Hakkımızda
Biz Kimiz?

Maya Uygarlığı

Anasayfa » Maya Uygarlığı

Maya Uygarlığı

Maya Uygarlığı tarihi derinden etkilemiş önemli uygarlıkların başında gelmektedir. Özellikle Amerika coğrafyasını etkilemiş olan ve coğrafi keşiflerden önce büyük bir medeniyeti bu coğrafyada inşa etmiş olan Maya Uygarlığı insanlık tarihi için çok önemlidir.
Maya Uygarlığı tarihi yaşanıp bittikten sonra bile aynı coğrafyada hala korunmakta olup modern dünyada da edebiyat ve sinema gibi pek çok sektör içinde yaşatılmaya devam etmiştir. Orta Amerika‘da özellikle Meksika civarında yerleşmiş olan Maya Uygarlığı tarihi, önemi ve özellikleri bakımından birçok kişinin ilgisini çekmektedir. Peki ya dünyaya kültürel ve bilimsel anlamda çok büyük katkılarda bulunmuş Maya Uygarlığı nerede yaşadı ve kim yok etti?

Maya Uygarlığı Önemi ve Özellikleri

Maya uygarlığı dünya tarihine oldukça büyük katkılarda bulunmuş önemli bir uygarlıktır. Orta Amerika’da 2000 yıla yakın bir siyasi varlık gösteren Mayalar dünya tarihini kökten değiştirecek gelişmeleri ortaya koydular.

Mayaların oluşturduğu uygarlık pek çok çeşitli özelliğe sahipti. Genel olarak matematik ve astronomi gelişmeleri, yazı sistemi, sanat ve mimarlık, ticaret ve ekonomi, çevresel bilinç, dini ritüeller ve tüm bunlardan sağlanan devasa kültürel miras, Maya Uygarlığını tüm uygarlıklar arasında öne çıkartan özelliklerden bazılarıdır.

Maya Uygarlığı Nerede Yaşadı?

Maya Uygarlığı, Orta Amerika’nın pek çok farklı bölgesinde yaşamıştır. Bu bölgelerde büyük şehirler kuran Maya Uygarlığı’nın yerleşik olduğu esas bölgeler aşağıda sıralanmıştır: Meksika, Guatemala, Belize, Honduras

Maya Uygarlığını Kim Yok Etti?

Maya Uygarlığının çökmesindeki esas neden hala kesin olarak bilinmemektedir ve bu konu tarihçiler arasında günümüzde de birçok tartışmaya konu olmaktadır.

Tarihi belgelere bakıldığı zaman Maya Uygarlığı’nın çöküşü, birden fazla faktörün birleşmesi ile meydana gelmiş gibi gözükmektedir. Bu nedenle herhangi bir kavmin ya da devletin Maya Uygarlığına son verdiğini söylemek mümkün değildir.

Maya Uygarlığı Kökeni

Mezoamerika’nın tarihi genellikle belli çağlara ayrılır ve bu çağlara bütünüyle bakıldığında bölgedeki kültürün gelişimini görebiliriz. Bu tanım kapsamında ise bu çağlar Maya Uygarlığının ortaya çıkışı ve gelişimi bakımından yararlı olacak

Antik Çağ: MÖ 7000-2000 – Bu dönemde avcı toplayıcı kültür mısır, fasulye ve diğer sebzeleri ekip biçmeye başladı ve hayvanlar (özellikle de köpek ve hindiler) ve bitkiler büyük ölçüde evcilleştirilmeye başlandı. Bu dönemde bölgede ilk köyler ve çeşitli tanrılara adanmış kutsal alanlar ve tapınaklar kuruldu. Şimdiye dek yapılan kazı çalışmaları, köylerin MÖ 2000-1500 yılları arasında kurulduğunu gösteriyor.

Olmek Çağı: MÖ 1500-200 – Bu dönem Klasik-Öncesi Çağ ve Gelişim Çağı olarak da bilinir ve Mezoamerika’daki en eski kültür olan Olmeklerin altın çağıdır. Olmek‘ler, Meksika Körfezi boyunca yerleşim kurdular ve taş ve tuğladan devasa kentler inşa etmeye başladılar. Meşhur taş Olmek kafaları Olmeklerin heykelcilikte hayli başarılı olduğunu gösteriyor ve Şamanik dini uygulamaların da ilk izlerine bu dönemde rastlanıyor. Olmek harabelerinin devasalığı ve genişliği bu topraklarda bir zamanlar devlerin yaşadığını düşündürtüyor. Olmeklerin nereden geldiğini veya onlara ne olduğunu kimse bilmese de Mezoamerika’daki gelecek medeniyetlerinin temelini oluşturmuşlardır.

Zapotek Çağı: MÖ 600- MS 800 – Modern hâliyle Oaxaca çevresindeki bölgede, günümüzde Monte Alban olarak bilinen kültür merkezi kuruldu ve Zapotek krallığının başkenti hâline geldi. Zapotekler bariz bir şekilde Olmekler’den etkilenmişlerdi (veya muhtemelen akrabalık bağları vardı) ve onlar sayesinde yazı, matematik, astronomi ve takvimin gelişimi gibi bölgedeki en önemli kültürel ögeler yayılmıştı. Bu kültürel ögeleri daha sonra Maya düzenleyecekti.

Teotihuacan Çağı: MS 200-900 – Bu çağda büyük Teotihuacan kenti küçük bir köyden bir metropole dönüştü ve devasa büyüklük ve nüfuz elde etti. Önceleri Teotihuacan, Cuicuilco adındaki başka bir kentin rakibiydi ancak Cuicuilco topluluğu MS yaklaşık 100 yılında bir volkan patlaması yüzünden yok olunca Teotihuacan bölgenin hâkimi oldu. Arkeolojik bulgulara göre Teotihuacan önemli bir dini merkezdi ve bu dini merkez Ulu Ana Tanrıça ve eşi Tüylü Yılan’a adanmıştı. Tüylü Yılan tanrısı Kukulkan (Gucamatz olarak da bilinir) Mayalılar arasındaki en popüler tanrıydı. Güney Amerika’daki günümüzde harabe hâlinde olan çoğu kent gibi Teotihuacan da yaklaşık 900 yılında terk edilmişti.

El Tajin Çağı: MS 250-900 – Bu çağ Mezoamerika ve Maya tarihinde ayrıca Klasik Çağ olarak da bilinir. El Tajin ismi Meksika Körfezinde bulunan devasa şehir yerleşkesinin adıdır. Bu şehir Mezoamerika’daki en önemli alanlarından biri olarak görülür. Bu çağ boyunca büyük kent merkezleri kuruldu ve Maya’nın nüfusu milyonlara ulaştı. Mayalar için önemli bir top oyunu Poc-a-Toc geliştirildi ve top sahaları bölgedeki diğer kentlere kıyasla El-Tajin kentinde ve çevresinde daha çok bulunuyordu.

Kentte temsil edilen 50’den fazla etnik grup vardı ve hâkimiyet hem Maya’ya hem de Totonak’a aitti, bu yüzden El-Tajin sakinlerinin kim olduğu hâlâ gizemini koruyor.

Klasik Maya Çağı: MS 250-950 – Chichen Itza ve Uxmal gibi Yukatek Mayası’nın en büyük kentlerinin güçlenmesi bu çağda olur. Bazı bölgelerde Olmek ve Zapotek’lerin doğrudan kültürel etkilerine ve Teotihuacan ve El-Tajin’in kültürel değerlerine rastlanılabileceği gibi diğer bölgelerde de tamamen yeni bir kültürün ortaya çıktığı gözlemlenebilir. Örneğin Chichen Itza’da başka kültürlerden alınmış ögelere çokça rastlanılsa da sanat ve mimari alanlarında büyük ölçüde farklı tarzların benimsendiği görülür. Bu çağ Maya uygarlığının matematik, astronomi, mimari ve görsel sanatlarda mükemmele yaklaştığı, takvimi de düzenleyip mükemmel hâle getirdiği çağdır; Maya uygarlığının zirvesidir. Kayıtlara geçmiş en eski tarih (MS 292) Tikal kentindeki 29. Stela’da (dikili taş) bulunur, en yeni tarih (900) ise Tonina bölgesinde bulunan Stela üzerindeki bir yazıtta bulunur. Maya Uygarlığı’nın kent devletleri kuzeyde Piste’den güneye günümüzdeki Honduras’a uzanıyordu.

Post-Klasik Çağ: 950-1524 – Bu dönemde büyük Maya kentleri terk edildi. Şimdiye kadar kentlerden ve kentlerin dışındaki kırsal alanlardan yapılan göçün sebebi bulunamadı ancak mevcut ihtimaller arasında iklim değişikliği ve aşırı nüfus artışı öne çıkıyor. Bölgede yeni bir kabile olan Toltekler boş kent merkezlerini ele geçirdi ve tekrardan nüfus artışını sağladı. Bu dönemde Tula ve Chichen-Itza bölgede egemen şehirler hâline geldi. Mayalıların şehirlerinden ayrılmasının sebebinin İspanya işgali olduğuna yönelik yaygın inanış doğru değildir çünkü İspanya işgaline dek kentler zaten terk edilmişti. Üstelik İspanyolların bölgede karşılaştıkları yerlilerin kentlerdeki devasa yerleşkelerden sorumlu olduğu hakkında en ufak fikirleri yoktu. Kiçe Maya, 1524’te Utatlan Savaşı’nda mağlup oldu ve bu tarih de Maya Uygarlığı’nın sonu olarak tarihte yer etti.

