Zimbabwe

Anasayfa » Zimbabwe

Zimbabwe

Zimbabve ya da resmî adıyla Zimbabve Cumhuriyeti, Afrika kıtasının güneyinde, denize kıyısı olmayan bir kara ülkesi. Eski adı Güney Rodezya olan ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Zambiya, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Botsvana oluşturmaktadır. Ülkenin başkenti Harare’dir. Ülkenin ismi Shona dilinde kullanılan dzimba-dza-mabwe (Türkçe: Taş evler) kelimesinden gelmiştir.

4 Countiries Quadripoints (Dünyada tek 4 ülke sınırının tek noktada kesişmesi)

İki ya da üç ülkenin sınırlarının kesiştiği çok sayıda örnek vardır, ancak toplam dört ülkenin tek bir noktada bir araya gelmesinin nadir görülen birleşimi yalnızca Zambiya, Zimbabve, Botsvana ve Namibya‘nın köşelerinin buluştuğu Afrika’da mevcuttur.

Afrika Dörtlü Sınır Noktası noktası, ülkeler arasında kesişen bir nehrin ortasında yer alıyor. Tartışmalara rağmen, dört ülkenin birbirine bu kadar yakın olması  bazı çatışmalara yol açmış.

Bu alışılmadık sınır konfigürasyonunun nedenleri Afrika Mücadelesinde yatmakta.

1880’lere gelindiğinde Britanya İmparatorluğu ve İngiliz Güney Afrika Şirketi, Cape Colony, Rodezya ve Bechuanaland da dahil olmak üzere Güney Afrika’nın çoğunu işgal etti. Alman İmparatorluğu da ayrıca 1880’lerde Afrika topraklarını, yani Alman Güney Batı Afrikası‘nı ve Alman Doğu Afrikası’nı işgal etmeye başladı. Bu iki koloni arasında Zambezi Nehri üzerinden daha verimli bir yol arayan Almanya, 1890’da İngiltere ile Heligoland-Zanzibar Antlaşması’nı imzalayarak Caprivi Şeridi adı verilen dar bir çıkıntının kontrolünü ele geçirdi. Birinci Dünya Savaşı’ndaki Güney Batı Afrika kampanyasının ardından, Güney Afrika Birliği, Caprivi Şeridi de dahil olmak üzere Güney Batı Afrika’yı ele geçirdi ve yönetti. 1960’larda, Afrika’nın sömürgeleştirilmesinden sonra, 1964’te Zambiya, 1965’te Rodezya (şimdiki Zimbabwe) ve 1966’da Botsvana da dahil olmak üzere Güney Afrika’daki geri kalan İngiliz kolonileri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Rodezya’nın 1965’te bağımsızlık ilanıyla birlikte, toprak sınırları dört noktaya çok yaklaşan dört bağımsız egemen devlet vardı: batıda Güney Afrika Cumhuriyeti (Caprivi Şeridi’ni işgal eden), kuzeyde bağımsızlığını yeni kazanan Zambiya Cumhuriyeti; doğuda bağımsızlığını yeni kazanan Rodezya; ve güneyde İngiliz Bechuanaland Koruma Bölgesi.

1970 yılında Güney Afrika (o zamanlar Namibya’yı işgal ediyordu), Botsvana’ya “Botsvana ile Zambiya arasında ortak bir sınır olmadığını” bildirdi ve dört noktanın var olduğunu iddia etti. Sonuç olarak Güney Afrika, Botsvana ile Zambiya’yı dört nokta üzerinden birbirine bağlayan Kazungula Feribotu’nun yasa dışı olduğunu iddia etti. Botsvana her iki iddiayı da kesin bir dille reddetti. Bir çatışma çıktı ve feribota ateş açıldı; birkaç yıl sonra Rodezya Ordusu, askeri amaçlara hizmet ettiğini ileri sürerek feribota saldırdı ve onu batırdı.

Ağustos 2007’de Zambiya ve Botsvana hükümetleri, feribotun yerini alacak bir köprü inşa etme konusunda anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Zambiya ile Botsvana arasında 4’lü sınır noktasına (Quadripoints) göre olmayan yaklaşık 150 metrelik kısa bir sınırın varlığı, 2006-2010 döneminde dört ülkenin tamamı tarafından kabul edildi .2014 yılında Zambia ve Botswana arasında köprü inşaa etmeleri için irtifak hakkı tanıdığı bildirildi ve Kazungula Köprüsü Mayıs 2021’de trafiğe açıldı.

Botsvana ile Zambiya arasındaki tek sınır hattının bulunduğu Kazungula’daki yaklaşık 157 metre uzunluğundaki bu sınır, İspanya ile Fas arasındaki 74 metrelik Penon de Velez de La Gomera sınır hattından sonra dünyanın ikinci en kısa sınır hattı olma özelliği taşıyor.

İklim

Ülke genel itibarıyla tropikal bir iklime sahiptir. Yazları 35 °C üzerine çıkabilen değerler ile nemli ve aşırı sıcak geçebilmektedir. Kış dönemlerinde ise kuru ve 25 °C civarı değerler ile daha ılıman hava koşullarına sahip olabilmektedir. Ülkenin büyük bir bölümünü kaplayan yüksek kesimlerde ise yaz aylarındaki sıcaklık 25 °C ile 30 °C arasında olup, kış aylarında gece -5 °C dereceye kadar düşebilen sıcaklıklar ile don olayları görülebilmektedir.

Ülkenin başkenti Harare ve civarında ise yıllık sıcaklık ortalaması 20 °C dolayında seyretmektedir. Yağmur sezonu olarak adlandırılan Kasım – Mart ayları arasındaki dönemde, ülkenin yıllık yağışının %90′ı yağabilmektedir.

Dil

Ülkenin İngilizce dilinin yanı sıra on beş resmî dili daha vardır. 2013 yılında kabul edilen yasaya göre İngilizcenin yanı sıra Shonaca, Ndebelece, Çevaca, Çibarvece, Kalangaca, Koisanca, Nambyaca, Ndau, Tsongaca, Sothoca, Chitongaca, Tsvanaca, Vendaca, Xhosaca resmî dil olarak kabul edilmiştir.

Shona dilini öğrenmek için ilk ders yukarıdaki videoda 🙂

Ülkenin resmi dillerinden biri olan ve resmî yazışmalarda da kullanılan İngilizce, sadece %2,5’ine denk gelen beyaz Avrupalılar ile melez nüfus tarafından anadili olarak kullanılmaktadır. Nüfusun geri kalanı Bantu dil ailesine ait olan Shona dilini (%70) ve Ndebele dilini (%20) anadili düzeyinde konuşmaktadır. Bunların haricinde de diğer resmî diller yerel olarak konuşulmaktadır. Şehirlerde İngilizce konuşma oranı yüksek seviyelerde olup, kırsal alanlarda daha çok diğer diller konuşulmaktadır.

Din

Ülke nüfusunun %85’i Hristiyan inancına göre yaşamakta olup, bu topluluğun %62’si dini görevlerini kilise ziyaretleri gerçekleştirerek yerine getirmektedir. Bunun haricinde Hristiyan inancı ile birlikte karışmış yerel dinlere inanan nüfus da mevcuttur.

Zimbabve içerisinde İslami inancına göre yaşayan nüfusun oranı %1’in de altındadır. Azınlık konumunda olan bu topluluğun oranı 100.000 – 120.000 kişi arasında değişmektedir. Bu toplulukta çoğunluğu İngiliz sömürge döneminde Hindistan ve Pakistan’dan gelen müslümanlar oluştururken, Mozambik ve Malavi gibi komşu ülkelerden göç ederek Zimbabve’ye yerleşen müslümanlar da mevcuttur. Ülkede en çok cami 18 adet ile ülkenin başkenti Harare’de bulunmaktadır.

Ülke Tarihi

Ülkenin eski adı olan Rodezya, Zimbabve’de ilk maden arama imtiyazını alarak bölgeyi İngiliz kolonisi hâline getiren İngiliz Cecil John Rhodes’ten gelmektedir. Bölgedeki ilk yerleşimlerin MÖ ilk bin yıl içerisinde olduğu tahmin edilmektedir. İlk sömürgecilik faaliyetleri ise 15. yüzyılda Portekizlilerce başlatılmıştır. 19. yüzyılla birlikte özellikle Avrupalı misyonerler öncülüğünde İngilizlerin bölgeye olan ilgisi artmış ve 1889’da Cecil John Rhodes’in İngiliz Güney Afrika Şirketi ilk maden arama imtiyazını almıştır. Bu imtiyazla 1890’dan itibaren bölgede gittikçe güçlenen şirketin silahlı birlikleri Zimbabve topraklarını işgal etmiştir. 1895’te bölge resmen Rodezya olarak adlandırılmış ve bu tarihten itibaren Avrupalılar bölgeye yerleştirilmeye başlanmıştır.

Ülke 1911 yılında Kuzey Rodezya (günümüzde Zambiya) ve Güney Rodezya (günümüzde Zimbabve) olarak ikiye ayrılmıştır. Özellikle Güney Rodezya 1922 yılından sonra iklim şartlarının da uygun olması nedeniyle sömürge yönetimi tarafından yerleşim kolonisi olarak kullanılmış ve Birleşik Krallık’taki fazla nüfus, suçlular vd. bölgeye göç ettirilmiştir. Verimli toprakların kullanımı tamamen İngiliz göçmenlere tahsis edilerek yerli halk verimsiz topraklara zorunlu göçe tabi tutulmuştur. 1924’te de bölgede özerk bir İngiliz kolonisi kurulmuştur

1953-1963 yılları arasında Kuzey Rodezya, Güney Rodezya ve Nyasaland (günümüzde Malavi) birleştirilerek federasyon hâline getirilmiştir. 1964’te Kuzey Rodezya ve Nyasaland’ın günümüzde var olan isimleriyle bağımsızlıklarını kazanması üzerine federasyon dağılmış, ancak Güney Rodezya İngiliz sömürge sisteminin bir parçası olmayı sürdürmüştür. Komşu ülkeler Kuzey Rodezya ve Nyasaland’da siyahi Afrikalıların çoğunlukta olduğu gruplar hükümetleri oluştururken, Güney Rodezya’da Ian Smith, ayrımcı Apartheid politikalar izleyen Güney Afrika’nın da etkisiyle beyazlardan oluşan azınlık bir grupla hükümet kurmuş ve 11 Kasım 1965 tarihinde bölgenin bağımsızlığı Rodezya adı ile ilan edilmiştir. İlk dönem Birleşik Krallığa bağlı olan ülkenin bağımsızlığı, ayrımcı politika izlendiği ve yerel siyahi Afrika halkının yeterli düzeyde temsil edilmediği gerekçesiyle İngiltere tarafından tanınmamış ve yasa dışı olarak nitelendirilmiştir.

Diğer tüm sömürge ülkelerinde olduğu gibi biçimsel olarak parlamenter demokrasiyle yönetilen (Güney) Rodezya’da siyahi yerlilerin yönetime hiçbir katılımı, katkısı olmamıştır. 1978 yılında yapılan değişikliklerle siyahi halk, ilk defa beyaz halkla eşit siyasi haklara sahip olabilmiştir. Bağımsızlık ilanı sonrası başbakan seçimle belirlenmiş olsa da devlet başkanının ülkede Officer Administering the Government of Rhodesia adı ile temsil edilen Birleşik Krallık Kralı/Kraliçesi olduğu kaydedilmiştir.

Rodezya’nın bağımsızlığının tanınmaması üzerine, Haziran 1979’da Zimbabve-Rodezya ismiyle aynı bölgede yeni bir devlet ilan edilmiş, ancak bu girişim de Birleşik Krallık tarafından kabul edilmemiş ve bölge Güney Rodezya olarak Birleşik Krallık’a bağlı sayılmıştır.

Bölge nihayet 18 Nisan 1980 tarihinde Zimbabve adıyla tam bağımsızlığına kavuşmuş, ancak diğer Afrika ülkeleri gibi sömürge sonrası dönemin getirdiği ağır sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Nitekim ülkede yaşanan sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik sorunlar nedeniyle 1990’lı ve 2000’li yıllarda ülkesini terk etmek zorunda kalanların sayısının toplamda 5 milyona ulaştığı tahmin edilmektedir.

Siyasi Yapı

18 Eylül 1980 tarihinde İngiltere’den bağımsızlığını kazanan Zimbabve, başkanlık tipi cumhuriyetle yönetilmektedir. Anayasada devlet başkanının beş yılda bir düzenlenen seçimlerle iş başına geleceği belirtilmiş olsa da Zimbabve, 1987 yılından 2017 yılı Kasım ayına kadar 30 sene boyunca Robert Gabriel Mugabe tarafından yönetilmiştir.

Kasım 2017’de 93 yaşındaki Mugabe’nin yardımcısı Emerson Mnangagwa’yı görevden alması, iktidardaki partisi ZANU-PF ile ordunun müdahalesine yol açmıştır. Gelişmeler üzerine Mugabe istifa etmek zorunda kalmış ve yerine eski yardımcısı Mnangagwa getirilmiştir. Mnangagwa, 2018’de yapılan başkanlık seçimlerini ilk turda aldığı %50,6’lık oyla kazanmıştır.

Ekonomik Durum

Oldukça zayıf bir ekonomik yapıya sahip olan Zimbabve, 1.000 doların altındaki kişi başı ortalama yıllık gelirle dünyanın en yoksul ülkelerinden biridir. Nüfusun üçte biri yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Son yıllarda hiperenflasyon sebebiyle ülke parası ciddi bir değer kaybı yaşamaktadır. Siyasi istikrarsızlık, küresel finans sistemi eliyle körüklenen kamu borçları ve dış borçlar, sömürge döneminden kalma yapısal sorunlar, altyapı yetersizlikleri, nitelikli iş gücü azlığı gibi sebepler Zimbabve’nin kalkınması önündeki en temel problemlerdir.

Esasen zengin yer altı kaynaklarına sahip olan Zimbabve’nin büyük bir ekonomik potansiyeli vardır. Dünyanın en zengin platin rezervlerinin bulunduğu ülkede, 2006 yılında keşfedilen elmas yatakları 100 yılı aşkın bir süredir keşfedilen en büyük elmas rezervi olarak kayıtlara geçmiştir. Zimbabve ayrıca elmas, nikel, kömür, krom, asbest, bakır, demir, lityum, kalay ve vanadyum gibi yer altı kaynaklarına da sahiptir ancak sömürge döneminden itibaren bölgenin zenginlikleri başta İngiltere olmak üzere Batılı devlet ve şirketlerce kullanılmakta, Zimbabve halkı ise büyük bir yoksulluk içerisinde hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

Türkiye-Zimbabve İlişkileri

Türkiye ile Zimbabve arasındaki ilişkiler yakın geçmişe kadar sembolik düzeyde kalmış, ancak Türkiye’nin son yıllarda Afrika’ya yönelik açılımları kapsamında Zimbabve ile ilişkiler de güçlendirilmeye başlanmıştır. Bu kapsamda ülkemiz 2011 yılında Harare Büyükelçiliği’ni, Zimbabve de Ekim 2019’da İstanbul Büyükelçiliği’ni hizmete açmıştır.

Müslümanların Durumu

Bölgenin İslamiyet’le tanışması 11. yüzyıldan itibaren Doğu Afrika kıyılarına seyahat eden ve oradan da kıtanın iç bölgelerine yönelen Müslüman tacirler aracılığıyla olmuştur. İlerleyen yüzyıllarda tasavvuf ehlinin de bölgeye seyahatler gerçekleştirdiği bilinmektedir ancak Zimbabve’nin görece kıtanın iç kesimlerinde olması ve zorlu ulaşım koşulları sebebiyle bu münasebetler sınırlı düzeyde kalmıştır.

Ülkedeki Müslümanların çoğunluğu 19 ve 20. yüzyıldaki İngiliz sömürge döneminde Hindistan ve Pakistan’dan gelenlerden oluşurken, Mozambik ve Malavi gibi komşu ülkelerden göç ederek Zimbabve’ye yerleşen Müslümanlar da mevcuttur. Ülkedeki Müslümanların oranına ilişkin %1 ile %10 arasında değişen rakamlar verilmektedir.
Hemen her şehirde Müslüman azınlık bir grubun yaşadığı Zimbabve’de, pek çok cami vardır ancak ülkenin içinde bulunduğu mevcut olumsuzlukların da etkisiyle Müslümanların huzurlu ve rahat bir ortama sahip olduklarını söylemek zordur. Özellikle son yıllarda pompalanan İslamofobi, ülkede azınlık durumunda olan Müslümanlar için çeşitli sıkıntılara sebebiyet vermektedir.