Porto

01.01.2018
1,270 hit
Porto

Unesco Dünya Mirası listesindeki 350.000 nüfuslu bu güzel şehirde 3 gece kalmaya karar vermiştik. 5 günlük Lizbon gezimizin devamı olarak Porto’ya geçtik. Porto’ya gitmek için en makul yol tren. Farklı sınıfta trenler bulunuyor. Biz “Alfa Pendular” adı verilen wi-fi, yemek filan olan hızlı treni seçtik ve 30 euro ödedik tek yön için. Rahatlık vs çok iyiydi ama hızlı kısmı biraz yavan, bizim hızlı trenler gibi; 185 km’yi geçmedi. Çin’de, İspanya’da bindiğimiz hızlı trenlerden sonra hiç “hızlı” gelmedi doğrusu.

Tren Porto’da “Campanha” İstasyonuna geliyor, eğer “Sao Bento” İstasyonu yakınına gidecekseniz burada inip tren değiştirmeniz gerekiyor. Bizim kalacağımız ev Campanha İstasyonuna daha yakın olduğu için biz burada indik ve evin yakınında metro vs olmadığı için taksiye bindik. Taksi merkeze 8 Euro tuttu. Airbnb sisteminden kiraladığımız evin sahibi Oriana ile tanıştıktan sonra hızlıca evi tanıdık ve şehri tanımak için kendimizi sokağa attık.

Birçok gezi rehberinde Porto’nun çok ufak olduğu ve her yere yürünebileceği yazıyor. Bizim gezdiğimiz Porto hiç de öyle çok ufak değildi buna ilaveten çok inişli çıkışlı olduğu için gezmek de çok kolay değildi. Porto’nu metro sistemi bulunuyor ama duraklar turistler için çok etkin noktalarda değil daha çok Portolular için gibi. Bu nedenlerle biz Blue Bus Sightseeing’den 2 günlük tur almaya karar verdik.

Porto’daDouro Nehri”nde gezi tekneleri ile yapılan 50 dakikalık gezilerin fiyatı 10 Euro, Porto Şarabı tadımı yapılan üreticilerden birisindeki 20 dakikalık geziler de 3-5 Euro’dan alt rakama alınamıyor.
Bu ikisini de içeren Hop On – Hop Off turlar ise 19 Euro yani otobüse 5-6 euro civarı bir şey vermiş oluyorsunuz ve 48 saat kullanabiliyorsunuz. Şehrin Atlantik Okyanusu cephesinin olduğu “Foz” tarafına da gidecekseniz -ki mutlaka gitmelisiniz- bu otobüslere daha çok ihtiyacınız var. Biz Blue Bus’ı seçtik ama sonra anladık ki Yellow Bus’ın daha fazla otobüsü var. Eğer aynı fiyata aynı olanakları (şarap tadımı ve nehir gezisi dahil 48 saat 19 euro) sunuyorsa Yellow Bus’ı seçmenizi tavsiye ederiz.

Bunun dışında Porto’da taksi de çok ucuz; şehrin bir yerinden bir yerine genelde 3,90 Euro’ya açılan taksimetreler ile 5-7 Euro’ya gidebiliyorsunuz.

Porto’nun iki ana kısmı bulunuyor; Şehre uçak ya da tren ile geldiğiniz kısım ki bu kısmın nehir kenarındaki kısmına “Ribeira” deniyor, bir de nehrin karşı kısmı olan “Gaia” var. Her şey esasında Ribeira’da, Gaia’da sadece şarap üreticileri var denilebilir. Ancak Ribeira’nın en güzel manzarası Gaia’da olduğundan ayrıca Porto için şarap her şey olduğundan Gaia da çok önemli. Buradaki banklara oturun ve Ribeira’nın manzarasının tadını çıkarın. Portolular “Gaia, Ribeara manzarası için güzel” diyorlar.

Gelelim görülecek yerlere; belki de trenle geldiyseniz burada indiniz evet “Sao Bento” tren istasyonu inanılmaz güzellikteki iç seramikleri ve mimarisi ile şehrin belki de en önemli yapısıdır. Eğer burada inmediyseniz mutlaka ziyaret için gelmelisiniz. Sırtınızı Sao Bento İstasyonuna verdiğinizde arkanızda ve tepede kalan Katedral şehrin Katedrali olarak kabul edilen “Se Katedrali” dir. Se Katedrali için biraz yokuş çıkmanız gerekiyor. Bizce bu Katedrali ziyareti Gaia tarafına “Ponte de Luizi” Köprüsünün üst katını kullanarak Gaia tarafına geçişe bırakın (giriş ücretsiz) çünkü Katedral ile köprünün üstüne çıkan yol birbirine çok yakın. Porto’ya damgasını vuran bir yapı varsa o da herhalde Ponte de Luizi’dir.

İki yakayı birleştiren bu metal köprü Porto’nun ruhudur esasında. Eiffel Kulesinin tasarımcısı olan Gustav Eiffel’in danışmanlık yaptığı bir şirketin yaptığı köprüde Gustav Eifflel’in bariz etkisi hissediliyor. Köprünün üst katından metro ve alt katından ise araçlar geçiyor, yaya geçişi iki kattan da mümkün. Size tavsiyemiz yaya olarak karşı tarafa üst taraftan geçip yine yaya olarak alt kısımdan dönmeniz. Özellikle üst kattan karşıya geçerken sizi çok güzel Porto manzaraları bekliyor olacak. Yanınızda çok küçük çocuğunuz varsa dikkatli olmanızı öneririz çünkü bu kadar yüksek bir köprü için korkuluklar alçak ve korkuluk araları küçük bir çocuğun geçebileceği kadar aralık. Karşıya geçtiğinizde başınızı sol üstte çevirirseniz daha yukarıda teras gibi bir yerde bazı kişilerin olduğunu göreceksiniz. Metro hattını 100 m takip edip sola U dönüşü yaparsanız buraya çıkabilirsiniz. Burası Luizi Köprüsünün de üzerinde olduğu için manzara daha da etkileyicidir. Bu yakada bir de teleferik bulunuyor ama çıkarken de inerken de teleferik bize göre gerekli değil. Belki karşı yakaya geçiyor olsa güzel olurdu ama aynı yaka (Gaia) üzerinde ve alçaktan seyrettiği için gereksiz gördük.

Artık Gaia tarafındasınız aşağı inmek için de teleferiği seçmeyin. Teleferik istasyonunu geçtikten sonra merdivenleri kullanarak aşağı inen yola ulaşabilirsiniz. Bu yol sizi köprünün Gaia tarafındaki baş kısmına çıkarır. Buradan sonra onlarca Şarap üreticisinin mekanını görebilirsiniz. “Sandeman”, “Calem” en büyükleri ama tabii ki en büyükler en iyi anlamına gelmiyor küçük üreticilerinde de çok güzel şarapları oluyor.

Her üreticinin tadım gezileri ve tabii ki gezinin sonunda satış mağazaları var. Porto şarabı hakkında bilgi sahibi iseniz bilirsiniz “Port”, “Oporto” ya da “Vinho do Porto”olarak da geçen bu şarap bildiğiniz şaraplardan oldukça farklı; öncelikle tatlı ve alkol derecesi yüksek (%20) ve tek bir üzümden üretilmiyor, yaklaşık 40 üzümün karışımından elde ediliyor. Çok kaliteli olanlarda karışım yapılmadan şarap üretiliyor. Kesinlikle bir yemek şarabı değil, yemek öncesi alınması tavsiye ediliyor. Bunun dışında tatlı olması nedeniyle birçok kokteylin hazırlanmasında da kullanılıyor. Porto Şarabı tatlı bir şarap ama esasen elde edildiği üzüm çok tatlı bir üzüm değil, tatlılık fermantasyon esnasında katılan Brandy’den (günümüzde daha çok %30-60 alkol derecesine sahip aguardente kullanılıyor) kaynaklanıyor. Şarap tadımıma katılırsanız size uzunca bilgi verilecek ama kısaca bahsetmek gerekirse Porto Şarabı; Kırmızı üzümden ve bayaz üzümden yapılanlar olarak ikiye ayrılıyor. Kırmızı olanlar da iki ana gruba ayrılıyor; “Ruby” ve “Tawny”
“Ruby” türünde olanlar özellikle koyu kırmızı renkleri ve meyvemsi özellikleriyle dikkat çekerler.

Ruby, Reserve, Late Bottled Vintage (LBV), Vintage , Vintage Character olarak alt grupları bulunuyor.

Vintage: Port şarabının en üst kalitede olan türüdür. Senelerin mahsulünden elde edilen bir port türüdür. Şarap üretildikten sonra iki yıl dinlendirilir. Şaraplar şişelenirken daha uzun bir yıllandırmaya gidilir. Bu süre en az 10, en fazla 35 yıldır. En pahalı şaraplardır. Şarabın hangi yıla ait olduğu etiketinde ve mantarında yazar. Vintage olarak ilan edilen yıllar: 1950 -55 -60 -63 -66 -67 -70- 80- 83- 85- 91 yıllarıdır.

Ruby: Yeni ve eski portların harmanlanmasıyla elde edilir. Genelde 2-3 yıl dinlendirildikten sonra piyasaya sürülür. Ruby kırmızı şarap her zaman aynı alkol derecesinde kalıyor.

Late Bottled Vintage: Tek bir senenin mahsulünden üretilerek 5-6 yıl dinlendirildikten sonra şişelenir.

Vintage Character: Ruby türü portların daha üst kalitede olanıdır. Çeşitli yıllardaki portların harmanlanmasıyla elde edilir.

“Tawny” yani sarı-kahverengi başka bir deyişle esmer özellikte olan bu tür genelde çok sayıda şarabın karıştırılmasıyla yapılır. Fıçılarda yıllandırılan bu şaraplarda genelde ceviz, badem gibi sert kabuklu meyve tatları ve tahta bukesine rastlanabilir; Tawny , Tawny Reserve, Tawny 10 yıllık, Tawny 20 yıllık, Tawny 30 yıllık , Tawny 40 yıldan yaşlı, Tawny Colheita olarak alt grupları bulunuyor.

Tawny: Ruby türü portlardan daha uzun yıllar dinlendirilip (10-15 yıl) piyasaya sürülür. Tawny de kırmızı şarap ama yıllandıkça rengi açılıyor ve alkol seviyesi yükseliyor. Yıllandıkça dedik ama bu şarap da Ruby de yıllandırmaya müsait değil yıllandırma evde değil üretici şartlarında yapılıyor. Eğer satın aldıktan sonra yıllandırmak istiyorsanız “Reserva” almanız gerekiyor. Reserva’nın da yıllandırılırken yatay olarak saklanması ve ara sıra çevrilmesi gerekiyor. Yıllanma sonunda içinde tortu oluşuyor ve bu tortunun bir kahve filtresi ile servis edilirken filtre edilmesi gerekiyor.

White Port: Beyaz renkli sek içilen aperatif bir şaraptır. Beyaz üzümlerden yapılan “White Port” genelde biraz soğutulmuş olarak içilir. Tadı sekten çok tatlıya kadar değişir. Kırmızı türlerin ise yarım saat önce soğutulması yeterlidir.

Herhangi bir şarabı açtıktan sonra 3-4 gün içinde tüketmeniz gerekirken Tawny ve Blanco’yu açtıktan sonra tüketmek için 3 ay süreniz var.
Tüm çeşitlerin servisten önce 30 dakika soğutulması öneriliyor. Fiyatlar 5 Euro ile yüzlerce Euro arasında değişiyor. Ortalama bir porto şarabı ise 15-25 Euro aralığında bu üreticilerin mağazalarından alınabiliyor.

Bu arada eğer bavulunuzda yer yoksa ya da kapalı duty free ambalaj ile uçağa almak isterseniz Porto Havalimanında bu üreticilerin neredeyse hepsinin şarapları satılıyor. Hatta çoğu zaman daha ucuz ve bazı promosyonlar ile.

Bu arada şehri gezerken size bir tavsiye bol bol dondurma yiyin çünkü genel olarak hepsi çok güzel. Bizim favorimiz Ice Lovers’ın (Sao Bento’ya inen yokuşta) çikolatası oldu. Dondurmalar genellikle bol kepçe 1 kepçe yeterli kendinizi tutabilirseniz tabii ki.

Porto’nun çok özel mekanlarından birisiLello Kitapçısı”. Burası bir kitapçıdan çok öte esasında. Dünyada bu kadar güzel bir kitapçı var mıdır bilemiyoruz, Helezon şeklindeki merdiveni hala korunan yerdeki raylı taşıma sistemi, eski rafları ile sizi eski çağlara götürüyor. Harry Potters’ın yazarı “Rowling” buraya geldiğinde ortamdan o kadar etkilenmiş ki kitabı yazma ilhamını bu ortam vermiş. Tabii ki Harry Potter serisi burada yerini alıyor, biz Türkçe olarak sadece Orhan Pamuk kitapları görebildik. 1-2 yıl öncesine kadar buraya giriş ücretsizmiş ama 2017 itibariyle (artık bir turistik aktivasyon haline geldiği için) girişteki kırmızı kulübeden 3 Euro’ya bilet almanız gerekiyor. Eğer kitap satın alırsanız bu 3 Euro kasada düşülüyor. 2015’e kadar fotoğraf çekmenin yasak olduğu kitapçıda video-foto çekimi artık serbest.

Porto’nun merkezi neresidir? diye sorulursa cevap sanırız “Avenida dos Aliados” olacaktır. Görülmesi gereken birçok yer bu meydanın etrafına dağılmış durumda.

Porto’da önemli bir yapı da “Clerigos Kilisesi” ve Kiliseden daha ünlü olan Çan Kulesi olan “Clerigos Kulesi” (Torre de Clerigos). 76 m yükseklikteki Kuleye 240 basamakla çıkarsanız (ücretli) Porto’yu yüksekten görebilirsiniz.

Porto’nun iki yakasında da çok fazla yemek mekanı var ve genelde makul fiyatlara çok güzel yemekler servis ediliyor bu nedenle biz tavsiyede bulunmuyoruz. Siz mekan ve yemek deneyimlerinizi sayfanın en altındaki yorumlarda paylaşırsanız seviniriz. Sardine” (Sardalya), “Bacalhau” (Morina Balığı), “Franceheise” (Tost ekmeği, sosis, kaşar, jambon ile yapılan sandviçe sos dökülüyor ve üzerine az pişmiş yumurta konarak patates kızartması ile servis ediliyor) Portekiz’e ait lezzetler ama tüm dünyadan yemekler de bulunabiliyor. Sizi kalbinizin ve cüzdanınızın götürdüğü yere gidin.

Alışveriş için Portekiz’e ait ürünler satan butik mağazalar var. Onlardan alışveriş etmeniz yerinde olur aksi halde Pazar ve hatıralık eşya mağazalarının ürünleri çok çok sıradan

Bir Portekiz Horozu almadan dönmezsiniz tabii. Kredi kartı ile alışveriş yaparsanız bir konuya dikkat edin; satıcı size POS cihazını uzattığında ülkemizden farklı olarak önce yeşil onay tuşuna basılarak tutarın onaylanması gerekiyor sonra pin (şifre) giriliyor. Eğer pin ile başlarsanız tutara ekleme yapmış oluyorsunuz.

Şehrin Atlantik Okyanusuna cephe olan 3-4 km’lik kısmının adı “Foz”. Buraya otobüslerle gidebilirsiniz ya da bir bisiklet kiralayarak tüm bu yolu gezebilirsiniz çünkü şehrin düz kısmı sadece burada. Foz’un değişik yerlerinde okyanusa doğru çıkıntı yapan kayalıklarda oturmak ve okyanus manzarasının tadını çıkarmak çok keyifli. Denize girmek içinde en iyi bölge burası ama sonuçta Atlantik Okyanusu olduğu için ülkemizin denizine alışık kişilere çok cazip gelmez.

Şehrin diğer bir önemli merkezi de “Avenue Liberdade” ve onun sağ üst kısmında kalan “Rua de Santa Catarina”. Sao Bento İstasyonunun çok yakınından başlayan Liberdade iki taraflı önemli bir bulvar. Burayı çıkıp yolu sağa doğru haritanızdan takip ederseniz Catarina caddesine gelirsiniz. Burası yaya bölgesi olan bir alışveriş caddesi ve her zaman kalabalıktır. Catarina caddesi ile “Rue Formosa” caddesinin kesiştiği yerdeki “Terziler Şapeli” kesinlikle Porto’daki en güzel seramiklere sahip binadır. Çok yakında yer alan “Mercato Bolhao” ise balık, sebze, meyve vs pazarı. Ülkemizde Pazar kültürüne alışkın olduğumuz için bize çok zayıf geldi ve ilgimizi pek çekmedi. Daha çok Amerikalı turistler için şaşırtıcı olabilir. Yine Catarina caddesi üzerindeki “Majestic Cafe” çok özel ve eski bir mekan. Genellikle önünde sıra olur. Vaktiniz varsa ya da sıra olmadan yakaladıysanız iç mekanı görmek ve bir şeyler içmek keyifli olacaktır.

Tabii ki Fado; Fado’yu Lizbon’da dinlemediyseniz ya da Porto’ya bıraktıysanız bu şehirde de çok güzel Fado mekanları var. Lizbon’da Fado dinleme imkanı olmadıysa “Calem” gibi şarap üreticilerinin Fado gösterisi içeren teklifleri gibi birçok yerde Fado dinleyebileceğiniz mekanlara rastlayacaksınız. Bizim tavsiyemiz Liberdade üzerindeki “Cafe Guarany”. Cafe diyoruz ama gündüz daha çok cafe akşam ise ciddi bir restoran. Sadece Perşembe ve Cumartesi Fado dinleme imkanı var. Geçerken rezervasyon yaptırıp Fado gecesi de bir miktar iyi giyinmekte fayda var. Fado için ayrı ücret ödenmiyor akşam yemeği için menüden yemek yemeniz yeterli. Fiyatlar makul 2 kişi abartmazsanız 50 Euro’ya kalkabilirsiniz.

Lizbon gibi Porto’da da çok fazla eski, terkedilmiş, restorasyon bekleyen bina görüyorsunuz. Bu binalar bir yandan Porto’ya bir hava katarken bir yandan da “acaba tüm bu binalar restore edilse Porto nasıl olur” diye düşündürüyor.

Bizim gördüklerimiz bunlar ama Porto’da tabii ki başka görülmeye değer yerler de var; “Sao Francisco Katedrali”, Museu Arte Contemporamea (Serralves Museum), “Crystal Palace” bunlardan bazıları.

Dönüşümüz Porto “Francisco Sa Carneiro” havalimanındandı. 11 km uzaklıktaki havalimanına taksi ile gittik ve 19 Euro ödedik.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Arzu dedi ki:

    Porto yazınız o kadar faydalı oldu ki, farklı sitelerden de okuduğum ama onlarda olmayan çok pratik bilgiler var. Her şey gezecek kişi için püf notlarıyla çok net bir şekilde yazılmış. Hem yazı hem fotoğraflar o kadar güzel ki, hem gitmeden önce orayı anlamaya yarıyor hem de geziden döndükten sonra yazıyı tekrar okuyunca ve fotoğraflara bakınca, hiç gereksiz bilgi olmadan bu kadar net ve faydalı yazılabilirmiş ve gerçekten oradaki en güzel manzaraların fotoğrafları konmuş diyorsunuz. Ellerinize sağlık. Teşekkürler.

    1. Engin Ersöz dedi ki:

      👍 🇵🇹 ❤️

  2. Şen sezer dedi ki:

    11 mart’ta bir porto gezimiz olacal bir gece kalacağız.verdiğiniz bilgiler faydalı oldu.Sormak istediğim see sigting otobüsler bu mevsimde çalışıyormu.Otelimiz campana istasyonu civarı.
    Bir başka sormak istediğim konu ise yaşlı ve yürüme problemi olan bir gurup porto gezisi yapacak,herhangi bir rehberli gezi bulunma ihtimalı varmısır

    1. Engin Ersöz dedi ki:

      Evet otobüsler hep çalışıyor. Yürüme ve yaş nedeniyle bu otobüsler yeterli olur, başka bu tür bir gezi var mı bilemiyorum. İyi geziler şimdiden.

BİR YORUM YAZIN