Colmar

05.09.2018
730 görüntülenme
Colmar

Basel‘e inerek başladığımız Alsace gezimize bugün Colmar’ı görerek devam edeceğiz. Uzun bir süredir görmek istediğimiz Fransa’nın bu bölgesi “Fransa’nın Gizli Cenneti” olarak adlandırılıyordu ama bu ara o kadar popüler olmaya başladı ki artık çok gizli olduğununu söyleyemeyiz. Colmar, “Alsace Şarap Rotası” üzerinde yer alıyor ve “Alsace Şarap Başkenti” olarak biliniyor.

Colmar’ın kuruluşunun tarihi 9. yüzyıla dayanıyor. 12.yy’da “Bağımsız İmparatorluk Şehri” ünvanı olan Colmar üzerinde hep hakimiyet kurulmaya çalışılmış. Belli bir dönem İsveç daha sonra Almanya hakimiyetinde kalmış ama sonunda 1945’de Fransa kontrolüne bırakılmış.

Alsace’ın ama özellikle Colmar’ın simgesi Leylekler. Bu nedenle heryerde Leylek’lerle ilgili detaylara rastlıyorsunuz. Eğer dikkatli bakarsanız birçok çatıda yavruları ile birlikte leyleklere rastlıyorsunuz. Bazı çatılarda leylekler gelip yuva yapsın diye bazı tel çerçevelerin yerleştirilmiş olması çok hoşumuza gitti.

Alsace bölgesinin tipik bir özelliği olan dükkanın yaptığı iş ile ilgili dışında ferforje tabelası olması burada da neredeyse her yerde uygulanıyor. Mesela Fırın’ın tabelası ekmek, restoranın tabelası yemek yiyen iki kişi şeklide olabiliyor. Buna ilave olarak Colmar’da belli meslek grupları belli caddelerde toplanmış durumda. Rue de Merchants yani Tüccarlar Caddesi ve Tanners District yani Dericiler Bölgesi bunlara birer örnek.

Nereler gezilir

Colmar’ın Old Town kısmı  yani Eski Şehir oldukça küçük diyebiliriz. Biraz sonra size anlatacağımız tüm noktaları gezmek yarım gün sürüyor.

St.Martin Kilisesi

St.Martin Kilisesi

Şehrin neredeyse tam merkezindeki St Martin’s Church (Aziz Martin Kilisesi-The Eglise Saint Martin) 1235 – 1365 yılları arasında tam 130 yılda inşa edilen ve  Colmar’daki Gotik Mimarinin en önemli eseri. Zaman içerisinde restorasyonlar geçiren kilisenin en büyük ve önemli restorasyonu 1982 yılında yapılmış.

Buraya oldukça yakın olan önemli bir nokta Bartholdi Müzesi. Fransa’nın Amerika’ya hediyesi olan Özgürlük Heykelinin sahibi olan heykeltraş Frederic Auguste Bartholdi’nin büyüdüğü ev şimdi müze olarak kullanılıyor. Heykeltraşın adına bu müze haricinde Colmar’da okul ve restoran da bulunmakta. Giriş ücreti 5 euro olan müzede Özgürlük heykelinin değişik boylarda taslaklarını da görebiliyorsunuz. Çalışma saatleri: Mart-Aralık 10.00-12.00/ 14.00-18.00. Salı günleri kapalı. Bartholdi Colmar doğumlu olduğu için bu şehir açısından çok önem taşıyor.  Colmar içerisinde görülmesi gereken yerleri takip etmeniz için şehir içinde yerlerde ok şeklinde pirinç plakalar göreceksiniz.

Bu plakalar üzerinde de Bartholdi’nin büyük eseri Özgürlük Heykeli’nin resmi bulunuyor.  Büyük denilebilecek bir Özgürlük Heykeli replikası Bartholdi’nin 100. ölüm yıldönümü olan 2004 yılında onun anısına şehrin girişindeki bir kavşağa yerleştirilmiş. Yürüme mesafesi olarak biraz uzakta ama biz burayı ilgi çekici olarak gördüğümüz için aracımızla gittik. Heykel tam yolun ortasında bir kavşakta kaldığı için fotoğraf çektirmek oldukça zor. Tam kaşısında bir alışveriş merkezi yer alıyor. Oraya park ederek heykele yürümek en emniyetli yol.

Pfister Evi

Pfister Evi

Evde yaşayan  ve restorasyonlarını yapan aileden adını alan Pfister House üstündeki ahşap süslemeleri ile Colmar’ın sembol binalarında biri. 11 rue des Marchands adresinde bulunan ev 1537 yılında yapılmış daha sonra 1577 yılında da eve yeni eklemeler olmuş. Evin ilk sahibi olan ve evi yaptıran Şapkacı Ludwig  Scherer’in (daha sonra yaptığı para ticareti ile ünlenmiştir ama esasen şapkacıdır) evin ismi ile ilgisi yok. Bu isim evi tekrar restore eden ve 1841-1892 yılları arasında evde oturan Pfister Ailesinden gelmekte. Rönesans mimarisinin Colmar’daki ilk örneği olarak bilinen evin dış cephesinde İnanç ve Adaleti temsil eden figürler bulunmakta. Şu anda evin alt katında Vinum isimli bir içki mağazası bulunuyor.

Little Venice

Little Venice

Herhalde internette gördüğünüz Alsace fotoğraflarının çoğu Colmar’da onların da çoğu La Petite Venise‘de – Little Venice (Küçük Venedik) çekilmiştir.  Adını İtalya’nın Venedik şehrine benzer kanallara sahip olmasından alan bölge gerçek bir estetik harikası. Little venice esasen Koifhus’dan başlar, Fishmonger’s Bölgesi, Turenne Köprüsü ve Saint Pierre Köprüsü boyunca devam eder  Özellikle iki köprü arasında yoğunlaşan bölgede alttaki köprü daha da güzel. İlk kurulduğunda ağırlıklı olarak balıkçıların, şarap üreticilerinin oturduğu semt şimdi Colmar’ın en popüler kesimi.

Adı geçmişken Fishmonger’s Bölgesi‘nden de bahsedelim. Burası Little Venice bölgesinin solunda yer alan rengarenk evlerin olduğu bölgeye verilen isim. 1706 yılında büyük bir yangınla neredeyse buradaki evlerin tümü yanmış. 1980’lerin başında çok iyi ve kapsamlı bir restorasyon geçiren bölge restorasyon sonunda şimdiki görünümüne kavuşmuş.

Birkaç firma bu bölgede küçük teknelerle kanal turu yapıyor.  30 dakika süren bu turların ücreti 6 euro. Tur, Nisan ile Eylül arası her gün 30 dakikada bir, Ekim ile mart ayları arasında sadece hafta sonları yapılıyor. Yaklaşık 6 kişi alan küçük kayıklarla yaptığınız gezinti sırasında kayığı kullanan kişi çok fazla olmasa da Colmar ve Petit Venice hakkında bazı bilgiler veriyor. Gezinti esnasında neredeyse kayığın yüksekliği kadar yüksekliğe sahip köprülerin altından geçerken sıfıra kadar eğilmeniz gerekiyor. Turun ilk kısmında bu meşhur iki köprü arasında gezilirken ikinci yarısında turist ulaşımı olmayan yeşillikler içerisindeki bir kısmında oluyorsunuz. Bu geziye katılmadan Colmar’da böyle bir yer olduğunu tahmin edebilmek zor.

Günümüzde butik otel ve restoran olarak kullanılan Maison de Tetes (Kafalar Evi) kasabanın en ünlü yapılarından.

17.yy’da tüccar Anton Burger için Mimar Albert Schmidt tarafından Alman Rönesansı etkisinde yapılan ev evin cephesindeki 106 adet Kafa ile ünlü. Evin çatı üçgeninindeki sarmallar ve şarapçı adam heykeli 1902 yılında Bartholdi tarafından yapılmış. Ev 2012 yılında restorasyon geçirmiş.

House of Tetes

House of Tetes

Grand’Rue ve  Rue des Marchands köşesinde bulunan Koifhus yani Eski Gümrük Binası 1433 yılında planlanmış ve 1480’de tamamlanmış.  Bitişiğindeki iki bina yapıya 16.yy’da eklenmiş. 19.yy’da bir ara yıkımı planlanmış ama sonra 1895 yılında bir restorasyon yapılmasına ve binanın kalmasına karar verilmiş; Küçük Kule ve renkli çatı mozaikleri bu restorasyondan kalma.

Koifhus’a son restorasyon 2002 yılında yapılmış. Çatıdaki Rönesans stilindeki kumtaşından parmaklıklar da bu restorasyonda tamamlanmış.

Koifhus

Koifhus

Koifhus Colmar’daki en eski resmi bina niteliğinde. İki ayrı görevi varmış. Alt katta gelen ve giden malların vergi işleri yapılıyor üst kat ise milletvekilleri gibi üst düzey bürokratların toplantıları için kullanılıyormuş. Daha sonra bir ara Tiyatro daha sonra Banka, Ticaret Odası’nın binası, Katolik Okulu binası olmuş. Günümüzde halka açık etkinlikler için kullanılıyor.

Unterlinden Museum

Unterlinden Museum

1278 yılında şehre gelen Dominiklilerin Kilisesi olan Eglise des Dominicain (Place des Dominicains) Dominik Kilisesi’nin yapımına 13.yy’da başlanmış ve Kilise 14.yy’da bitmiş. Yangınlar ve tahribatlar nedeniyle defalarca restore edilen kilise bir süre de kilise dışı amaçlarla kullanılmış. Kilisenin en önemli parçası diyebileceğimiz 15.yy yapımı Altar’ı bugün yine Colmar’daki Unterlinden Museum’da sergileniyor.

