Nikaragua Hakkında Genel Bilgiler
Nikaragua, Orta Amerika ülkesidir. Orta Amerika cumhuriyetlerinin en büyüğüdür. Nikaragua, tarımsal ekonomisi, otokratik yönetim geçmişi ve bölgesel kalkınmadaki dengesizliğiyle karakterize edilir. Yerleşim ve ekonomik faaliyetlerin neredeyse tamamı ülkenin batı yarısında yoğunlaşmıştır.
Nikaragua, hem İspanyollar hem de İngilizler tarafından sömürgeleştirilen Latin Amerika’daki tek ülke olması bakımından benzersiz bir tarihe sahiptir. Nikaragua nüfusunun büyük çoğunluğu melezlerden (Avrupa ve yerli kökenli) oluşmaktadır. Başkent Managua aynı zamanda ülkenin en büyük şehri olup nüfusun yaklaşık altıda birine ev sahipliği yapmaktadır.

Sınırları
Nikaragua , kuzeyde Honduras, doğuda Karayip Denizi , güneyde Kosta Rika ve batıda Pasifik Okyanusu ile çevrilidir.
İklim
İklim, doğuda batıya göre biraz daha serin ve çok daha yağışlıdır. Pasifik yakası, Mayıs’tan Kasım’a kadar süren yağışlı bir mevsim ve Aralık’tan Nisan’a kadar süren kurak bir mevsimle karakterize edilir. Yıllık ortalama sıcaklık 27 °C civarındadır. Ülkenin Karayip yakasında, yağışlı mevsim yılın yaklaşık dokuz ayını kapsar ve kurak mevsim Mart’tan Mayıs’a kadar uzanır. Yıllık ortalama sıcaklık Pasifik yakasıyla hemen hemen aynıdır. Kuzey dağlarında sıcaklıklar daha düşüktür ve ortalama 18 °C civarındadır. Hakim rüzgarlar kuzeydoğudan eser ve yüksek platoda serin, ovalarda ise sıcak ve nemlidir.

Bitki ve Hayvan Yaşamı
Nikaragua‘nın ormanları, ticari sömürü ve ülkenin hızla artan nüfusunun yarattığı insan etkisinden muzdarip olsa da, Orta Amerika’nın en büyük ormanları olma özelliğini koruyor. Ülkenin üçte birinden fazlasını kaplayan bu ormanlar, rakım ve yağış miktarı açısından önemli farklılıklar gösteriyor. Nikaragua ormanları, değerli sedir, maun ve çam kerestesinin yanı sıra quebracho (balta kırıcı), guaiacum (bir tür demir ağacı), guapinol (reçine veren) ve muşmula (elma benzeri bir meyve üreten) gibi değerli ağaçlar da içeriyor.
Hızla azalmasına rağmen, Nikaragua’nın faunası; puma, jaguar, ocelot, margay, çeşitli maymunlar, geyik ve yaban domuzu gibi memelileri; kartal, ak balıkçıl, makav ve pelikan gibi kuşları; timsah, yılan, kaplumbağa ve kertenkele gibi sürüngenleri; ayrıca çeşitli kurbağa, balık, yumuşakça ve böcekleri içerir.

Etnik Gruplar
Avrupalı ve yerli halkların karışımından oluşan Nikaragualılar Melezler arasında Hint kökenli Amerikalılar nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Avrupa kökenli beyazlar toplam nüfusun beşte birinden azını oluştururken, Afrika kökenli insanlar, yerli halklar ve diğer gruplar birlikte toplam nüfusun yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır.
Yerli gruplar iki bölgeye ayrılmıştır: batı kıyısında az sayıda Monimbó ve Subtiava grubu ile aynı adı taşıyan batı-orta şehirde yaşayan Matagalpa (dilleri yok olmuştur) bulunurken, doğu kıyısında Miskito, Sumo ve Rama halkları yaşamaktadır. Ayrıca doğu bölgesinde yaşayan diğer gruplar şunlardır: Garifuna (eskiden Kara Karayipler olarak adlandırılan), 18. yüzyılda Doğu Karayipler’deki (Küçük Antiller) İngiliz kolonilerinden sürgün edilen Karayip halkı ve Afrikalıların torunlarıdır; Kreoller ise çoğunlukla Jamaika’dan gelen İngilizce konuşan siyahi insanlardır. Bununla birlikte, doğu kıyısında en büyük tek grubu İspanyolca konuşan melezler oluşturmaktadır.

Diller
Nikaragualıların büyük çoğunluğu İspanyolca konuşmaktadır. 1987 Anayasası ve Atlantik Kıyısı yasaları uyarınca doğu kıyı bölgeleri hariç, tüm bölgelerde tek resmi dil İspanyolcadır. Aynı yıl yürürlüğe giren Özerklik Yasası ile Miskito, Sumo, Rama ve Kreol İngilizcesi İspanyolca ile eşit statüye kavuştu. Batı kıyısında yerli diller ortadan kayboldu, ancak etkileri Nikaragua İspanyolcasındaki yer adlarında ve birçok isimde hala mevcuttur.

Din
Nikaragua’da resmi bir din bulunmamaktadır ancak Nikaragualıların yaklaşık yarısı Roma Katolikliği inancına bağlıdır. 1980’lerden beri Evanjelik Protestanlık, özellikle yoksullar arasında önemli ölçüde büyüdü ve nüfusun yaklaşık üçte birinin dinidir. Karayip kıyısında küçük Moravyalı ve Anglikan toplulukları bulunmaktadır. Daha büyük şehirlerde çok küçük bir Yahudi topluluğu mevcuttur.
Nüfusun coğrafi dağılımı
Batıdaki volkanik dağlar ve çevresindeki ovalar ve göller, ülkenin nüfusunun büyük çoğunluğunu, şehirlerinin çoğunu ve sanayisinin büyük bir bölümünü barındırmaktadır. Batıdaki orta dağların vadilerinde de önemli bir nüfus bulunmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, batı bölgesinin eski sakinlerinin çoğu, tarım yapmak, hayvancılıkla uğraşmak veya kereste kaynaklarını kullanmak için geniş ancak seyrek nüfuslu doğu bölgesine göç etti. Bölge, bazı hafif sanayi kolları ortaya çıkmış olsa da, tarım merkezi olma özelliğini korumaktadır.

Nikaragua nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kentlerde yaşamaktadır. En büyük şehir ise Managua Gölü’nün güneydoğu kıyısında yer alan Managua’dır. Diğer önemli kentler ise León ,Granada , Masaya ve Chinandega’dır. Bluefields ve Puerto Cabezas (Bilwi), Karayip kıyısındaki en büyük kasabalardır.
Bayrak
Bayrakta bulunan mavi şeritler ülkenin kıyısı bulunduğu Pasifik Okyanusu’nu ve Karayipler’i simgelemektedir. Orta bölümde bulunan beyaz şerit ise ülkenin Orta Amerika ülkesi olması dolayısıyla ülkenin kıtanın kuzeyi ile güneyi birbirine bağlamasını temsil etmektedir. Bayrağın ortasında devletin resmî arması bulunmaktadır. Arma altın sarısı üçgen içerisine konumlandırılmış, denizin ortasında yükselen beş adet volkanik dağı, oluşan gökkuşağını ve dağların üst bölümünde Frigya başlığı ile başlığın yaydığı ışığı resmetmektedir. Bu üçgen ise üstte Nikaragua Cumhuriyeti altta ise Orta Amerikayazısı ile oluşturulan daire ile çevrelenmektedir.
Nikaragua’da birçok Orta Amerika ülkesi gibi bayrağın oluşumunda Orta Amerika Konfederasyonu‘nun kullandığı bayrak örnek alınmıştır.
Ülkenin İsmi
Batı Nikaragua ve kuzeybatı Kosta Rika’da Nahua‘ların yaşadığı bir bölge olan Gran Nicoya‘nin yerli adı olan Nicanahuac‘ın konumundan gelir. Bu teoriye göre Nikaragua’nın etimolojisi, Nicarao ve agua (İspanyolca’da ‘su’ anlamına gelir) kelimelerinden oluşmuştur ve bu da ülkede bulunan iki büyük göle, Nikaragua Gölü ve Managua Gölü‘ne atıfta bulunur.

Daha önce Nikaragua adının, İspanyol fatih Gil González Dávila’nın Nikaragua’ya girişi sırasında karşılaştığı güçlü bir Nahua kabilesinin şefi olan Nicarao‘nun adından esinlenerek İspanyol sömürgeciler tarafından uydurulduğuna inanılıyordu. Bu etimoloji çoğu tarihçi tarafından güncelliğini yitirmiş olarak kabul edilmektedir. 2002 yılında, kabile reisinin gerçek adının Nicarao değil Macuilmiquiztli olduğu keşfedildi. Batı Nikaragua, Nikaraao halkı tarafından Nicānāhuac olarak biliniyordu ve çoğu tarihçi bunun Nikaragua’nın gerçek etimolojisi olduğuna inanmaktadır. Nahuatl dilinde burada Anahuac yatar anlamına gelir ve Nican (burada) ve Ānāhuac kelimelerinin birleşimidir; Ānāhuac ise atl (su) ve nahuac kelimelerinin birleşimidir; nahuac, çevrelenmiş anlamına gelen bir yer belirten kelimedir. Bu nedenle Nicanahuac’ın kelime anlamı burada suyla çevrili’dir. Etimolojinin ülkenin içindeki ve çevresindeki büyük su kütlelerine, Pasifik Okyanusu’na, Nikaragua ve Xolotlan göllerine, nehirlere ve lagünlere atıfta bulunduğu teorisine uymaktadır.
Demografik Eğilimler
Ülkedeki iç savaşta yaklaşık 30.000 kişinin öldürülmesine ve yüz binlerce kişinin yurt dışına sığınmasına rağmen, Nikaragua’nın nüfusu Sandinista yönetimi (1979-90) zamanında 2,5 milyondan yaklaşık 4 milyona yükseldi. Bebek ölüm oranlarındaki düşüş ve savaş zamanındaki bebek patlaması bunun olası nedenleri arasında yer alıyor. Savaş ayrıca iç göçü ve şehirlerin hızlı genişlemesini de tetikledi. Bu faktörler, yüksek doğurganlık oranlarıyla birlikte, ülkeyi genç bir nüfusla baş başa bıraktı. 2010’ların sonlarında nüfusun üçte birinden fazlası 15 yaşın altındaydı. Dahası, kısıtlayıcı bir politika da etkili oldu. 21. yüzyılın ilk on yılında tecavüz veya hayati tehlike arz eden gebelik durumlarında bile kürtajı yasaklayan bir politika uygulandı.

Ekonomik Durum
Nikaragua, yalnızca Orta Amerika coğrafyasının değil, dünyanın en yoksul ülkeleri arasında yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na göre, ülke nüfusunun yaklaşık yarısı yoksulluk sınırı altındadır; %80’inin günlük kazancı da 2 doların altındadır. 2.000 dolar civarında seyreden kişi başı ortalama yıllık gelirle Nikaragua, tüm Amerika kıtasında Haiti’den sonra en düşük ikinci ortalama gelir düzeyine sahip ülke konumundadır. Ülkede yoksulluğun azaltılmasına yönelik çalışmalar IMF ve Dünya Bankası endeksli olarak sürdürülmektedir. Bu ise ülkeyi içinden çıkılması oldukça zor bir kısır döngüye mecbur etmektedir. Öte yandan Venezuela ile geliştirilen iyi ilişkiler de bu ülkenin içinde bulunduğu siyasi sorunlar nedeniyle istenilen faydayı sağlamaktan uzaktır.
Ülke ekonomisi büyük oranda tekstil ve tarıma dayalıdır. İstihdamın üçte birini ve millî gelirin %15’ini karşılayan tarım sektöründe yetiştirilen başlıca ürünler kahve, şeker pancarı, mısır, muz, pirinç, tütün, susam, pamuk ve soya fasulyesidir. Ayrıca hayvancılık ve balıkçılık faaliyetleri de yaygındır.

Sanayi sektörü çok gelişmiş seviyede değildir. En önemli sanayi sahası tekstil olup başlıca ihracat kalemlerini de tekstil ürünleri oluşturmaktadır. Diğer öne çıkan sahalar madencilik, gıda işleme, kimya, makine, metal ve elektroniktir.
Ülkenin bir diğer önemli gelir kaynağı ise başta ABD olmak üzere ülke dışında bulunan Nikaragualı göçmenlerin ülkelerine gönderdikleri dövizlerdir. Bu yolla ülkeye yılda 1,5 milyar dolar civarında döviz girdisi gerçekleşmektedir.
Kültürel Ortam
Nikaragua, uzun süredir devam eden etnik ayrılıkları yansıtan zengin kültürel geleneklere sahiptir. Ülkenin batı kısmı, Latin Amerika’daki diğer İspanyolca konuşan ülkelerle kültürel olarak benzerlik gösterir. Halk gelenekleri, güzel sanat ve el sanatlarında (seramik, tekstil, ahşap ve deri el sanatları), dini törenlerde ve country müziğinde (corridos ) ifade bulur. Nikaragua’nın doğu kısmı ise, bölgedeki diğer eski İngiliz sömürgelerine benzer şekilde, daha çok Afro-Karayip havası taşır.

Günlük Yaşam ve Sosyal Gelenekler
Orta Amerika’nın büyük bir bölümünde olduğu gibi, Nikaragua’daki sosyal yaşam da aile ve kurgusal akrabalık ilişkileri etrafında şekillenir. Çoğu çocuğa vaftiz anne-baba atanır; bu kişiler çocuğun vaftiz törenini organize etmeye yardımcı olur ve çocuklukları boyunca ona rehberlik ederler. Birçok sosyal etkinlik Roma Katolik Kilisesi ile bağlantılıdır ve her Nikaragua kasabası veya şehri, koruyucu azizini onurlandırmak için yıllık bir kutlama düzenler. Bakire Meryem’in Günahsız Gebeliği (yerel olarak La Purísima olarak adlandırılır) kutlaması ülkenin en önemli bayramıdır ve dokuz günlük festival, özel evlerin kapılarına yerleştirilecek sunakların yapımını ve kasaba boyunca geçit töreni yapılacak araçların hazırlanmasını içerir.
Nikaragua’daki bir diğer gelenek ise her yıl düzenlenen El Güegüense gösteridir. El Güegüense, sömürge yönetimine karşı direnişi konu alan hicivli bir dramadır. Ocak ayında, Diriamba şehrinin koruyucu azizi San Sebastián’ın bayramı sırasında sahnelenen bu muhteşem gösteri, halk müziği , dans ve tiyatroyu bir araya getiriyor. Adını Nahuatl dilindeki güegüe (yaşlı olan) kelimesinden alan El Güegüense, Kolomb öncesi Nikaragua’da sömürgecilerin yanında itaatkar davranan, ancak arkalarından onları alaya alan güçlü bir yaşlıydı. Drama, 2005 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirasının Başyapıtı olarak tanınmıştır.

Ülke Tarihi
Nikaragua topraklarında yapılan araştırmalar, buradaki insan yerleşiminin 10.000 yıldan daha eski olduğunu ortaya koymaktadır. Yazılı kaynakların mevcut olmadığı dönemlere ilişkin veriler, yerleşimlerin özellikle Karayip kıyılarında yoğunlaştığını göstermektedir. MÖ ilk bin yıl içerisinde Meksika bölgesinden gelen kavimler bölgeye yerleşmiştir. Sömürge öncesi dönemde Nikaragua toprakları kıtanın en önemli medeniyet tecrübelerinden olan Aztek ve Maya imparatorluklarının etki alanında yer almıştır.
Nikaragua’daki sömürge faaliyetleri 1502 yılında Kristof Kolomb’un gelişi ile başlamış, 1523’te Francisco Hernandez de Cordoba öncülüğündeki İspanyollar bölgeyi tamamen ele geçirmiştir. Bu tarihten itibaren İspanyollar yerli halkı katletmeye, altın ve diğer kıymetli madenleri sömürmeye ve insanları zorla Hristiyanlaştırmaya yönelik faaliyetlerini uygulamaya başlamışlardır. Bu süreçte on binlerce kişi Avrupalı sömürgecilerin gelişi ile başlayan salgın hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiş, bir o kadarı da Peru ve Panama’daki diğer sömürge alanlarında çalıştırılmak üzere köleleştirilmiştir.

Yaklaşık 300 yıl süren İspanyol sömürge döneminin ardından Nikaragua, diğer bölge ülkeleri gibi 19. yüzyılın başlarından itibaren bağımsızlık sürecine girmiş ve 15 Eylül 1821’de bağımsızlığını ilan ederek o dönemde kurulan kısa ömürlü Meksika İmparatorluğu’nun bir parçası hâline gelmiştir. 1823’te yeni adıyla Orta Amerika Federal Cumhuriyeti’ne bağlanan Nikaragua, 1838’de tam bağımsızlığını kazanmıştır.
Bağımsızlık sonrasındaki ilk yılları iç çekişmelerle geçiren Nikaragua, 20. yüzyılın başlarından itibaren ABD tarafından defalarca işgal edilmiştir. İlk olarak 1909’da Başkan Zelaya’ya karşı girişilen isyanı destekleyen ABD, aralarında iki ABD’linin de bulunduğu 500 isyancının idam edilmesi üzerine Nikaragua’ya asker çıkarmıştır. 1927’den itibaren ABD işgaline karşı mücadele veren Augusto Cesar Sandino liderliğindeki yerli halk, 1933’te ABD’nin ülkeden ayrılması üzerine silahlı mücadeleyi bırakmış, ancak Sandino, 1934’te barış görüşmeleri sürerken Ulusal Muhafızlar’ın komutanı Anastasia Somoza Garcia’nın emri ile kaçırılarak öldürülmüştür. Sandino’nun öldürülmesinden sonra örgüte bağlı yüzlerce insan da idam edilmiştir.

1937-1979 yılları arasında ülke yönetiminde Somoza ailesi söz sahibi olmuştur. Önce Anastasia Somoza Garcia, onun 1956’da ölümü üzerine oğlu Luis Somoza ve kardeşi Anastasio Somoza Debayle ülkeyi uzun yıllar yönetmiştir. 1979’da ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşulları gerekçe göstererek Sandinistaların (FSLN) tekrar silahlı mücadeleye başlamasının ardından Somoza Debayle istifa ederek ülkeyi terk etmiş ve böylece 42 yıllık Somozalar dönemi sona ermiştir. Yakın tarihin en önemli siyasi gelişmelerinden biri olan ve Nikaragua Devrimi olarak anılan süreç, Soğuk Savaş döneminin de önemli vekâlet savaşlarından biri kabul edilmektedir. Gerek 1972 yılında gerçekleşen büyük deprem faciası gerekse kanlı devrim süreci ve çatışma ortamı nedeniyle Nikaragua âdeta harabeye dönmüştür. Sandinistler devrimden sonra yaklaşık 10 yıl ülke yönetimini ellerinde bulundurmuşlar, 1990’da yapılan seçimin kaybedilmesinden sonra da iktidardan düşmüşlerdir. Ancak Sandinistler 2007’deki seçimlerde yeniden iktidarı kazanmış, 1985-1990 yılları arasında görev yapan bir kez daha göreve gelmiştir. Ortega hâlen bu görevdedir.