Maya Takvimi

Maya sisteminde eş zamanlı kullanılan iki takvim vardır: Haab takvimi (veya medeni takvim) 365 günden oluşur. Haab 20’şer güne sahip 18 aylık bir takvimdir. Tzolkin (veya kutsal takvim) 260 günden oluşur ve bu takvim 20’şer güne sahip ayların 3 gruba ayrıldığı bir takvimdir. Bir saatin içindeki dişliler gibi Haab ve Tzolkin beraber işler ve Takvim Turu olarak adlandırılan bir turu tamamlar ancak gelecek 52 günden sonrasının tarihini hesaplayamaz. Daha uzun hesaplamalar için Uzun Hesap Takvimi olarak bilinen bir sistem geliştirilmişti. Dünyanın sonu olan 21 Aralık 2012 dolayısıyla bu sistem son yıllarda geniş çapta uluslararası ilgi gördü. Uzun Hesap Takvimi MÖ 11 Ağustos 3114’te başladığı için sonraki döngüye (Baktun olarak da bilinir) 21 Aralık 2012’de başlar.

2012 senesinden önceki birkaç yıl boyunca sayısız kaynakta, antik Maya Takvimi‘nden yola çıkarak, 21 Aralık 2012’de Kıyamet kopacağına yönelik kuvvetli bir yaygara koparıldı. Bu iddia, Türkiye de dahil olmak üzere Dünya’nın dört bir yanında biraz panik, biraz ciddi, biraz komedi, biraz endişe yarattı. Ancak hepsinden önemlisi, dikkate değer sayıda insanın bu kehaneti ciddiye alıp, buna göre hazırlık yapmasıydı. Şu anda bu satırları okuyorsanız, bu iddiayla ilgili olarak, bu türden yüzlerce kehanette bugüne kadar hep olduğu gibi, bir şeylerin çok ters gittiğinde hemfikir olabiliriz.

21 Aralık 2012 tarihinin bir son olduğuna inanan insanlar genel olarak ikiye ayrılmışlardır: Yeni bir çağ beklentisi içerisinde olanlar ve büyük kaosların yaşanmasını bekleyenler. 2009 yılında yapılan 2012 isimli Hollywood filmi sayesinde de bu korkunun giderek yayıldığını görmüştük. Türkiye’de bile insanlar, bu yıkımdan etkilenmeyeceği iddia edilen Şirince köyünde toplanmış, köydeki restoranlarda Kıyamet menüsü isimli menüler çıkartılmıştı. Elbette bu insanların bir kısmı işin eğlencesindeydi, ancak bu konuyla ilgili o kadar sayıda belgesel ve kitap çıkartıldı ki, sahte bir bilgi üzerine kendine maddi çıkar sağlayan bir sürü insanı da görebildik.

Şunu net bir şekilde belirtmekte fayda var: İnsanların, Mars gezegenine keşif aracı yollayan ve astronomi bilgileri kuvvetli olan kişilerin “21 Aralık’ta bir şey olmayacak.” sözleri yerine, tapınaklarda insan kurban eden bir antik kültürün astronomik bilgileri hakkında yazıp senaryolar üreten yazarlara güvenmeleri üzücü bir durumdur. İşin daha da düşündürücü kısmı, bu olay üzerinde bu kadar sayıda insan durduğu halde, aslında Mayaların böyle bir iddiada hiçbir zaman bulunmadıkları gerçeğini gözden kaçırmalarıdır.

Günümüze ulaşan Maya belgelerinde bu geçişin beraberinde gelen bir felaketten söz edilmez. 10 Mayıs 2012’de Guatemala’da Xultun’daki Maya sit alanında kazı çalışmaları yapan Boston Üniversitesi’nden arkeolog William Saturno ve Boston Üniversitesi öğrencisi Maxwell Chamberlain yaklaşık iki metre uzunluğa ve genişliğe sahip bir oda keşfetti. Bu odanın 800 yılından kalma olduğu ve Mayalı kâtiplerin bu odayı takvim atölyesi olarak kullandığı bulundu.

Maya takvimlerinde ayların her biri belli bir tanrı tarafından yönetilirdi ve bu tanrılar ölümsüz olduklarından her biri kendi ayının enerjisinin sürekliliğini garanti altına alıyordu. Yaşamın tamamı sonsuz bir döngü olarak görüldüğünden, Hristiyan ideolojisinde çok yaygın olan batıya özgü ‘dünyanın sonu’ konsepti Mayalı bir kâtibe muhtemelen tamamen yabancı gelirdi.

 

Kaynak: Worldhistory.org