Unterlinden Museum (Unterlinden Müzesi) yapısından da anlaşılacağı gibi 13. yy’da manastır olarak kurulmuş, 19. yüzyılda müzeye çevrilmiş. Prehistorik dönemden 20.yy’a kadar yaklaşık 7.000 yıllık bir döneme ait eserlerin sergilendiği müze aynı zamanda Colmar’ın en büyük müzesi. Geçici sergiler olduğu gibi Monet, Picasso, De Steal gibi sanatçıların eserleri de daimi olarak görülebiliyor.

Marche Couver

Marche Couver

Marche Couver adındaki sebze ve meyve pazarı ve bit pazarı görülmesi gereken yerler. Burada taze meyve sebze alabileceğiniz gibi içerisindeki ufak cafelerde de birşeyler yiyebilirsiniz. Pazarın içerisinden girişi olan ama Little Venice kanal kenarında masaları olan bir cafe var. Orada eğer boş masa bulabilirseniz hem makul fiyatlı hem de kanala en iyi konumu olan cafelerden birisi burası.

Colmar küçük bir yer ve heryeri yürüyerek görebiliyorsunuz ama yine de daha az yürümek isterseniz iki ayrı turistik tren var. Little White Train (beyaz) ya da Tourist Train (yeşil) ile Colmar’ı gezebilirsiniz. Beyaz Tren 7 km’lik bir parkuru 40 dakikada gezdiriyor ve 16 dilde açıklama yapan kulaklıkla şehir anlatılıyor. Unterlinden Müzesinin yanından Kütüphanenin önünden kalkan trenin ücreti ise 7 euro.   Yeşil tren de 16 dilde anlatım yaparak gezisini 35 dakikada tamamlıyor. Bu tren 6,5 euro ve Unterlinden Müzesinin yanında Kleber caddesinden kalkıyor.

Colmar’da bölge olarak bir de Tanners’ District yani Dericiler Bölgesi bulunuyor. Dericiler Sokağı’nda 17. ve 18. yüzyıllardan kalma ahşap evler bulunuyor. Bu sokak ve çevresinde dericilikle geçimini sağlayan aileler otururmuş ama şu anda böyle bir özelliği yok.

Biz gitmedik ama Oyuncak Müzesi, Doğal Tarih Müzesi, Adolph House Colmar’daki diğer görülebilecek yerler.

Ne yenir

Bizim lahmacunumuza ya da Venedik tarzı pizzaya benzeyen Tarte Flambee Colmar’ın en önemli yemeği. Biraz krema ve tercihen bölgenin peyniri olan Münster peyniri ile yapılıyor. Pizza gibi bunun da değişik malzemelerle yapılanları bulunuyor. Taş fırında yapılanını bulursanız daha iyi tabii ki. Bazı yerlerde tatlı olan tipleri de yapılıyor.

Tüm bu bölgede gürülen Bretzel‘i yani bir tür Alman Simitini  Colmar’da da göreceksiniz. Değişik malzemeler eklenerek sandviç şekline getirilenler olduğu gibi sade olanlar da var.

Colmar’a kadar gelmişken yaklaşık 90 km uzaklıkta olan Almanya’nın Kara Ormanlar bölgesini görmenizi tavsiye ederiz. Özellikle Titisee Gölü doğa güzelliği ile öne çıkıyor. İlgili yazımız için tıklayın.

Colmar’da ya da yakınındaki kasabalarda birçok Şarap Üreticisi bulunuyor. Bunlarda şarap yapımını anlatan, bağların gezilmesini sağlayan ücretli ya da ücretsiz turlar bulunuyor. Genellikle çıkışta şarap alacağınızı düşünerek turlar ücretsiz yapılıyor. Vaktinize göre bunlardan birine katılabilirsiniz. Bizim tavsiyemiz Colmar yakınındaki Stoeckle, Zimmer ve Geidon olacak. Alsace Şarap Rotası Mulhosuse’dan Strasbourg’a kadar uzanan ve yüzden fazla irili ufaklı köy, kasaba ve şehiri içeren bir rota. Bu nedenle böyle bir rotada tahmin edersiniz ki yüzlerce Şarap Üreticisi ve Bağ bulunuyor. Bu konuda bu nedenle tavsiye vermek oldukça zor.  3 şişe şarabı 10 euro’ya alabileceğiniz üreticiler olduğu gibi bir şişe şarabın yüzlerce euro olduğu üreticiler de var. Ama güzel bir Alsace şarabının ortalama fiyatı 10-15 euro aralığında diyebiliriz.

Buradan diğer Alsace kasabalarını gezmeye devam etmek için kuzeye doğru yolumuza devam ettik. ilgili yazılar için Fransa sayfamıza tıklayın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Özlem Abana dedi ki:

    Yine çok güzel bir gezi, çok güzel fotoğraflar ve harika bir gezi rehberi olmuş! Emeğinize sağlık. Paylaşım için teşekkürler.

    1. Engin Ersöz dedi ki:

      Çok teşekkür ederiz. Umarız birilerine yararı olur. Yorumlar bizi mutlu ediyor ❤️👍🙋🏻‍♂️

BİR YORUM YAZIN