Kopenhag

08.02.2018
1 görüntülenme
Kopenhag
Kopenhag

Kopenhag esasında planlarımızda yoktu. Esas planımız İzlanda gezisi ancak İzlanda’ya direkt uçuş olmadığı için öncelikle mutlaka yakın bir ülkeye uçulması gerekiyor. Biz de bu ülkelerden birisini seçerken görmediğimiz bir ülke olsun istedik ve Kopenhag’dayız. Danimarka Kuzey Avrupa’da İskandinavya’da Monarşi ile yönetilen bir ülke. Ülkede Danca ülkenin resmî dili, Almanca ve İngilizce de halk arasında geniş şekilde konuşuluyor. Din konusu ise biraz karışık. Luteren Hristiyan olarak bilinmelerine karşılık Danimarka’da yapılan bir araştırmaya göre; Danimarkalılar’ın 31%’i “Bir tanrı olduğuna”, nüfusun 9%’u “hayatımızın kaynağı olan bir ruhun veya bir hayat gücün mevcut olduğuna” ve nüfusun 19%’u “tanrı, ruh, veya bir hayat gücünün olmadığına” inanmaktadır. Yapılan başka bir araştırmaya göre ise, Danimarka dünyanın en büyük dördüncü ateist veya agnostik grubun yoğunluğuna sahip ülkesidir ki, söz konusu araştırmaya göre ülkedeki ateist veya agnostik (tanrının varlığını kabul etmeyen veya bilinemezcilerin) grubun oranı %43 ile %80 arasındadır.

Danimarka İskandinavya ülkeleri arasında en küçük olanı ama çok yeşil ve çevre bilincinin çok yüksek olduğu bir ülke. Birçok araştırmada ve ankette Danimarka değişik zamanlarda “en refah içinde ülke”, “en mutlu insanların yaşadığı ülke” ve benzeri listeler içerisine giriyor sıklıkla. Yine dikkat çeken bir konu da Danimarka’nın “Yolsuzluk Algılama Endeksi”nde, Yeni Zelanda ile birlikte 100 üzerinden 91 puanla birinci sırada yer aldığıdır (0 puan = yüksek yolsuzluk, 100 puan = temiz). Burada konu açılmışken İzlanda’nın da 1944 yılına kadar Danimarka hakimiyetinde olduğunu hatırlatalım. Birçok açıdan çok ortak kültüre sahip ülkeler Danimarka ve İzlanda.

Kopenhag ve Bisiklet

Kopenhag ise yaklaşık 5,5 milyon nüfuslu Danimarka’nın 1,3 milyon nüfuslu başkenti. Şehir ne küçük ne de büyük. Metro ve yaygın bir otobüs ağı var ama yürümeyi seviyorsanız her yere yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Her 10 kişiden 4’ünün aracı varken her 10 kişiden 9’unun bisikleti var. Her 10 kişiden 3’ünde ise kargo bisikleti adı verilen çocuk taşınan bisikletlerden bulunuyor. Bu şehirde yürümeye başladığınız an dikkatinizi çeken ilk şey bisiklet kullanımının sıklığı oluyor. Neredeyse halkın yarısı ana ulaşım aracı olarak bisiklet kullanıyor diyebiliriz. Ek bir bilgi de kişilerin 4’de 3’ü kışın da bisiklet kullanmaya devam ediyor. Tabii bu şehirde bisiklet kullanmak oldukça kolay çünkü şehirde tepe yok ve her yere ulaşan bisiklet yolları bulunuyor. Bisiklet yolları birçok yerde kaldırım ve araç yolundan daha önemli durumda. Şehirde birçok noktada kredi kartı ile bisiklet kiralama noktaları bulunuyor. Ancak bisikleti kiralayıp yollara koyulmak da o kadar kolay değil çünkü bisiklet trafiği oldukça hızlı ve yoğun. Danimarka halkı bu konuda çok hoşgörülü diyemeyiz. Kendi aralarında da trafiği aksatan, ani duran ya da yavaş gidenlere asabiyet yapıyorlar. Bu açıdan sizin de bu pozisyonda sık sık kalacağınız garanti kiralık bisikletinizle. Bisiklet yollarını hızlı bir şekilde kavramanızda yarar var yoksa gerçekten hızlı kullanılan bisikletlerle bir kazaya karışmanız hiç zor ihtimal değil. Neredeyse herkes kask takıyor, çocuklar bisiklet kullanmıyor önde ya da arkada özel oturak ya da bölmelerde oturuyor. Her kıyafetle bisiklet kullananları görebiliyorsunuz; takım elbise ile işe gidip dönen de var, gece elbisesi ile davete giden de. Eğer Amsterdam’da bulunduysanız burası ile karşılaştırılabilecek tek şehir Amsterdam’dır. Bize Kopenhag’daki bisiklet sayısı da bisiklet kullanım oranı da daha fazla geldi ama bu konuda birçok site farklı bilgiler verdiği için çok net bir şey söylemek zor.

Kopenhag’da dikkatimizi ana meydan ve büyük caddelerin girişlerine konulan büyük beton bloklar çekti. Büyük Avrupa şehirlerinde kamyon ve benzeri araçlarla yapılan terör saldırıları nedeniyle bu şekilde önlemler alınmış. Beton bloklar şehrin estetiğini oldukça bozmakta ama biz oradayken Nyvath girişindekilerin üzerleri dekoratif ahşaplarla kaplanıyordu.

Biz esasen başka İzlanda gezimiz nedeniyle buradayız. İzlanda’ya Türkiye’den direkt uçuş olmadığı için yakın ülkelerden birisinden kalkan uçaklarla ulaşabiliyorsunuz. Biz de bu alternatifler arasında Kopenhag’ı görmediğimiz için burayı seçtik. Pegasus havayolları ile İstanbul aktarmalı olarak 3 saatlik bir uçuşla Kopenhag’a vardık. Ankara’da havanın 36-38 derece olduğu bir eylül günü burada hava 14-15 derece idi. Güneş olduğunda sorun yok ama güneş olmadığında biraz üşütüyor bunun dışında yağmur görünmediği günlerde bile kısa yağmur geçişleri olabiliyor.

Havalimanından Şehre Ulaşım

Havalimanından şehre gitmek için eğer taksi ya da shuttle ayarlamadıysanız treni kullanarak Kopenhavn yani Kopenhag Merkez İstasyonuna yaklaşık 20 dakikada ve 36 DKK karşılığında ulaşabilirsiniz. Bu defa otelimiz bu istasyona yaklaşık 200 m olduğu için biz de bu yolu tercih ettik. Tren havalimanında Terminal 3’den Track 2’den kalkıyor. Eğer başka bir Terminalde indiyseniz diğer terminallere ücretsiz geçiş imkânı var. Tren biletini her yerdeki kırmızı renkli bilet otomatlarından kredi kartınız ile almanız gerekiyor. Bu makinalarda para geçmiyor. Makinaların menüsünde İngilizce seçimi var ve kullanımı çok kolay; gideceğiniz yer olarak “Kopenhag Central”i seçmeniz yeterli. Eğer metro ile değil de otobüs ile şehir merkezine gitmeyi seçerseniz 5A nolu otobüse binmeniz gerekiyor. Taksi alternatifi de var tabii ama oldukça pahalı olacaktır (300-350 DKK) bu seçeneği mecbur kalmadığınız sürece tavsiye etmeyiz.

Nerede Konaklanır

Konaklama için Merkez Tren İstasyonun da bulunduğu Vesterbro bölgesinde konaklamanız işinizi kolaylaştıracaktır. Bu bölgede çok sayıda otel bulunuyor. İstasyona yakın bir otel seçerseniz metro+yürüyerek otele kolayca ulaşabilirsiniz.

Şehri gezmek için bir haritanız olması yeterli. Bunu da otellerin çoğu size veriyor isterseniz. Esasen Kopenhag küçük bir şehir olmamakla beraber turist olarak görmeniz gereken yerler birbirinden çok uzak değil. Bu anlamda şehir sizin için küçülüyor.

Kopenhag'da ne yapılır, nereler görülür

Şehrin en önemli caddesi “Stroget” (Ostergrade). Burası yaklaşık 3,2 uzunluğunda ve araç trafiğine kapalı olan bir cadde. Aynı zamanda dünyadaki en uzun araçlara kapalı yaya bölgesi olarak biliniyor. Bu caddenin en güzel tarafı araçlarla birlikte bisiklet trafiğine de kapalı olması. Bisikletlerden nefes alabildiğiniz tek yer burası. Bisikletliler buradan sadece bisikletlerini ellerine alarak geçebiliyorlar. Ünlü mağazalardan ucuz hediyelik eşya mağazalarına, dondurmacıdan kaliteli restoranlara kadar ne ararsanız bu cadde üzerinde var. Bu cadde üzerinde Money Change ofisleri de bulunuyor. Danimarka’da Euro kullanılmıyor ve Euro kabul eden yer olursa çok düşük bir kur ile kabul ediyor. Bu nedenle DKK yani Danimarka Kuronu bulundurmanız gerekiyor. Bunun için en uygun yer Tren Garı yani Kopenhagen Central. Burada birçok Döviz Bürosu var. Bunlara sorarak uygun bir döviz bozdurma kuru bulmalısınız. Bulmalısınız diyoruz çünkü bu kısımda hiçbir standart yok; bir kısmı yüksek kur veriyor ama %13 komisyon alıyor, bir kısmı komisyon almıyor ama kuru düşük. Özetle “100 euro verince NET kaç DKK vereceksiniz” diye sormanız gerekiyor, gerisi kafa karışıklığından öteye gitmiyor.

Stroget’den konu açılmışken bu cadde biraz pusulanız gibi oluyor bir süre sonra bu nedenle birkaç defa geçebiliyorsunuz. Bu nedenle üzerindeki bazı noktaları bilmekte fayda var; İllum adlı çok katlı mağaza ilginizi mağaza olarak çekmese de 4 katındaki restoranlar ve WC ilginizi çekebilir çünkü WC çok kolay bulunmuyor. Yine bu mağazanın -1 katında Türkiye’de İstinye Park AVM’den aşina olduğumuz Eataly var ki fiyatları buraya göre makul kalıyor.

Yine Stroget üzerinde ve başka birçok noktada şubesi olan “Flying Tiger” makul fiyatlı ve orijinal ürünleri ile ilginizi çekebilir.

Kopenhag’ın önemli Kiliselerinden birisi olan “Church of Holy Ghost” caddenin ortalarında yer alıyor ve saat 12:00-16:00 arasında girilebiliyor.

Yine şehrin 3 önemli noktası olan “Tivoli” Kopenhag’ın tarihi lunaparkı, “City Hall Square” yani Şehrin Ana Meydanı ve “Copenhagen Town Hall” yani Belediye Binası bu caddenin başladığı yerde yer alıyor.

Kopenhag’da drone uçurmak yasak olduğu için şehri yukarıdan görmek için Round Tower’ı seçtik. Spiral yol şeklinde kulenin tepesine zorlanmadan çıkabiliyorsunuz. Tepede 360 derecelik bir manzarası olan Round Tower esasen astronomi gözlem kulesi. Tel korumalar görüntüyü biraz bozuyor ama yine de güzel bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Kulenin merkezinde tabandan en tepeye kadar bir merkez boşluk var, yukarı çıkarken bir noktadan aşağıya bakabiliyorsunuz. “Hollow Core” adı verilen bu çekirdek boşluğa baktığınız yer cam kaplı ama yine de korkutucu.

Kopenhag’ın en güzel değil ama belki de en ünlü yapısı orijinal adı ile “Den Lille Havfrue” ya da “Little Mermaid” ya da “Deniz kızı”. Carlsberg Biralarının kurucusunun oğlu Carl Jacobsen’in şehre armağanı olan 125 cm büyüklüğündeki heykel şehrin biraz ters bir kısmında deniz kenarına konumlandırılmıştır. Oldukça ünlü bu deniz kızı heykeline turist otobüslerinin biri geliyor biri gidiyor ve turistler önünde fotoğraf çektirme telaşında. 1913 yılında Kibritçi Kız, Karlar Kraliçesi, Küçük Deniz Kızı, Uçan Sandık gibi masal kitabı eserleri ile bilinen ünlü yazar Hans Christian Andersen’in “Küçük Deniz Kızı” eseri Kraliyet Tiyatrosu’nda sergilenirken, ülkenin bira fabrikatörü Carlsen’in oğlu Carl Jacobsen balerin Ellen Price’ı çok beğenmiş ve heykeltıraş Edvard Eriksen’den balerinin bir heykelini yapmasını istemiş. Balerin çıplak model olarak poz vermeyi reddedince, heykeltıraş model olarak balerin Ellen’in yüzünü, karısı Elin’in de vücudunu model alarak bitirmiş eserini. Eser popülerliği nedeniyle kollarının kesilmesinden boya dökülmesine, üzerine bura giydirilmesinden kaidesinden sökülmeye kadar defalarca saldırıya uğramış.

“Little Mermaid”e kadar geldiyseniz hemen yanındaki “Kastellet” yani Kopenhag Kalesini’de görmelisiniz. Kale’nin arka kapısından girip ön kapısından çıkarak şehre doğru devam edebilirsiniz. Burası görünüm ve yapılar itibarıyla bir kaleden daha çok bir kışlaya benziyor bize göre.

Gelelim Kopenhag’ın “Deniz Kızı”ndan daha ünlü tek yeri olan “Tivoli”ye. Tivoli Kopenhag’ın tarihi Lunaparkı. İçeriye 120 DKK ya da 350 DKK ödeyerek girebiliyorsunuz. 120 DKK öderseniz içerideki lunapark aktiviteleri için ayrı ayrı ödeme yapmanız gerekiyor. Eğer 350 DKK öderseniz tüm aktivitelerden bir daha ücret ödemeden faydalanabiliyorsunuz. Oldukça heyecanlı aktiviteler olduğu gelen çığlıklardan belli ama bu aletlere binmeyecekseniz bile içerisindeki bahçeler, parklar ve ortam nedeniyle buraya 120 DKK verilebilir. Zaten 120 DKK oldukça pahalı olan Kopenhag’da bir sandviç fiyatı ancak.

Eğer Nespresso makinanız varsa kapsüllerini Stroget’i kesen caddelerden biri olan Bremerholm üzerinde ve hemen yakınındaki Magasin Du Nord içerisindeki Nespresso corner’ından ülkemizin yarı fiyatına alabilirsiniz.

Eğer caddeler, mağazalar, cafe ve restaurantlar sizi sıktı ve doğa ile başbaşa kalmak isterseniz bu Kopenhag’da oldukça kolay; “Orsted Park”, “Botanical Garden”, “Kings Garden” şehirin içerisinde ve bahsettiğimiz yerlere çok yakın içerlerinde havuzları olan çok hoş parklar.

Yemek önerileri kısmında bahsedeceğimiz “Papiroen Street Food”a nasıl olsa gideceksiniz. Buradan çıkışta Kopenhag’ın serbest kısmı olarak adlandırılan “Christiana” yı görmelisiniz. Burası kokain vs satış ve kullanımının serbest olduğu çok farklı bir yer. Buradaki Nato üssü 1971 yılında kapanınca hippiler burayı mesken tutmuşlar ve adeta kendi özerkliklerini ilan etmişler. İlk başta Danimarka Yönetimi ile sorunlar yaşamışlar ama daha sonra onlar da burayı bu şekilde kabul etmişler ve şu anda buraya müdahale etmiyorlar.

Tabii ki gerçekten özerk filan değiller ama kendilerini öyle görüyorlar hatta bayrakları bile var. Kabul edersiniz ki Danimarka’yı hiçe sayan bu topluluk Avrupa Birliğini hiçbir şekilde kabul etmiyor ve kendilerine “Free State of Christiana” diyorlar. Burası düzensizliği ve uyuşturucu kullanımı ile tamamen Kopenhag’dan farklı bir yer. Amsterdam’da bile bu kadar yoğun uyuşturucu satışı görmedik. Çok tekin bir yer olmamakla birlikte çekineceğiniz bir şey yok. İstenmeyen şeylerin başında fotoğraf çekmeniz geliyor. Kişileri değil genel alanları çekmemize rağmen bir kişi çektiğimiz fotoğrafı silmemizi görene kadar başımızdan ayrılmadı. Bir kural da burada koşmamak. Birilerinin koşması “polis baskını” sanıldığı için bu kural da fotoğraf kuralı gibi girişteki tabelada yazılı. Son kural ise “Burada eğlen” kuralı. “Christianshavn” (Şehrin Eski Kısmı) da hemen buranın yanında yer alıyor ama artık bu iki kısım birbirine girmiş diyebiliriz.

“Christina”nın hemen karşısındaki kıyıda ise bir internette gördüğünüz Kopenhag manzarasının çekildiği yer olan “Nyhavn” yani Yeni Liman yer alıyor. Rengarenk evlerin kanal kenarında yan yana dizildiği Nyhavn’da kanal koyunca evlerin altlarında cafe ve restaurantlar yer alıyor. Burada iki evin ayrı önemi bulunuyor. 9 numaralı ev Nyhavn’ın en eski evi olarak biliniyor. Diğer ünlü ev de Hans Christian Andersen’in 18 yıl boyunca yaşadığı 20 nolu ev. Nyhavn’a gitmezseniz Kopenhag’a gitmiş sayılmazsınız.

Buradan kalkan gezi tekneleri ile Kopenhag Kanal gezileri yapılıyor. Limanın başındaki firma 80 DKK iken 50 m uzaklıkta aynı rotaya sahip Nero sadece 40 DKK. Bu firmayı tercih etmenizi öneririz. Özellikle Christianshavn’ın kanal tarafını ancak bu geziler esnasında tam görebildiğinizi ve anlayabildiğinizi belirtmeliyiz.

Kopenhag’daki tavsiye edilen aktivitelerden birisi de Carlsberg Bira fabrika ve müzesini görmek. Şehrin biraz ters tarafında kalan fabrikayı ziyaret etmeye birkaç defa niyetlendik ama sonunda gitmekten vazgeçtik. Eğer giderseniz bilet fiyatına içeride içeceğiniz bir bira da dahil.

Biz gitmedik ama Rosenborg Kalesi, Frederick Kilisesi, Christiansborg Sarayı, Ny Carlsberg Glyptotek, Danimarka Milli Müzesi diğer önemli noktalar.

Kopenhag’da ne yenir, nerede yenir?

Kopenhag’da yemek alternatifleri çok çok fazla. Çok fazla Cafe, restaurant var ve neredeyse hepsi dolu. Ancak birçok yemek alternatifini bir arada size sunan mekanlar da var ve buraları mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Bunlardan ilki “Torvehallerne Market”; 1 ve 2 nolu iki ayrı büyük binası olan bu market içerisinde corner mantığı ile istemediğiniz kadar alternatif mevcut. 1 nolu bina daha çok deniz mahsüllerine ayrılmış, 2 nolu bina da daha çok cafe benzeri yerleri barındırıyor gibi. Danimarka mutfağının en önemli yemek alternatiflerinden biri olan ekmek üzerine değişik malzemeler konarak yapılan bir çeşit açık sandviç diyebileceğimiz Smorrebrod’u 1 nolu binanın sağ taraf sonundaki yerde yedik, Smorrebrod için kesinlikle doğru adresti. Buradaki birçok kornerda Danimarka köftesi olarak tarif edebileceğimiz Frikadeller’i deneyebilirsiniz.

Diğer bir yemek adresi ise “Papiroen Street Food” adlı bir hangardan dönüştürülmüş ve daha çok gençlerin takıldığı mekan. Burada da size birçok alternatif sunan birçok Corner var. Biraz daha eli yüzü düzgün birisini seçmek isterseniz orası tam merkezdeki çevrili mekan. Biz girince sağdaki “Polse” isimli sosisçiyi tavsiye üzerine seçtik ve oldukça memnun kaldık. Burada da yine Danimarka mutfağına özel bir yiyecek olan “Polse”yi denedik. Polse sosis ama tadını biz biraz bizim sucuğumuza benzettik. Bir sandviçin içerisine önce bu sosisler konuyor sonra bir sürü ek malzeme ile servis ediliyor. Ek malzeme olarak parmesan ve bacon ilave ettirmenizi tavsiye ederiz.

Ayrıca Stroget üzerindeki İllum adlı çok katlı mağazanın 4. katındaki restaurantlar yine bu mağazanın -1 katındaki Türkiye’de İstinye Park AVM’den aşina olduğumuz Eataly güzel seçenekler.

Kopenhag’ın her yerine yayılmış olan Joe and The Juice adlı bir cafe zinciri var. Burada adından da anlayacağınız gibi meyve suları, kahve, sandviçler ve benzer şeyler bulabilirsiniz.

Şehrin değişik yerlerinde şubesi olan bir zincir de Original Coffee. Burada da kahve çeşitleri, pastalar ve sandviçler sizi bekliyor.

Bu arada Kopenhag’ın pahalı bir şehir olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani normal bir Avrupa şehrine göre daha fazla para harcamanız gerekiyor burada. Normal bir restoranda tek yemek 120 DKK, bira 40 DKK, Su 30 DKK, Kahve 30-40 DKK civarında.

Kopenhag’da ulaşım

Eğer çok müze ve benzeri yerlere girecekseniz ve yürümek yerine toplu ulaşım araçlarını tercih edecekseniz bir Kopenhag Kart almanız yararınıza olabilir. (https://copenhagencard.com/) Ancak bizim gibi yürümeyi düşünüyorsanız ve geziniz müze değil de bizim ki gibi sokaklar ve sokaktaki yaşam temalı ise bu kartı almanız sizin için pahalı olacaktır. Kart ücreti 24 saat 53 euro, 48 saat 74 euro, 72 saat 89 euro, 120 saat 120 euro. Bu ücrete ulaşım ve Tivoli, Round Tower, Kanal Turu, Carlsberg gibi birçok aktivasyon dahil. Tabii bunları yapabilmeniz için 72 saatlik olanı almalısınız zaten en popüler bilet de o.

Kopenhag gezimiz sırasında bir günlüğüne de Malmö’ye uğradık. Kopenhag Central’den hareket eden tren yaklaşık 30 dk sonra Malmö Central’de oluyor. Bu yazımız için tıklayın. Kopenhag’dan sonra gezimize İzlanda ile devam ettik. Gezinin bu kısmı ile ilgili yazı için tıklayın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN