Zadar

22.02.2018
91 görüntülenme
Zadar

Zagreb‘den Zadar‘a 296 km’lik bir yolu 3.5 saatte katederek ulaşıyoruz. Yol boyunca manzaranın güzelliğinin ve yeşilin sonu yok sanki. Bir de bizi etkileyen dağları delen tünellerin sayısı ve uzunluğu oldu. Kaç tünele girdik hatırlamıyorum ama en az iki tanesinin 6 km civarında olduğunu giriş tabelasında görünce şaşırmıştık. Tüm Hırvatistan otoyolları gibi tüneller de çok bakımlı, aydınlık ve güvenli. Zadar deniz kenarında küçük bir kent ve bir yarımada üzerinde kurulu eski şehiri var. Genelde konaklama alternatifleri burada değil. Eski şehirde en önemli yapı “City Forum” (Forum). Bu Roma antik kenti Adriyatik’in bu kısmındaki en büyüğüdür. İlginç bir şey vardır ki buradaki eserler yaşayan şehrin bir parçasıdır.

Herhangi bir kolonun taşın üzerine oturmayın, yatmayın diye bir tabela ya da yasak göremezsiniz. Şehrin kapılarından biri olan “Gradska vrata” en iyi ayakta kalandır ve görkemlidir ama diğer dördü de (Land Gate, Harbour Gate, Bridge Gate, St.Rocco) hala hayatta. City Sentinel (Gradska Straza) Venedikli mimarlar tarafından dizayn edilmiş rönesans tarzı bir saat kulesi. Etrafı taş bariyerlerle çevrili ve bazı yerlerinde toplar için boşluklar var. Bina şimdi çok renkli ve zengin bir Etnoğrafya Müzesi olarak hizmet vermekte. Sentinel ile aynı mimarın elinden çıkmış olan “City Lodge” kompleksi ise mahkeme, kütüphane ve konseye ev sahipliği yaparmış. Şu anda sergiler için kullanılmakta. “St.Donatus Kilisesi” Zadar magnetlerinin üzerini süsleyecek kadar şehrin sembolü bir yapı. Sirkular yapısı erken bizansı işaret ediyor. 9.yy’da yapıldığında adı “Holly Trinity” iken daha sonra ünlü rahibin adı verilmiş.

“City Walls” ise Venedik Krallığının en büyük surlarına sahiptir. Öyle ki bu yüzden hiç Türkler burayı işgal etmek istememiştir denir (gerçekçi bulmadığımızı not düşmeliyiz) “St.Anastasia’a Katedrali” 12-13. yy’da yapılmıştır ve bölgenin en büyüğü. Dalmaçyada çoğu yerde olduğu gibi çan kulesi ayrı ve çıkılmakta; çıkıldığında ise manzara çok güzel. Zadar’da adını saymaya gerek duymadığımız 20’ye yakın kilise daha var.

Zadar’ çok önemli kılan iki yapı eski şehiri oluşturan yarımadanın ucunda. Birincisi; “Sea Organ” (Dalgaların Orgu) Adanın ucuna iskeleye iskelenin altında kalacak şekilde bir org (kilise orgu gibi düşünün) tasarlanarak yerleştirilmiş. Bu org dalgaların hareketi ile melodiler oluşturmakta. Özellikle Zadar’ın güzel günbatımı ile birleşince çok hoş bir atmosfer ortaya çıkıyor. Tam bu saatlerde tüm turistler bu bölgeye toplanıyor. Bu müzik eşliğinde gün batımını seyrettikten sonra da buradan ayrılmayın çünkü bir başka güzellik bu defa güneş batınca sizi burada bekliyor olacak. Tam bu bölgedeki yaklaşık 30 m çapındaki solar enerji ile çalışan “Greeting to the Sun” adı verilen 300 çok katlı ve çok renkli ışıklı cam zemin gün boyu güneşten aldığı enerji ile gün batımından sonra dalgaların sesi ile uyumlu olarak renk oyunları yaparak ışık gösterisi sunuyor. Bu zemin üzerinde tüm turistler gibi bir fotoğraf çektirmeden ayrılanı sınırdan çıkartmıyorlar 🙂

Sadece son paragrafta yazdığımız yer bile Zadar’ı görmeniz için yeterli bir neden çünkü dünyada bu yapıların bir eşi yok.

Hırvatistan gezimizin diğer ayakları olan; Dubrovnik, Korcula, Split, Zagreb, Ston yazılarını da okuyabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN