıyorlar.

Anse Petit; (ans pöti) Bu plaj daha doğrusu koy Four Season Otel içerisinde yer alıyor. Bu otelin özel plajı demek daha doğru olur. İçerde çok VIP bir misafir yoksa içeri alıyorlar. Eğer buraya giderseniz girişe kadar gelen golf arabası tarzı servis araçlarının gelmesini ve sizi plaja götürmesini bekleyin çünkü giriş kapısı ile plaj arasındaki yol uzun ve yokuş. Aynı şey fazlasıyla çıkışınızda da geçerli tabii ki. Burası şnorkelin için mükemmel ama yüzmek için biraz kayalık zemini. Manzara ve su rengi emsalsiz; sanırız rengi en güzel olan ve manzarası en güzel plaj burasıydı. Burada bir ek bilgi vermek istiyoruz; Seyşeller plajlarının hiçbirinde şezlong vs bulunmuyor ancak gölge yer bulmak da zor değil çünkü tüm plajlarda Hindistan cevizi ağaçları bulunuyor ve bu ağaçların gölgesi sizi bekliyor. Burada istisnai olarak şezlong ve şemsiyeler vardı. Fiyatının 120 USD olduğunu öğrenince biz yine palmiye ağacına doğru yöneldik.

Anse Port Lanuay;. Burası daha çok Baie Ternay Marine National Park’a teknelerin açılım noktası olduğu için burada çok fazla tekne var. Çok tekne oluşu nedeniyle burayı çok sevmedik ve burada denize girmedik. Plajın girişinde yerel bir yemek karavanından bir şeyler yedikten sonra buradan ayrıldık.

Beau Vallon; (bö valon) Mevsimine göre güzel olabilir bizim bulunduğumuz sırada dalgalı ve rengi güzel değildi burada sadece biraz vakit geçirip ayrıldık.

Anse Royale; Snorkeling açısından, doğal güzelliği, yüzme rahatlığı ve suyunun berraklığı açısından 10 üzerinden 10 verdik bu plaja. Plajın solunda küçük bir ada var. Onun tam karşısındaki kayalıkların arasındaki küçük plaj parçalarında güneşlenmenizi tavsiye ederiz. Plaj ile bu ada arasındaki kısım da snorkeling için en uygun ve zengin yer.

Yemek için Mahe’deki Cafe Kreol’ü şiddetle tavsiye ederiz en beğendiğimiz yemek mekanı burası oldu. Diğer alternatiflerden Le Reduit tavsiye edilebilecek bir mekân ama burayı bulmak biraz zor. Cafe-restoran olarak Surfers Beach vasatın üzerine çıkamıyor. Tüm ünlü otellerin restoranları kesinlikle güzel ama pahalı.

Praslin ve La Digue adalarını görmek için Mason ve Creol firmalarının düzenlediği gezilere de katılabilirsiniz. Island Combo adı altında satılan turlarda iki adayı aynı gün içerisinde görüyorsunuz. Biz iki adaya ayrı günlerde tam gün ayırmak istediğimiz için paket tur satın almak yerine feribot biletlerini internetten alarak adalara kendimiz gittik.

Mahe’de başkent Victoria’da görülebilecek çok fazla bir şey yok; Londra’daki Big Ben’i anımsatan saat kulesini, tipik bir Hint tapınağını ve bir camiyi görmeniz gerekiyor esas olarak.

Bizim gibi Mahe’de fazla gününüz varsa St. Anne Marine National Park’a yapılan günübirlik tekne gezilerine katılmanızı tavsiye ederiz. Değişik noktalarda balık besleme, snorkeling, yüzme molaları verilen geziye öğle yemeği dahil oluyor. Bizim katıldığımız gezide bizden başka sadece bir çift vardı ve ufak bir tekne ile yaptık geziyi. Çok güzel bir adada öğle yemeği molası verildi. Açık büfe ve BBQ şeklinde hazırlanan öğle yemeğine başka gezi tekneleri de katılıyor. Daha sonra Mayonne, Round adalarını gördük. Long adası üzerinde de drone uçuşu yaptık. Drone konusu açılmışken Seyşeller’in tümünde drone uçurmak konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor.

Mahe ana adasından sonra Praslin ve La Digue adalarına birer gün gittik.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN