Dresden

12.12.2017
808 görüntülenme
Dresden

Elbe Nehirinin kenarında kurulan bu eski Doğu Alman şehri sanat eserlerinin çokluğundan dolayı “Elbe’nin Florosansa’sı” olarak anılır. Almanya‘nın Saksonya Eyaletinin Başkenti olan Dresden 2. Dünya Savaşı sırasında çok büyük yıkıma (neredeyse %90) uğramasına rağmen tekrar eski ihtişamlı günlerine kavuşmuştur. Saksonya Krallarından Güçlü August’un Dresden’e çok şey kattığı kuşkusuzdur. August’a “Güçlü” denmesinin nedeni irice ve bir nalı eliyle ikiye ayıracak kadar kuvvetli olmasından gelmektedir. Dresden’in en önemli yapılarından birisi “Residenzschloss” dur. Residenzschloss’un içerisindeki sanat kolleksiyonu dünyanın değişik yerlerinden gelen sanat eserlerinden oluşmaktadır. Tabii ki sanata meraklı olan August’un bu sanat eserlerinin yapılmasında ve toplanmasında emeği büyüktür. Bu kompleksin içerisindeki “Dresden Armory” de yer alan “Turckishe Cammer” adı verilen Tür sanat eserlerinin bulunduğu müze bizler için özellikle çok ilgi çekici. Dünyadaki en büyük Osmanlı çadırları burada bulunuyor ve çok etkileyici. Kral August her zaman Osmanlı’ya çok ilgi duymuş ve kıyafetlerinde de bunun etkisi görülebiliyor. August Sarayda Osmanlı geceleri düzenler ve saray halkı bu günlerde Osmanlı giysileri giyermiş. Turckishe Cammer’de Osmanlı’ya ait çok görülecek şey bulunuyor; çadırlar, giysiler, sancaklar kılıç ve diğer silahlar, at koşma takımları gibi. At koşma takımlarının ahşap atlar üzerinde olması çok etkileyici bir hava yaratıyor.

Yine müzedeki çok özel loş aydınlatmada sanat eserlerini ayrı bir öne çıkarıyor ve etkileyici yapıyor. Müzenin master eseri kuşkusuz çadırlar. 20 m uzunluğunda, 8 m genişliğinde, 6 m yüksekliğindeki çadır günümüze kadar sağlam kalmış ve Osmanlı’nın ihtişamını gözler önüne seriyor. Burayı ziyaret edene kadar bu müzeden haberimiz olmamasını çok büyük bir eksiklik olarak gördük. Sanırız Türkiyeden de pek fazla kişinin böyle bir müzenin varlığından haberi yok. Fraunkirshe (Kadınlar Kilisesi ya da Church of our Lady) Dresden’in en önemli iki kilisesinden birisi. 18 yy’a ait olan kilise 2. Dünya Savaşında tek duvarı ayakta kalacak şekilde yıkılmış. Dresden’deki diğer yapılar gibi kireç taşı bloklar ile restore edilen kilisenin eski parçaları daha siyah olması ile ayırt edilebiliyor. Diğer önemli Kilise de Hofkirche’dir. Bu kilise de 2. Dünya Savaşından nasibini almış ve daha sonra restore edilmiş. Fraunkirche’nin karşısında uzanan köprü “August Köprüsü” dür. Dresden’in eski (Alstadt) ve yeni (Neustadt) yakasını biraraya getirir. Fraunkirshe’ye yakın bir bölgede “Fürstenzung” (Prensler Korteji) bulunur. 101 m uzunluğundaki duvar resmi Dresden Krallarının tümünü resmi geçit şeklinde betimler. 10 m yüksekliğindeki tabloda 35 Kral resmedilmiştir. Orjinali 19. yy’da duvara boya ile yapılan eser zarar görünce 1900’lerin başında 25.000 porselen ile tekrar resmedilmiştir. Neyse ki bu duvardaki eserin çok çok az bir kısmı 2.Dünya Savaşında zarar görmüştür. Panoda 35 Kraldan sadece Güçlü August’un kim olduğunu ayırt edebilirsiniz. Çünkü sadece rivayete göre 300 gayrimeşru çocuğu olan August’un atı cinsel organı ile resmedilmiştir..

Fraunkirshe‘nin hemen sağ karşısındaki balkon “Bruklsche Terasse” ya da Avrupa’nın Balkonu olarak adlandırılır ve 500 metrelik bu balkon Elbe Nehiri, August Köprüsü ve Kilise ile güzel bir manzaraya sahiptir. Burası özellikle yaz aylarında soluklanmak ve güzel vakit geçirmek için güzel bir yerdir. Biz kış sayılabilecek bir ayda burada bulunduğumuz için çok cazibesi yoktu. “Zwinger Sarayı” sırtınız Frauenkishe’ye verdiğinizde solunuzda kalır ve Dresden için çok önemli bir yapıdır. 18. yy’da inşaa edilen Rococco sitilindeki bu saray içerisinde “Oldmaster Picture Gallery“, Dresden Porcelain Collection” gibi önemli müzeler bulunur. Sarayın en ünlü kısmı taç kapısı olarak adlandırılan kısımdır. Saray “Theaterplatz” a bakar. Tiyatro meydanındaki Opera Binası “Semper House” 1869’da yangında, 1945’de bombardımanda, 2002’de Elbe’nin yarattığı selde büyük hasar görmüş ancak tekrar ve tekrar restore edilerek günümüze gelebilmiştir. Bizim seyahatimiz kış ayında olduğu için açıkcası Dresden’i adım adım gezemedik. Bazen yağan kar altında ağırlıklı olarak anlattığımız eski Dresden’i gezebildik. Yeni kısım işin daha sosyal, eğlenceli ve kültürel tarafı ama maalesef başka bir geziye kaldı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN